Back To Top
Türkiye bunu atlatır

Türkiye bunu atlatır

 - Son Güncelleme: 08.08.2018 Çarşamba 11:22
Türkiye bunu atlatır
- A +

Türkiye’nin girdiği yüksek kur-faiz-enflasyon kıskacına karşın uluslararası yatırımcılar krizin aşılabileceği konusunda umutlu. Finans ve kamu maliyesinin halen güçlü olduğuna dikkat çeken Japon Kredi Derecelendirme Kuruluşu, krizden çıkış reçetesinin Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve uluslararası ilişkilerde normalleşmede olduğuna işaret ediyor.

Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşanan dalgalı ve yüksek seyir karşısında değerlendirmelerde bulunan Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR’in Başkanı Orhan Ökmen, Türkiye ekonomisinin seçim öncesinden bu yana çok boyutlu bir çalkantının içerisine girdiğini belirtti. Başkan Ökmen, Türkiye’nin uluslararası hukuktan uzaklaştığı algısı bitmediği sürece piyasalardan çıkış olacağını ve TL üzerindeki baskının süreceğini ifade etti.

18-08/08/screenshot_2.jpg

JCR, kamu finansmanının sürdürülebilir olduğunu, mali finansal esnekliğin sağlığını koruduğunu, politik risk ve belirsizlik alanlarındaki oynaklığın yüksek olmasına rağmen iş ortamının ve rekabetçilik alanlarının hala istikrarlı olduğunu düşünüyor. Ökmen “Ancak Türkiye’nin makro ekonomik ve dış finansman alanlarında yapısal sorunları bulunmaktadır. Bankacılık sektörü, kazanç/karlılık kalitesi, likidite/sermaye yeterliliği, piyasa risklerine karşı duyarlılığı açılarından ülke notuna tampon olma gücünü ve yatırım yapılabilir seviyedeki mali yapısını korumaya devam etmektedir. Ancak, bankacılığın finansal sağlamlığı istikrarını korumakla ve finansal kırılganlığa dayanma gücü hala yüksek olmakla beraber ABD yaptırımlarının sebep olacağı fonlara erişim engeli önemli bir tehdit olacaktır” dedi. Politik risk ve belirsizlik alanlarındaki oynaklığının yüksek olmasının temel sebebini ise Türkiye ekonomisinde yapısal, siyasal ve yargı ile ilgili sorunlarının bulunmasına bağlayan Ökmen, siyasi ve jeopolitik gelişmeler ekonomik performansı ve kurumsal bağımsızlığı zayıflattığını aktardı. Türkiye ekonomisi seçim öncesinden bu yana çok boyutlu bir çalkantının içerisine girmiştir. Seçim öncesi; rekor kıran kamu harcamaları, genişletilen krediler, ertelenen kamu zamları ve tüm bunların bir sonucu olarak zirveye çıkan enflasyon, sürekli artan cari açık, TL varlıklarına yönelik risk iştahının azalması, devam eden sermaye çıkışları Türk ekonomisinin seçim sonrasına sarkan özetidir.

YAPTIRIMLARIN DEVAM ETMESİ DURGUNLUK YAPABİLİR

Orhan Ökmen “ABD tarafından Türkiye’ye karşı şimdilik sembolik olarak uygulanan yaptırımların devam etmesi ve daha da genişletilmesi, Türkiye ekonomisinin ödeme krizine ve durgunluğa girme olasılığını yükseltmektedir. Türkiye’nin batı yaptırımlarına maruz kalmış olması, parasal aktarım mekanizmalarının işlevsizliğini ve ödemeler dengesi ile para krizini kaçınılmaz kılacaktır. Net Döviz rezervlerinin yetersiz olduğu, ekonominin aşırı ısındığı, bağımsız kurumların ve teknokratların kurumsal ve operasyonel bağımsızlıklarının azaldığı, dış borç seviyelerinin ve uluslararası sermaye hareketlerine bağımlılığın oldukça yüksek olduğu bir konjonktürde, Türkiye’nin batı yaptırımlarına maruz kalmış olması, ekonomik sonuçlarının yanından sosyal ve toplumsal yansımaları da olan ciddi bir ödemeler dengesi ve para krizi kaçınılmaz bir sonuç haline gelecek, parasal aktarım mekanizmaları daha da bozulacaktır” dedi.

BAĞIMSIZLIK GARANTİ ALTINA ALINMALI

“Türkiye’nin, olası bir sosyo ekonomik bir krizden kaçınmak için bir an evvel ABD ve AB ile ilişkilerini düzeltmesi, AB ve ABD karşıtlığına ilişkin iç ve dış politikalarda yer alan hususları yeniden analiz etmesi, yatırımcı güvenini yeniden kazanması ve Merkez Bankası’nın ve kabine üyelerinin bağımsızlık güçlerinin kurumsal olarak garanti altına alınması gerekmektedir” diyen Egemen Ökmen “Türkiye’nin temel fonlama ihtiyacının tamamını, batı piyasalarının dışında kalan ülkelerden sağlama olasılığı bulunmamaktadır” diye konuştu.

