Ne yalan söyleyeyim, hangi liderin olduğu fark etmez, hatta tercihinin Karar olması da şart değil. Cumhuriyet’e, Posta’ya yazsınlar yine razıyım. Konu dahi kendilerine kalmış, havadan sudan bile konuşsalar uyar. Ama bir güne bir gün dünyaya bizim gazetelerimizden seslenmemelerine çok içerliyorum işte.

Nereden çıktı şimdi bu alınganlık derseniz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Amerikan Wall Street Journal gazetesine yazdığı makaleyi görünce, bir kez daha içim gitti.

Erdoğan geçen ay Amerikan gazetesi New York Times’a yazdığında da aynısı olmuştu.

Ardından Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Amerikan Washington Post gazetesine yazdığında da, geçenlerde Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak Amerikan Foreign Policy dergisine yazdığında da...

Her seferinde İngilizce yazdıklarını Türkçe’ye çevirmek, mesajların oradan verilmiş olmasını mühim hadise olarak önemsetmek düşüyor bizim medyaya.

Hayır, İdlib’de çember daralırken dünyayı Esad’ı durdurmaya çağıracaksak, sesimizi duyurmak için Wall Street Journal uygun bir mecra, itirazım yok.

Washington, Moskova ve Tahran’ın üçünü birden yaklaşan katliama karşı harekete geçmeye zorlayacaksak doğrusu buydu. Dünya kamuoyunda duyarlılık uyandırmanın, kendi sokaklarını ayağa kaldırarak muhataplar üzerinde baskı kurmaya çalışmanın nesi yanlış olabilir ki?

E onu da mahalli gazetelerinizde ihtarname basarak yapacak değilsiniz.

***

Seçim isabetli, elbette ikna edici argümanlarla, hedef kitleye sizi ulaştıracak küresel bir yayın üzerinden ileteceksiniz mesajınızı.

Bu, Rusya ve İran da olsa kamuoylarını kendi medyaları üzerinden etkileyemeyeceğiniz ortada. Putin ve Ruhani’ye yönelik çağrılarınız dahi ilkin Batı medyasında çıkıp oradan yayılmalı. Bunu istemenizde ve gözetmenizde de bir gariplik yok.

Rahip Brunson ve dolar krizi nedeniyle Trump ve yönetimini haksız, saldırgan, güvenilmez, zarar verici diye hem dünyaya hem de Amerikan halkının kendisine şikayet etmeyi de yadırgamam.

Bu amaçla kaleme sarılan bakanlar doğru yaptı. İçlerini dökmek için niye o Amerikan yayınlarını seçtiler diye eleştirmiyorum. Takvim yapraklarından Türkçe verip veriştirecek değillerdi ya...

Fakat şunu yadırgamadan edemiyorum. Tarafı olduğumuz onca kriz gelip geçiyor, bir gün de mi Trump, Putin ya da Ruhani üçlüsünden biri sesini duyurmak için bizim gazetelerimizi kullanmayı düşünmez?

Daha kalemini Türkçe oynatan görülmedi, medyamızda bunu sorun eden de...

Kimsenin mi zoruna gitmez, anlamıyorum.

Dolar güvenilirliğini kaybetti, uluslararası ticaretin aracı olmaktan çıkaralım, yerel paralara dönelim diye kampanya yürütüyoruz. Ama bunu Amerikan gazeteleri aracılığıyla ve İngilizce dilinde yapıyoruz.

Hani bizim etkili, itibarlı, tercih edilen, ters düştüğümüz liderlerin makale yazdığı, yabancıların değerlendirmelerini çıkarmak için sıraya girdiği gazetelerimiz? Niye yok böyle yayınlarımız, üstünde iki dakika durmayalım mı?