Evren için ne diyor sözlüklerimiz? Kainat, kozmos, gökkubbe. Beklenen şey diye bir anlam veren de olmuş. Fakat eski eserlere baktığımızda yılan anlamında kullanıldığını görüyoruz evrenin. Evren önceden yılan anlamına gelirken bugün kainat, kozmos anlamına nasıl evrilmiş? Evrilmek kelimesini özellikle kullandım, evren mananın evrilip durması gibi evrilip duran bir varlık mıdır?

Evren ile yılanın ne alakası olabilir? Bunu biraz irdelemeye çalışalım. Ev köküne indiğimizde aklıma “evmek” fiili geliyor. “Evmek” diye bir fiil kullanmıyoruz ama böyle bir fiilimiz var, acele etmek anlamına geliyor. İvedi, ivecen kelimeleri ile irtibatlı bu evmek. Yaşar Çağbayır ilginç bir örnek vermiş; “eve eve” diye bir ikilememiz varmış; seve seve anlamında kullanılıyormuş ama bir işi severek yaptığı için acele ile yani eve eve yapmak anlamına geldiğini kökses teorisini hesaba katarak çözebiliyoruz. Evmek kafanızı karıştırdı ise “eğmek” kelimesine bakalım. Zira eğmek fiilini gündelik hayatımızda “evmek”e göre daha fazla kullanıyoruz.

Neden “evmek”ten “eğmek”e geçtim? Zira “v” ile “yumuşak g” seslerinin birbirileri ile yer değiştirerek sık sık kullanıldığını biliyoruz. Nereden biliyoruz? Mesela döğmek/dövmek kelimelerinden, mesela öğmek/övmek kelimelerinden. Burada tabii diyebilirsiniz ki verdiğiniz örnekler “ö” sesinden sonra görülen yer değiştirmeler. Bu durumda başka yer değiştirmelere de bakınalım: değinmek/devinmek; koğma/kovma; ağ/av; çiğit/çivit. Anlamsal bazı farklılaşmalar görülebiliyor.Tabii bu “y” “ğ” yer değiştirmesinin anlamda bir değişikliğe yol açıp açmadığını ayrıca bir yoklamalı belki. Kökses teorisinin ilkelerine göre çok az bile olsa, eylemin gerçekleşme şiddetinin dereceleri anlamında belki başka bir anlamda bir değişiklik görülmelidir. Mutlaka mana olarak bir farklılaşma olmalıdır. Bu manada döğme ile dövme arasında mesela eylemin ele gelirliği bakımından bir farklılık olduğunu söyleyebiliriz belki.

Şimdi gelelim “evren”den “eğmek” köküne. “Eğ” kökü ile beraber düşündüğümüzde meseleyi çözmemiz biraz mümkün hale gelebilir. Eğmek deyince yılanın hareketini bir düşünelim: Eğrilerek büğrülerek kıvrımlı bir şekilde giden, hareket eden bir hayvan olduğunu düşünecek olursak yılanın, yılana neden evren denildiğini biraz kavrayabiliriz. Tabii yılan demişken yılana niçin yılan diyoruz, bunu da bir yoklamadan olmaz. Yığıldığı için mi yılandır, yılmış bir hayvan mıdır, yılmamış mıdır? Yılmaz denilen insanlarla yılanlar birbirlerinin zıddı bir tutuma mı sahiptirler? Acaba yılanın yığılmış bir yapısı olmasından dolayı yani kemiksiz bir yaratılışa sahip olmasından dolayı mı yılan deniliyor?

Evren, evrilen yani yılan, everen, eğiren, yığılabilen, eğirilen anlamında kullandığımızda kainatın yapısının da sürekli genişlemesi büyümesi yani evrilmesi evrenin acaba bundan dolayı mı, yoksa kainatın insanı yutmuş olmasından dolayı mı ona evren diyoruz? Mesele evrenin bizi yutması mı acaba?

Evren kelimemizin “ev” ile bir alakası var mı? Ev tabii ki üzerine eğildiğimiz, orada, içinde eğlendiğimiz, durduğumuz yer anlamında iken bir de “yuva” kelimesini hatırımıza getirelim. “Ev” ile “yuva”nın farkı ne olsa gerek? Yuvarlanıp gidiyoruz deriz ya dünya hayatını sürdürmemizi ifade etmek için. Yuvada biraz yuvalanmak yığılmak, orada pineklemek belki diyebiliriz, böyle anlamlar olduğunu düşünebiliriz. Yuva, yığılmakla yuvalanmakla, çöreklenmek ile alakalı bir kelime iken evde ise bir eğilmek bir kendine bir yeri merkez almak gibi bir anlamın bulunduğunu söyleyebiliriz. Yani yuvanın daha uzun zamanlı konduğumuz, konakladığımız yer olduğunu söyleyebiliriz.