Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, ayakkabı ve saraciye sektörlerinde verimliliği yüzde 25 arttıracak Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme (URGE) Projesini başlattı. Projenin tanıtımı için Ege İhracatçı Birlikleri’nde Ege Deri ve Deri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, URGE Projesi’nin Danışmanı Avusturyalı Albin Wedenig ve firma temsilcilerinin katılımıyla toplantı düzenlendi. URGE projesi ile özellikle mevcut ihracatın ve verimliliğin yüzde 25 artırılması hedefleniyor.

Toplantının açılışında konuşan Ege Deri ve Deri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, ayakkabıda ilk 8 ayda 48 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, “Sektörümüz her gün rekabeti artan bir şekilde ihracat yapmaya çalışıyor. Bu rekabetçi ortamda amacımız rekabet ortamına firmalarımızı ulaştırmak. Ayakkabıda ilk 8 ayda 48 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Bu yüzde 30’luk bir artış demek. 2017 senesinde 400 milyon çift ayakkabı üretimiyle birinci sırada yer aldık. 400 milyon çift ayakkabı ürettik. Bunun 220 milyon çiftini satarak ihracatta 5’inci sırada yer aldık. 600 milyon çift ayakkabı üretme kapasitemiz var. İç piyasada zincir mağazalarla alakalı alınan bir takım negatif haberler var. Bu durum mevcut kapasiteyi biraz geriye götürebilir. Bu kapasiteyi ihracatla doldurmak zorundayız” diye konuştu.

URGE ile ihracat hız kazanacak

URGE projesi ile amaçlarının daha çok ayakkabıcıyı ihracatçı haline getirmek olduğunu ve firmaları ihracatçı konumuna getirmek için projeyi başlattıklarını ifade eden Zandar, "İhracat güzel bir şey ama buna hazır olmak önemli. Firmalarımızı da buna hazırlamak amacıyla URGE projesini başlattık. URGE projesi ile mevcut olan kapasiteyi daha efektif hale getirmek, fabrikalarımızı daha güncel hale getirmek, eksik olan makine ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyoruz. Bunun yanında mevcut olan kapasitelerimizi de daha efektifliğini artırabilmek istiyoruz. Bu yüzden Albin Wedenig ile beraber hazırladık. Kendisi konusunda uzman, büyük fabrikaları hazırlamış ve üretim tesislerini kontrol etmiş biri. Alman firmalarında çalışmış biri. Yapacağı işlere güveniyoruz. Proje için firmaları gezdik, İzmir’deki üretim tesislerini Albin Wedenig’e gösterdik. Albin Wedenig bu projeyi hazırlamak için önümüzdeki aydan itibaren her ayın 15 gününü Türkiye’de geçirecek. İlk önce firmaları gezecek ve ihtiyaçları belirleyecek. Bununla beraber 1,5 sene boyunca her ay İzmir’e gelerek fabrikalarımıza hizmet verecek. Amacımız daha çok ayakkabı ihracatı yapmak. İhracatçı firmalarımızın verimliliğini ve ihracatını artırmak için URGE projesini start veriyoruz. 8 firma kayıt yaptırmış durumda ve Ekim ayından itibaren başlatacağız” dedi.

Uluslararası standartta kendi tesislerinde üretim

URGE projesine katılmak isteyen herkese yardımcı olacaklarını kaydeden URGE Projesi’nin Danışmanı Albin Wedenig, firmaların uluslararası ayakkabı imalat standartlarını kendi üretim tesislerinde uygulamalarını sağlayacaklarını söyledi.

