Kent hayatından sıkılan ve doğal yaşamaya karar veren Aldemir, köyde vatandaşların ‘Tosun besle’ fikrine karşı, 210 kaz besleyerek çiftçiliğe farklı bir boyut kazandırdı.

Iğdır başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde 32 yıl boyunca sınıf öğretmenliği yapan Halit Aldemir, 1 ay önce emekliye ayrılınca ailesiyle birlikte köyüne dönme kararı aldı. Uzun süre yaşadığı şehrin gürültüsünden sıkılan emekli öğretmen Aldemir, doğup büyüdüğü Ağrı’nın Taşlıçay ilçesine bağlı Aşağı Toklu köyüne döndü. Köyde baba evini onararak tamamen doğal yaşamaya karar veren ve evinde televizyon bulundurmayan Aldemir, evin çevresinde bulunan çayırında kaz beslemeye başladı. Köyde bir ilki gerçekleştiren emekli öğretmen köylülerin "Tosun besle kurbanlıkta satarsın, iyi para kazanırsın, boşuna kaz besliyorsun" fikrini dinlemeyerek beslediği kazların sayısını arttırdı. Sayıları 210’u bulan kazlar ve yavruları emekli öğretmen tarafından gün boyunca otlatılıyor. Kendini kazlara adayan hayvan sever öğretmen Aldemir, sabahın erken saatlerinde ahırdan çıkardığı kazlara yem vererek çayırda otlatıyor. Kazlara adeta çobanlık yapan Aldemir, çoğu zamanda onları eline alarak seviyor. Kazlarla dostluk kurarak izlerini süren Aldemir, gün batımında kazlara yem vererek dinlenmeleri için ahıra bırakıyor. Kazlarla tek tek ilgilenen ve onları çok seven Aldemir, evinin girişine yaptığı kaz heykeli ile yeni mesleğini ne kadar çok sevdiğini vatandaşlara göstermiş oluyor.

"Köy hayatını ve doğal hayatı sevdiğim için buraya yerleştim"

Kendisine ait çayırında kazları otlatan emekli öğretmen Halit Aldemir, şehir hayatının kendisini çok sıktığını söyledi. Doğayı sevdiğini ve köyde yaşamak istediğini belirten Aldemir, "Özellikle köy hayatını ve doğal hayatı sevdiğim için buraya yerleşmeyi uygun gördüm. 210 tane kaz var, bunları damızlık olarak beslemeyi düşünüyorum. İlkbahar aylarında yumurta ve civciv üretimi üzerinde yoğunlaşabilirim. Aslında neler yapacağımı önümüzdeki yıl belirlemiş olacağım. Burada hava şartları özellikle kışın soğuk odluğu için ördek, tavuk ve hindi beslemek zor, sıcak ortam olması lazım. Benim burada çok iyi bir ortamım bile yok, hatta kümes bile eski ve ahırdan bozma bir yer ve benim değil. Orada sıcak bir ortam sağlayamayacağım için kaz besleyebilirdim. O yüzden kaz beslemeyi tercih ettim. Sayılarını arttırmak ve üretimi daha da arttırmak için uygun şartlarda büyük bir kümes olması gerekiyor. Bunun içinde destek sağlayan kurum ve kuruluşlara başvuracağım. Umarım destek alırım ve bu işi başarı ile sürdürürüm” dedi.

"Farklı hayvanlarla da besicilik yapılabileceğini göstermiş oldum"

Kaz beslemeye başladığında köylülerin tepkisiyle karşılaştığını ancak kendi düşündüğünü hayata geçirdiğini ifade eden Aldemir, “Köylülerin tepkisi oldukça ilginç. Diyorlardı ki, ‘3-5 koyun, tosun alsaydın. Bunlar bir gün uçar gider’ ve benzeri kendilerinden uzak bir iş olduğu için tepkileri buydu. Benimsedikleri yok. Aynı zamanda da köyde bir ilki gerçekleştirdim. Aslında maksadım köyde bir ilk olup öncülük etmek. Ben öncülük yapıp kaz beslemeye başladım, belki başkası da tavuk ve hindi beslerler. Farklı hayvanlarla da besicilik yapılabileceğini göstermiş oldum. Aynı zamanda kaz siparişleri de başladı. Lokanta işletmecisi benden 100 kaz istedi, başka isteyenlerde oluyor. Ancak bu yıl 200 kazımız damızlık olacağı için satmayacağım. Sabah erken kazlara arpa ve buğdayı karıştırarak veriyorum. Ayrıca karpuz ve kavun kabuklarını da ufak ufak doğrayıp kazlara veriyorum. Gün boyu çayırda otluyorlar. Akşamda yem verip içeri alıyorum. Kazları tilki ve köpek saldırılarından korumak için gün boyu başlarında bekliyorum. Çobanlık yapmazsanız zayiat verirsiniz” şeklinde konuştu.

AĞRI/İHA


(FOTOĞRAF)