Başımızda 50 yıldır sınav diye bir kelime var. Hepimiz zorunlu olarak okul denilen mekanlara gönderildik çocukluğumuzda, gençliğimizde. 81 Eylülünde ilkokula başlamışım. Bilsem okullara gitmekle geçecek ömrüm, gitmeye devam etmezdim okula. Şimdi düşünüyorum da okulda sınav mı olurduk, imtihandan mı geçerdik, test mi çözerdik, yazılıya mı girerdik? Yoksa öğretmenimiz quiz mi yapardı? İlk önce muhtemelen yazılı kelimesi ile karşılaşanlardanım. Bizden kısa bir zaman sonra test ve sınav kelimesi biraz daha yoğun bir şekilde tedavüle girmiş olmalı. İlkokul öğretmenim ehli tarik güzel bir insan idi. Bize imtihan kelimesini mi kullanırdı, yazılı kelimesini mi, kestiremiyorum.

Sonra Türkiye’nin çoktan seçmeli test sistemine, sınavlara teslim olduğu yıllar geldi. İmtihan ve yazılı kelimelerinin yerine kullanmamız istenilen sınav kelimesi ilk ne zaman ortaya atılmış, uydurulmuş? 1935 yılında görülüyor ilk. Tatarcada sınav diye bir kelime bulunduğunu yazmış Nişanyan ama “-av” diye bir ek Türk lehçelerinde görülüyor mu, bir bakmam lazım. Okuduğum bir bilginin doğru olup olmadığını teyit etmem gerekiyor. Bilginin kaynağı Nişanyan olduğunda özellikle teyit etmek ihtiyacı hissediyorum. Bazen kötü niyetle değil, gafletle, dalgınlıkla bile okunmuş, elde edilmiş, hatta tecrübe edilmiş bir bilgi hatalı bir şekilde aktarılabiliyor. Bazen de aktaran işine gelmediği için çarpıtarak aktarabiliyor.

***

Sınavın uydurulduğu tarih 1935 ama kullanılmaya başlandığı yıllar kaçlar acaba? Gördüğüm kadarıyla uydurukça kelimeleri yaymaya çalışma konusunda Kemalist zokayı ilk yutanlar Kemalistlerden önce sol ve sosyalistler. Bilim kelimesi mesela 1930’larda türetiliyor ama yayılması 1960’ları buluyor. Sınavı 60larda Kemalistlerin, 70’lerde sosyalistlerin kullanmaya inat ve ısrar ettiğini tahmin ediyorum. Konuyu yaşı uygun müdekkik kimselere bir danışmam gerekiyor.

Sınav yapılmasına karşıyım. Evet, sınavın kelimesine de karşıyım kendisine de. Sadece uydurukça olduğu için değil, manası gayet kötü niyetli bir kelime. Dünyadaki tüm kelimelerin kullanılmasından yanayım lakin doğru yerde doğru haller, durumlar, kişiler için doğru kelimenin kullanılmasına taraftarım. Tatarcada gerçekten de sınav kelimesi varsa kelimeye karşı olmayı keserim ama çocuklarımızın sınavdan geçirilmesine yine karşı olurum. Buna net karşıyım. Peki sınav kelimesinin kökündeki mana ne? “Sı” kırmak demek. Sırp Sındığı dediğimizde Sırpları yendiğimiz, kırdığımız yani öldürdüğümüz yer. Çoklu öldürmek anlamında kırdığımız, zira üç beş veya elli yüz kişinin öldürüldüğü savaş öldürmesi kırmak olmuyor.

***

Sımak, sınmak ve sındırmak kelimelerinin Derleme Sözlüklerindeki anlamlarına baktığımızda şunları görüyoruz:

Sımak, -r: (-i) hlk. 1. Kırmak, bozmak. 2. Yenmek, mağlup etmek. 3. Kırmak (yumurta vb. için).

4. Bir çeşit bitki. 5. Bozmak (sözü, emri, yemini) : Buyruk sıdı. 6. Kırmak. 7. Bozmak, nakzetmek. 8. Yenmek, mağlûbetmek, tenkil etmek. 9. Aşağı görmek. 10. Gereğini yapmamak, bertaraf etmek, reddetmek, hiçe saymak, kabul etmemek. 11. Yıkmak, harabetmek.

Sınmak: 1. Kırılmak, parçalanmak, bozulmak. 2. Yenilmek, bozguna uğramak.

3. Korkmak, sinmek 4. Yenilmek, geri çekilmek. 5. Usanmak, bıkmak, yılmak. 6. İçine kapanmak, neşesi gitmek. 7. Sığmak. Doğum yapmak. 8. Küçülmek, fire vermek. 9. Bozulmak. 10. İnmek, sönmek, azalmak. 11. Bıkmak, usanmak. 12. Tutulan oruçtan kuşkulanmak. 14. Güvenmek. 15. Şişkin nesnenin içi boşalmak. 16. Yerleşmek. 17. Kırılmak, bozulmak: Öküzüm öldü kağnım sındı. 18. Kırılmak, parçalanmak, münkesir olmak. 19. Zayıf düşmek, âciz kalmak. 20. Yenilmek, mağlûp, münhezim olmak. 21. Zayi olmak, kaybolmak. 22. Bozulmak. 23. Azalmak, şiddetini kaybetmek.

Sındırmak: (-i) hlk. 1. Kırmak, parçalamak. 2. Yenerek bozmak, mağlup etmek. 3. Sindirmek.

4.Korkutmak. 5.Kımıldamadan durmak. 6.Yenmek. 7. Sindirmek, hazmetmek.

8. Uzatmak, indirmek: Pencereden onu sındır. 9. Kırmak, akıtmak: Yumurtaları tabağa sındır.

10. Şişkin şeyin havasını boşaltmak, söndürmek: Topu sındır. 11. Bir şeyi kırmak. 12. Kırmak, parçalamak. 13. Bozmak. 14. Yenmek, mağlûbetmek, tenkil etmek. 15. Korkutmak, yıldırmak, tedhiş etmek.

Demek ki neymiş; sınavlar gayet kelimenin kökündeki anlamlara uygun şekilde işlevini yerine getiriyor. Asıl sıkıntı tüm bu kötülükleri hangi kafa ile çocuklarımıza reva görüyoruz, bunu anlamak mümkün değil!