Nezih Onur Kuru

İYİ Parti seçim sonrasında çalkantılı bir süreç yaşıyor. Parti ilk girdiği seçimde yaklaşık 5 milyonluk seçmen desteğiyle % 9,96 seviyesine ulaşsa da partide yüksek beklentiler neticesinde başarısızlık havası hakim. Bunun üzerine devam eden parti içi tartışmaların ardından olağanüstü kongreye gitme kararı alındı. Akşener bu karardan sonra başarısızlığın sorumluluğunu üstlendi ve aday olmayacağını açıkladı. Ancak Akşener’in olağanüstü kongrede partililer tarafından tek aday olarak gösterilip parti yönetimini ve kurumsal kimliğini tekrar gözden geçirerek yola devam etmesi bekleniyor. Akşener böylece yaşanan krizleri fırsata çevirip İYİ Parti’yi “küçük MHP” algısından uzaklaştırmak ve daha büyük bir alternatif olması adına partinin kurumsal kimliğini daha kapsayıcı bir zemine oturtmayı amaçlıyor.

Ayrıca MHP’nin İYİ Parti’deki gelişmeleri yakından takip ettiği biliniyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, İYİ Parti’den dönüşlere hazır olduklarını ifade etmişti. Gelinen noktada partideki güçlü isimlerin desteğiyle yeni bir sayfa açan Akşener’in olası dönüşleri; “partinin yüklerinden kurtulması” şeklinde sunması daha kolaylaşmış görünüyor. Son olarak İYİ Parti’den istifa eden 3 kurucu üyenin (YusufHalaçoğlu, Özcan Yeniçeri ve Nevzat Bor) MHP’ye dönmeyeceklerini vurgulama ihtiyacı hissetmeleri İYİ Parti’nin dağılma yerine bağımsız bir siyasi aktör olarak yola devam edeceğini gösteren bir gelişme.

İYİ Parti24 Haziran’da beklentileri karşılayabildi mi?

Burak Bilgehan Özpek’in de belirttiği üzere, Meral Akşener 20 seneyi aşkın bir süredir siyaset sahnesinde ayakta kalmayı başarmış ender sağ siyasetçilerden biri. Bu nedenle MHP içindeki muhalif kanatta başlayan ve İYİ Parti’nin kurulmasıyla devam eden süreç, 2001’de kurulmasına rağmen Kasım 2002’de tek başına iktidara gelen AK Parti’nin hikayesine benzetildi. Bu çerçevede İYİ Parti’nin siyasi yelpazenin her alanından gelecek oylarla en az %15-20 aralığını yakalaması ve MHP’yi sistemden dışlayarak “milliyetçi merkez” pozisyonunda tek başına yer alması beklendi.

Ancak seçim sonuçları bu büyük beklentiyi tam olarak karşılayamadı. İYİ Parti %10 seviyesinde kalırken MHP, AK Parti’den kayan oylarla %11’lik oy seviyesini korudu. Bunun yanında İYİ Parti 1 Kasım’da MHP’ye oy veren seçmenlerin %60’ının desteğini alsa da, MHP’nin oy kaybını kitlesel bir oy kayışıyla telafi etmesi İYİ Parti’nin başarısını gölgede bıraktı. Sonuç olarak İYİ Parti yeni kurulan bir parti için iyi sonuçlar elde etmesine rağmen sistemdeki radikal değişiklik beklentisini karşılayamadı.

İYİ Parti’nin kuruluş aşamasında büyük bir rüzgar yakalayan Meral Akşener, stratejisini 16 Nisan referandumunda kabul edilen anayasa değişikliği ile beraber “cumhurbaşkanlığı” hesabı üzerine kurmuştu. Ancak 18 Nisan’da ilan edilen erken seçim hesapları bozdu. İYİ Parti 66 günlük kampanya sürecine hazırlıksız yakalandı. Partinin ve Akşener’in seçime giremeyeceği söylentileri İYİ Parti’yi CHP ile işbirliği yapmaya zorladı. CHP’nin 15 milletvekilini “ödünç” vermesiyle aşılan seçim krizi sonrasında CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti “Millet İttifakı” çatısı altında seçime katılma kararı aldılar. Ancak AK Parti küskünlerinden Saadet ve İYİ Parti’ye gelebilecek oylar CHP engeliyle karşılaşmış oldu.