DIŞ SERMAYE GİRİŞİNDE SORUN YOK

IIF İcra Direktörü Hung Tran, Türkiye’de faiz oranlarının, yatırımcıyı çekmek için yeterli bir seviyede olduğunu belirterek “Şu an için Türkiye’ye bu yıl 51.3 milyar dolarlık sermaye girişi olacağı beklentimizi koruyoruz” dedi.

Türkiye ekonomisi ve finansal piyasalarına yönelik de değerlendirmelerde bulunan Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) İcra Direktörü Hung Tran, yüksek enflasyon ve faiz ortamının oldukça müsait olduğunu ekledi. Tran “Türkiye’de faiz oranları, yatırımcıyı çekmek için yeterli bir seviyede ancak, yatırımcılar açısından Merkez Bankası’nın hangi seviyelerde ne kadar kalacağı önemli. Çünkü uzun süre yüksek faiz oranları seviyelerinde kalınması, ekonomik büyüme ve faaliyet üzerinde negatif bir etki yaratacaktır. Biz mevcut koşullar altında şu ana kadar Türkiye’ye iyi bir sermaye girişi olduğunu düşünüyoruz. Ancak girişler dış borçlanma gereksinimini karşılayacak kadar güçlü değil. Bu yüzden döviz rezervleri ve lira üzerindeki baskı devam ediyor” diye konuştu. Tran “Biz şu an için Türkiye’ye bu yıl 51.3 milyar dolarlık sermaye girişi olacağı beklentimizi koruyoruz. Bununla birlikte sermaye girişi kalitesi ve sağlamlığının geçen yıla göre çok azaldığını söyleyebilirim. Dolayısıyla beklentimizi koruyoruz ancak sermaye girişlerinin kalitesinin oldukça düşük ve daha spekülatif olduğunu belirtmek istiyoruz” dedi. FED, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) para politikaları arasındaki senkronizasyonun ne ölçüde olup olmadığının önem taşıdığını vurgulayan Tran, şimdiye kadar üç merkez bankasında da farklı bir normalleşme hızı görüldüğünü, bu durumun tahvil faizleri ile dolar üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığını söyledi.      

PARASAL DARALMA İYİ OLMAYABİLİR

Hung Tran, 3 büyük merkez bankasının parasal daralma uygulamasının, gelişmekte olan ülkeler için iyi olmayabileceğini düşündüklerini aktararak, şu değerlendirmeleri yaptı: “Bu nedenle son yıllarda gelişmekte olan ülke piyasalarında daha fazla volatilite görüldü. Ben, gelişmekte olan piyasalarda volatilitenin büyük ihtimalle süreceğini ve izlenmesi gereken en önemli tarihin ECB’nin normalleşme sürecine gireceği bu yılın sonu ve 2019 olacağını düşünüyorum. Bu süreç, tahvil faizleri ile gelişmekte olan ülke piyasalarına sermaye girişlerini biraz daha fazla negatif etkileyecektir. Bununla birlikte sermaye akımları açısından kilit soru, hangi ülkelerin politika üretme ve kurumların dayanıklılığı açısından daha ciddi dengesizlikleri karşılayabilecek göstergelere sahip olduğu olacaktır.”     

DAHA İSTİKRARLI BİR DOLAR

ABD tarafında daha sıkı bir para politikasının dolardaki güçlenmeyi sürdürebileceğine işaret eden Hung Tran, normalleşmeyle birlikte gelişmiş ülke merkez bankaları uygulanan para politikaları arasındaki farkın azalacağını, istikrarlı bir dolar öngördüklerini söyledi. Tran, Çin varlık fiyatlarındaki sert düşüşün krize dönüşebileceğini belirterek “Ülkeler arasındaki ticaret, yatırım ve borç verme bağlantısındaki artış dolayısıyla, Çin’de kriz gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemli” dedi.      

'DALGALANMALAR ER GEÇ DURACAK'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin siyasi istikrarı ve somut hedefleri olan bir ülke olduğunu belirterek “Finansal piyasalarda yaşanan ve ekonomik temellerle izah edilemeyecek dalgalanmalar er geç durulacaktır” ifadesini kullandı. Yılmaz “İthalatı ikame edici projelerin yanı sıra daha çok mal ve hizmet ihracatı ile cari açığı azaltarak sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek, finansal spekülasyonlara karşı bünyemizi güçlendireceğiz” dedi.

Yükleniyor...

 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN