Dünden bir başlık; ‘Çalındı’ ihbarı yaptığı koyunlar ‘çalıntı’ çıktı...

Açıp bakıyorum; Aydın’da, jandarmaya ‘50 koyunum çalındı’ diyen kişi, çalıntı hayvan alıp sattığı iddiasıyla gözaltına alınıyor.

Bir tane daha: Arandığı için başkasına ait kimlik kullandı, kimliğin sahibi de aranan şahıs çıktı. Fakat kaçak, yanlış kamuflaja saklandığından habersiz. Tatile geldiği Bodrum’da otele sahte hüviyetle giriş yaparken yakayı ele veriyor.

Bitmedi, bu da dünden medyatik bir vaka: Ankara, Esad’la dost olduğunda desteklemişti. Ters düştüğünde desteği sürdü, Esad’a zehir zemberek cephe aldığında da desteği değişmedi. Ankara, PYD’yi kendine yakın tutmaya çalıştığında da öyle. PYD’yle işbirliği çöküp külahları değişme vakti geldiğinde, yine desteğinden bir şey eksilmedi...

Gel zaman git zaman, hava Esad’dan yana döndü. Gazeteci büyüğümüzün desteği de anında döndü. O zamanki Ankara’ya yıktı bir kalemde suçu.

Oradan esen dönemsel rüzgarların etkisiyle aldandığımızı, yorumlarda yanıldığımızı, Esad takıntısı nedeniyle gerçeği göremediğimizi, saplantılarımız yüzünden yanlış hayal ve hesaplara kapıldığımızı söyleyerek bir bir günah çıkarmaya soyundu.

Aslında başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmamız gerektiğini, çıkarımıza en uygun şeyin Esad’ın iç işlerine karışmamak olduğunu ama doğruyu bulamadığımızı yüzümüze vurmaya başladı.

Geç de olsa bari bundan sonra Esad’ın zaferini tanıyıp toprak bütünlüğüne, iç işlerine ve aralarındaki rejim tartışmalarına saygı duymamızı şiddet ve hararetle telkin ediyor. Tıpkı bizim de dış ülkelerden beklediğimiz gibi...

Gerçi Cerablus’ta, El Bab’da, Afrin’de ve nihayet İdlib’de Esad’ın topraklarını milletimizin evlatlarına bekletmiş, sınırlarını Türkiye’ye korutmuş, bütünlüğünü bize muhafaza ettirmiş, egemenliğini bizim savunmamızla yeniden kurdurmuş oluyor ama feda mı olsun!

Silahla, savaşarak aldıklarımızı bizi dostluğa geri kabulü karşılığında rejime devretmemiz ve ayak altından çekilmemiz, ortadan kaybolmamız madem en doğrusu... Bu kadar kıyaktan sonra Esad karşısında bu ezilip büzülme, bu özür dilemeci pişmanlık ağızları niye peki?

***

Uzattım, daha neler var halbuki, bakın bir başlık daha: ABD’ye kızıp Ankara’daki büyükelçiliklerine ateş açmışlardı, arkadaşların dolar balyalarıyla sarmaş dolaş, eski ABD sefiriyle de samimi fotoğrafları çıktı.

E zaten dolar literatürden çıksın diyen oda başkanı da döviz bürosu sahibi çıkmamış mıydı? Hesapta dolara kızan elçilik saldırganlarının dolara yılışırken çektirdiği pozlar ne ki!

Hem ayrıca yerseniz, FETÖ cuntasının içyüzünü teşhir eden ‘Uyanış’ filminin yönetmeni de FETÖ’cülükten 6 yıl hapis yemedi mi daha dün! Aynı zatın Reis filmindeki reisçiliği de ikiyüzlü çıkmadı mı!...

Toplumsal ödül-ceza çarklarının ters çalıştığı, sahtekarlığın ve düzenbazlığın prim yaptığı çarpık düzenlerin alametidir riyakarlık. Bütün tutarsızlıklarıyla boşuna yükselmiyor yani.