Önceki gün Mehmet Barlas, Ankara’nın ‘ezber’ini bozan bir çağrı yaptı. Esad rejiminin Suriye’yi reforma ve seçimlere taşımasına destek verme zamanının geldiğini söyledi.

Bir de Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian’dan şu alıntıyı aktardı: “Esad savaşı kazandı ama henüz barışı kazanamadı...”

Tersinden sonuç çıkartmaya can atacak Esadcıları bilmem söylemeye gerek var mı?

Esad’dan bile önce Esad’ın zaferini ilan etmiş, zaten galibiyet cakası satmaya başlamışlardı.

Esad’ın zaferi artık iktidar taraftarlarınca da kabul görüp teslim edildiğine göre... Esadcıların ‘yani bakalım Esad barışmaya yanaşacak mı’ tafrasını düşünün siz...

Ankara sanki sıraya girmiş dünden hazır da, top Esad’da. Acaba zatıalileri lütfedip Ankara’yla da barışacak mı, uzattığımız eli kanlı elleriyle sıkmaya hazır mı, bizi de dostları arasına tekrar kabul edecek mi?

Birilerinin ‘Ee barışın şartlarını kazanan taraf belirler, kuralları kimin koyacağı belli’ dediklerini duyar gibi değil misiniz?

Ankara’nın Şam rejimiyle barışıp barışmayacağına karar verme hakkı Esad’a geçti kafasına gün doğdu. Üste çıkmanın tadını çıkaradursun da İdlib tutuşuyor.

Rusya havadan, Esad güçleri karadan saldırıyı başlattı. Ateşkes gözlem üslerimizin etrafı ateş altında. Dört milyona yakın sivili barındıran İdlib’i, ‘terör yuvası’ olduğu gerekçesiyle vuruyorlar.

Yeni, tüyler ürpertecek, barbar bir katliam daha kapıda. Lafın gelişi değil, fiziken kapımızda.

Bazı haberlere göre anlaştılar, Şam rejimi YPG’yi de yanına aldı, İdlib üstüne birlikte yürüyorlar.

Yanlış anlaşılmasın, Esad’la masaya oturmayı anlarım. Kuru hamasetle, ateşli sloganlarla, esip savurmakla dış politika yürümez. Daha önce de kaç kez yazdım, şartlar Ankara’yı oraya sürükleyebilir. Ama Esad’ın şartlarında oturulmasını bekleyenleri anlayamam.

Suriye içlerinde temizlediğimiz sınır boylarını, Esad’a devretmek için terörden arındırmış olamayız, kusura bakmasınlar. Devralacaksa mıntıka temizliğini de kendi yapmalıydı.

Kontrolünü can pahasına ele geçirdiğimiz bölgeleri Esad’ın kontrolüne geri verecektikse, baştan anlaşıp egemenlik sınırlarını kendi ordusuna bekletmeli değil miydik?

Esad, terör örgütü demeden anlaşssın diye YPG’yi sıkıştırmadığımız, anlaşmaya zorlamak ve rejime kazandırmak için YPG’yle savaşmadığımız ortada.

Toprak bütünlüğünü geri istiyorsa muhafızlığını kendi yapacaktı, kendi ordusuyla sınırlarını koruyacaktı...

Şartlar bir yerden sonra Esad’la barışmayı dayatabilir, içimizdeki Esadçılar haklılar. Fakat günün sonunda Esad’ın toprak bütünlüğü bize savundurulmuş gibi bir sonuca Ankara’nın razı olacağını sanmasınlar.