Meral Akşener, Ekim 2017’de kurulan partisini hızlı bir şekilde gelecek seçimlere hazırlamak adına teşkilatlanma sorumluluğunu Koray Aydın’a verdi. Ülkücü kimliğiyle öne çıkan Aydın daha çok MHP’den ayrılan isimlerle teşkilatlanma sürecini tamamladı. Ancak bu durum Ümit Özdağ ve Meral Akşener tarafından dile getirilen “milliyetçi merkez” olma hedefini sekteye uğrattı. 42 vekilin 37’sinin MHP kökenli olması, yerel dinamikler dikkate alınmadan aday listesi hazırlanması ve ülkücü gelenekten gelmeyen popüler adayların liste başı yapılmamasından ötürü seçilememesi partililer arasında tartışma yarattı. Ayrıca kadın ve gençleri temsil etme prensibiyle yola çıkan İYİ Parti sadece 3 kadın milletvekilini meclise gönderebildi. Partinin en genç milletvekili ise 43 yaşında. Diğer partilere kıyaslandığında İYİ Parti, MHP ile birlikte kadın ve genç temsilinde en geride kalıyor. Sonuç olarak kurulması heyecanla beklenen partinin üye sayısı 67 binde kalırken, parti dağılma söylentileri ve istifa haberleriyle gündeme geldi.

Partinin yaşadığı ideolojik kimlik sıkıntısı Türkiye siyasetinde milliyetçiliğin ve güvenlik politikalarının eş zamanlı bir şekilde hakim olmasıyla yakından ilişkili. Bir yandan Suriye iç savaşı, sona eren çözüm süreci, 15 Temmuz darbe girişimi ve bunların sonucunda Batı ülkeleriyle gerilen ilişkiler milliyetçiliğin yükselişini beraberinde getirmiş durumda. Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar’ın ifade ettiği üzere ideolojik kimliğini “milliyetçi” olarak tanımlayanların oranının son yıllarda neredeyse ikiye katlanarak %30’a yaklaşması milliyetçiliğin yükselişini gözler önüne seriyor.

Diğer yandan söz konusu krizlerle yüzleşen iktidar; OHAL uygulamaları, ekonomi yönetimi ve dış politikaya yönelik eleştiriler üzerinden siyaset üretme imkanını milli güvenlik adına kısıtladı. Ayrıca iktidarı destekleyen medyada Akşener’in FETÖ ile anılması İYİ Parti’nin manevra alanını daralttı. Bu nedenle parti bu algıyı kırmak için seküler-ulusalcı CHP çizgisine yaklaşarak Atatürk milliyetçiliği vurgusunu öne çıkardı. Fakat yükselen Türk milliyetçiliğiyle birlikte soldan sağa neredeyse her parti Atatürkçülük konusunda benzer hassasiyeti gösterdiğinden, İYİ Parti’nin bu hamlesi yeni bir ideolojik alternatif yaratmak için yeterli olmadı.

FETÖ algısı endişesiyle ideolojik olarak CHP çizgisine yaklaşan İYİ Parti, dindar ve milliyetçi seçmenlerin desteğinden mahrum kalarak bu seçmenleri daha sağda yer alan MHP ve AK Parti’ye kaptırdı. Metropoll araştırmasına göre MHP’ye oy verenler arasındaki dindar-muhafazakar seçmen oranının İYİ Partililer arasındaki oranı ikiye katlaması bunu kanıtlıyor. Aynı araştırmada olası bir seçimde dindar-muhafazakar seçmen grubunda İYİ Parti’ye oy vereceğini söyleyenlerin oranı yüzde 2’de kalıyor.