Ayakkabı üretiminde organizasyonun son derece önemli olduğunu vurgulayan Wedenig, "Ayakkabıların üst kısımları, alt bileşimler ve kalite yönetimi son derece önemli. Planlama süreçlerinin optimizasyonu, üretim hatlarında yalın yönetim son derece önemli. Ayakkabı sanayinde yalın üretimi nasıl kullanacaksınız bunu bilmeniz gerekiyor. Maliyet optimizasyonu ve ekip çalışması da son derece önemli. Bunlar karı önemli şekilde etkiliyor. Yönetimin her düzeyinde hepsinin eğitilmesi gerekiyor. Üretim alanlarının ve tüm birimlerin temiz olması gerekiyor. Aynı zamanda herkes için sıcak bir karşılama gerekiyor. Maliyetleri azaltmak için insanların organizasyonunu yapın, dağınıklıktan kaçının. Temiz ve düzenli olmak temel ilkeler. En iyi ürün kalitesi, çalışma şartları için en iyi iş gücününün olması gerekiyor. Kanada ve Alman pazarları için bu çok önemli. Bu kurallara uyarsanız, iyi bir müşteri ilişkisi olur” şeklinde konuştu.

“Türk sanayisinde yalın ve temiz üretim hatları var”

Türk sanayisinde temiz, yalın ve verimli üretim hatları olduğunu dile getiren Wedenig, "Bu gerçekten çok önemli. Bunun arkasında tarih ve eğitim yok. Bu basit ve açık ve gerçek bir analiz durumu. Ancak açık bir kalite yönetimi sistemi görmedim. Ürünleri ve parçaları değiştirmeniz gerekiyor. Bunda da bir maliyet oluşuyor. Bu maliyet hesaplamanızı yapmazsanız, karı bilemezseniz. Rekabet durumu var ve müşteriye en iyi fiyatı vermeniz gerekiyor. Maksimum kar sağlayacak fiyatı vermeniz gerekiyor. Ekip çalışması son drece önemli. Doğu Avrupa kültürleri ekip halinde çalışamıyor. Burada da aynı durum var, çünkü arkasında bir tarih yok. Bunu yapmak zor değil, sadece ekip halinde çalışmayı istemeniz gerekiyor. Müşteri ilişkileri son derece bireysel ilişkilerdir. Her şirketin müşteri ile bireysel ilişkileri vardır. Diğer partnerle de ilişkiler vardır. Müşterileri nasıl ele alacaksınız önemli. Çünkü müşteri hayatınızda uzun vadeli oluyor. En önemli kar getirici, uzun vadeli müşteridir. O yüzden müşterilerle iyi ilişkiler oluşturmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Avusturya ve Almanya’da artık şirketleri Türkler kuruyor”

Türkiye’nin ayakkabı üretimi ile ilgili büyük avantajları olduğuna da değinen Wedenig, Türk pazarının geleceğinin çok iyi olduğunu söyledi. Türkiye’nin girişimci ruha sahip bir ülke olduğunu ve bunu iyi kullanması gerektiğini vurgulayan Wedenig şöyle konuştu:

"Türk ayakkabı sanayinin geleceğini pozitif olduğunu düşünüyorum. Türk pazarı gelecek için avantajlı. Konum olarak iyi bir yerde Türkiye. Hammaddeler var. Kaynaklar ve bileşenler var. Bu son derece önemli. Türk pazarında hammadde kaynağı var. Ayakkabı imalat hariciyeniz var. Sizin Romanya’ya göre çok daha ucuz olmanız gerekiyor. Ancak Türk pazarına baktığımız zaman siz çok daha iyisiniz. Siz girişimci ruha sahip bir ülkesiniz. Avusturya’dan geliyorum. Avusturya’da artık şirketlerin kurucuları Türkler, Avusturyalılar değil. Almanya’da da böyle, şirketleri Türk hanımefendi ve beyefendiler kuruyor. Sizin girişimcilik kültürünüz var, bunu avantaj olarak kullanın. Bu olmazsa ne yaparsanız yapın başarılı olamazsınız. Bu sizin kanınızda var. Bunlar Türk pazarı için olumlu unsurlar. 10 yıl içinde her şeye dikkatli bakarsanız, her şey çok daha iyi olacak.”

İZMİR/İHA