MİKDAT KARAALİOĞLU/ALMANYA

Başbakan Angela Merkel (CDU) ile İçişleri Bakanı Horst Seehofer (CSU) arasında yıllardır süren gerilim, Chemnitz olayları ile zirve yaptı. Chemnitz’de bir Alman’ın iki mülteci tarafından bıçaklanacak öldürülmesinden sonra, Almanya’nın her tarafından gelen aşırı sağcıların kentte terör estirmesi, kamuoyunda büyük tepki toplamış, aşırı sağa karşı başta Merkel olmak üzere Almanya genelinde ortak bir tepki dalgası gelişmişti.

Bu olaylarla birlikte Merkel ve Seehofer arasındaki siyasi mücadele, uzlaşmayı imkansız hale getiren boyutlara ulaştı

AŞIRI SAĞA DESTEK AÇIKLAMASI

Chemnitz’deki aşır sağcı eylemlere başta iktidar partisi olmak üzere, siyasetin tüm kesiminden ortak bir tepkinin oluştuğu esnada İçişleri Bakanı Horst Seehofer "Bakan olmasaydım ben de Chemnitz’de gösteri yapardım….. Göç sorunu bütün problemlerin anasıdır" şeklinde açıklama yaparak, içlerinde aşırı sağcı grupların da bulunduğu göstericilerin yanında yer aldı.

Hükümetin içi ve dış kamuoyunda aşırı sağa karşı tavır sergilediği esnada, Seehofer hem aşırı sağ seçmene göz kırptı, hem de yıllardır rekabet ettiği Merkel’i zor durumda bıraktı.

MAASSEN SKANDALI

Chemnitz olaylarından sonra yaşanan ikinci skandal ise İçişleri Bakanı’na bağlı olarak çalışan, Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans Georg Maassen’in Bild gazetesine yaptığı açıklama oldu.

Chemnitz olaylarında aşırı sağcıların yolda gördükleri yabancılara saldırdığını gösteren video hakkında konuşan Maassen, söz konusu videonun orijinal olduğu konusunda şüpheler olduğunu belirterek, Chemnitz’de cinayeti görmezden gelmek üzere medyada yanlış enformasyonlar verildiğine dair şüphelerini dile getirdi.

Yine hükümeti zor durumda bırakan bu açıklamadan sonra Seehofer, Maassen’e "sınırsız güven" duyduğunu açıkladı.

SEEHOFER’İN ZOR KARARI

Maassen’in açıklamaları kamuoyunda büyük tepki topladı. Hatta Maassen’in bu konudaki bilgileri başbakanla paylaşmadan Bild’le paylaştığı belirtilerek, istifası talep edildi. Öte yandan videodaki görüntülerin gerçek olduğu yönünde uzman görüşleri de ortaya çıktı.

Maassen’in bilinçli olarak bir siyasi hamle yaptığı iddia edildi. Seehofer, Maassen’den konu hakkında bir savunma talep etti. Maasen’in bu savunmada videonun sahte olabileceği görüşlerini revize ettiği, ancak olayın ilk günlerinde medyanın sorumsuz yayınlarına dikkat çekmek istediği belirtiliyor.

DİRENME İHTİMALİ ÇOK DÜŞÜK

Seehofer, hem kendi açıklamaları hem de Maassen olayı ile birlikte zor bir sürece girdi. Videonun gerçek çıkması halinde -ki bu büyük bir ihtimal- Massen’in görevine son vermesi yönündeki kamuoyu baskısına direnme ihtimali çok düşük. Böyle bir ihtimal kendi siyasi gücüne de büyük darbe vuracak.

Hükümetin ortağı SPD de Seehofer’in fevri çıkışlarından koalisyonun ilk günlerinden beri rahatsız. Siyasi gözlemciler Merkel ile Seehofer arasındaki uçurumun artık kapatılmaz boyutlara geldiğini belirterek, Seehofer’in İçişleri Bakanlığı’ndan ayrılmasının yakın olduğunu belirtiyor.