KONDA seçim raporundaki bulgular İYİ Parti’nin milliyetçi merkez ve dindar AK Parti arasında konumlanan kararsız seçmene de hitap etmekte zorlandığını gösteriyor. Parti ağırlıklı olarak; Marmara, Ege ve Akdeniz’de daha önceden merkez-sağ partileri destekleyen ve 2000’li yıllarda alternatifsizlikten MHP ve CHP’ye oy veren seküler milliyetçilerin adresi oldu. Bu hususta partinin ve Meral Akşener’in seçim kampanyasında vaat odaklı ve seçmene umut aşılayan bir söylem geliştirmek yerine, sadece iktidara öfkeli muhalif seçmeni konsolide edecek negatif bir dil kullanması ve endişeli kararsızları ikna edememesi önemli rol oynuyor. Durmuş Yılmaz gibi ekonomi yönetimi tecrübesiyle bilinen adayların geri planda kalması da başarısızlığı açıklayan bir diğer nokta. Ayrıca Erdoğan ve Bahçeli işbirliğinin sağ seçmenin çoğunluğunu Türk ve İslam kimliği etrafında konsolide etmekte başarılı olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Yerel seçimlerde İYİ Parti’yi neler bekliyor?

66 günlük seçim kampanya süreci ve sonrasında yaşanan sıkıntılara rağmen, Akşener liderliğinde 12 Ağustos’taki olağanüstü kongre sonrasında güçlenip yerel seçimler öncesinde uzun vadeli ve özgün bir kurumsal kimlik oluşturma fırsatına sahip. Yönetim ve teşkilatta ülkücü-merkez çatışmasının ötesinde liyakata ve vatandaş katılımına dayalı bir yeniden yapılanma süreci bunun için öncelikli bir adım. Bunun yanında milletvekillerinin kamuoyunda tartışılan konuları Meclis’te gündem haline getirmeleri partinin seçmen nezdinde daha etkin bir aktöre dönüşmesini sağlayabilir.

Aksi takdirde İYİ Parti kısa vadede dağılma tehlikesi yaşamasa dahi “küçük MHP” algısından ötürü diğer seçmenlerin desteğini bulamayabilir. Nitekim diğer partilerden gelen emanet oyların kalıcılığı tartışma konusuna dönüşmüş durumda. Örneğin, Metropoll Temmuz raporuna göre İYİ Parti’ye oy vermiş Atatürkçülerin önemli bir bölümü tekrar CHP’ye yönelme eğiliminde. Bu rapora göre İYİ Parti merkez sağ ve milliyetçi seçmen grupları haricinde çok az destek bulabiliyor.

Partinin diğer muhalefet partileriyle ortak hareket ederek özellikle yüksek oy oranı elde ettiği İç Ege ve Akdeniz il ve ilçe belediyelerinde yerelde tanınan güçlü adaylarla seçim kampanyasını yürütmesi, partinin mevcut oyunu koruyarak tüm seçmenlere yönelik bir alternatif olarak varlığını devam ettirmesi adına önem arz ediyor.

Muhalefet partilerinin stratejileriyle ilgili olarak, AK Parti-CHP kutuplaşmasının etkili olduğu İzmir ve İstanbul gibi illerde gri bölgede konumlanan seçmen oranının az olduğu biliniyor. Ancak MHP-İYİ Parti rekabetine sahne olan İç Anadolu, Akdeniz ve Ege’de seçmen geçişkenliğinin yüksek olduğu ve seçmenlerin yeni alternatiflere yönelebildiği gözlemleniyor. Bu nedenle söz konusu bölgelerde İYİ Parti’nin diğer muhalefet partileriyle işbirliğine giderek AK Parti ve MHP karşısında başarı elde etmesi muhtemel gözüküyor.