Türkçede el kelimesinden ne gibi kelimeler türemiş, hangi kelimelerimiz el ile başlıyor bunu biraz görmeye çalışmak istiyorum. Yaşar Çağbayır’ın on ciltlik Büyük Türkçe Sözlüğünde sadece el maddesi 12.5 sayfa. İlk iki harfi el ile başlayan kelimeler ise 20 sayfa tutuyor.

El kelimesinin hemen hemen hepimizin aklımıza ilk gelecek anlamı muhtemelen kolun bilekten sonra başlayan, tutmaya, iş görmeye, dokunmaya yarayan kısmı olacaktır. Kelimeyi yabancı anlamında da kullanıyoruz. Yurt ülke anlamında bir el ile karşılaşıyoruz. İl ile el aynı kelimeler midir? Bunun cevabı biraz uzun. Günümüzde vilayet anlamında kullandığımız il kelimesi anlamı uydurulmuş bir kelime. 1900 yılından önce Türkçede vilayet anlamına gelen bir il yok idi. Ülke anlamına gelirdi o kelime. 90 yıldır Latin harfleriyle yazmak zorunda bırakılmış olmanın bir sonucu olarak Türkçe’de iki tane oldukları ve birbirlerinden farklı oldukları rivayet edilen “e” sesini artık pek de ayıramıyoruz. İçinde “e” geçen kelimelerde hangi “e”nin bizim bildiğimiz(!) “e” olduğunu ayrıştırabilmek eskilerin becerebildiği kadar kolay değil artık.

***

Önce Türkçe olmayan “el” ile başlayan bazı kelimeleri yazayım. Önce Türkçe olmayanları buraya alıyorum çünkü onları bir aradan çıkaralım ki kafamızı karıştırmasın. Memleketimizde okullarda Türkçe garip, dışarıdan aparma yaklaşımlarla öğretilmeye çalışıldığı için 30 yıl Türkçe öğretmenliği yapanlarımız bile bir kelimenin Türkçe olup olmadığını az çok çıkarabilecek bir bilgiye sahip olmayabiliyor.

Ela Arapça, elastik Fransızca, elbasan Arnavutça, Arnavutluk’un Elbasan şehrinden dilimize tava ile buluşarak yerleşmiş. Elbet Arapça, elbise Arapça libas kelimesinden geliyor. Eldiven Farsça Türkçe karışımı olarak algılanıyor genel olarak. Yaşar Çağbayır kelime acaba tamamen Türkçe olabilir mi diye bir soru işareti de koymuş divan kelimesini tüğmekten (bağlamak) getirmeyi deneyerek. Üstad Sezai Karakoç’ta sıkça geçen güzel kelimemiz gökkuşağı anlamındaki eleğimsağma’nın Arapça alaim-i sema’dan geldiğini biliyoruz. Ağıt anlamındaki eleji Yunancadan gelmiş. Elektrik de Yunanca yine. Elem Arapça, elim de oradan geliyor. Eleman Fransızca elementten gelmiş. Elest bezmi derken kullandığımız “elest” Arapça bir soru kelimesi. Bin anlamına gelen elf Arapça, lafızın çoğulu elfaz Arapça, nağme anlamındaki elhan Arapça.

“Elimine etmek”teki elimine Fransızca. “Elinin körü” ifadesini Yaşar Çağbayır ölünün gûr’u yani ölünün mezarı veya ehlinin gûr’u söyleyişinden geldiğini yazmış ama insanın aklı alası gelmiyor. “Elinin körü”nü “elinin tersi” ile alakalı anlamak daha Türkçe geliyor bana. Elips Yunanca, elit Fransızca. Elmas Yunanca imiş. Elsine lisanın çoğulu, Arapça bir kelime. Elvan yine Arapça, levn’in yani rengin çoğulu. Elveda Arapça, veda kelimesinin başına “el” artikelinin gelmesi ile oluşmuş bir kelime. Elyaf Arapça lif kelimesinin çoğulu bir kelime. Elzem de Arapça lüzum, lazım kelimesinin çoğulu.

Şimdi “el” ile ilgili elimizde neler var, hangi kelimeler var, bakmaya başlayabiliriz. Elimizde derken 1939-41-47 yıllarında çıkmış, değerli kitapkolik Sıtkı Türkan Ağabeyin hediye ettiği üç ciltlik bir güzel derleme sözlüğü olan Söz Derleme Dergisinden hareket edeceğim.

“El” için ilgi, alaka anlamında bir kullanım varmış Giresun’da. İstanbul’da tespit ettikleri “elağız” diye bir kelimemiz var imiş, dedikoducu anlamında. Derleyiciler bu kelimeyi İstanbul’dan tespit etmişler ama İstanbul deyince acaba İstanbul’un yerlisi mi değil mi diye ister istemek düşünmek gerekiyor. Derleyici de kelimeyi yazarken İstanbul’un yanına bir soru işareti koymuş zaten. “Elavay” diye bir kelime var imiş. Bu kelime farklı yörelerde farklı telaffuzlarla da telaffuz edilmiş: “Eleva, elevay, elganim şeklinde söyleyenler de olmuş. Beceriksiz anlamına gelen bir kelime imiş. Yaşar Çağbayır Arapçadan geldiğini söylüyor.

El yordamı ile, Orduluların söyleyişi ile “el avı” ile “el”i yoklamaya devam edeceğiz inşallah.