Yılan neden yılan? Benim kanaatim yılan yığılı bir yapısı olmasından, kemiksiz yapıya sahip olmasından dolayı, yığılmış bir şekilde ilerlediği, hareket ettiği için ona yılan diyoruz.

Yılanın yıl kelimesi ile ve yılmak ile irtibatı var mı acaba? Sene anlamına gelen yıl kelimesi ile ve bezmek anlamındaki yılmak ile nasıl bir bağı olabilir? Bir bağ olmak zorunda mıdır? Kanaatimce sesler aynı olduğunda eğer aynı seslere sahip kelimelerden birisi başka bir dilden gelmediyse mutlaka kökte bir yerde aynılık mutlaka var. Sonradan yine özündeki manadan hareket eden ve o manaya bağlı yeni anlamlar yüklenen sesteş fakat farklı anlama sahip farzedilen kelimelerimizin aralarındaki bağı bulmak imkansız değil.

Hiç kurmamaktansa yanılma pahasına ve tabii hatalı olabilecek yorumlamada ısrar etmemek kaydı ile yıl ile yığılmak arasındaki irtibatı belki şöyle biraz kurabiliriz: Yıllar peş peşe yığılmış olur, acaba buradan mı yoksa günlerin peş peşe, üst üste yığılması ile mi ona yıl diyoruz. Zamanın yığılması ile alakalı bir durum mudur yıl kelimesinin bu şekilde oluşmasına sebep, bunu biraz daha irdelemek lazım.

Yıl dediğimizde yıldız ve yıldırım kelimeleri de hatırımıza gelmeli. Yılmak ile yıldırmak ve yıldırım aralarında acaba alaka var mıdır diye ister istemez düşünmeden duramıyorum. Yıldırmak, parlamak anlamına geliyor ama bir yandan da bezmek ile alakalı da kullanıyoruz kelimeyi. Yıldırmak, yıldıramak, parlamak yaltırmak şeklinde geçiyor bazı ağızlarda, kaynaklarda. Yalduz şeklinde de kelimeyi görüyoruz. Yaldız, ulduz, yulduz gibi kullanımlar var.

Yalım ile kelimeyi beraber düşündüğümüzde, ateş yalımı tabirini hatırlayalım mesela alev anlamında ateşin parlaması ile alakalı bir anlamlandırma olduğunu görebiliyoruz.

Yılan için başka Türkler hangi kelimeleri kullanıyorlar? Hepsi aynı kelimeyi kullanıyor. Ama telaffuzlar hafif değişiyor. Nasıl telaffuz ediyorlar? Başkurtlar, Tatarlar, Uygurlar, Türkmenler yine bizim gibi “yılan” şeklinde söylüyorlar. Kırgızlar “cılan” şeklinde söylüyor, yani “y” sesini “c” yapıyorlar. Kazaklar “jılan” diyorlar yani “y”yi “j” olarak söylüyorlar. Azeriler, Kerkük Türkleri ve Özbeklerde ise “ilan”. En baştaki “y” düşmüş oluyor, hatta “ı”yı “i” şeklinde söylüyorlar.

Yılan kelimesinden girdik yıldıza, yıla ve yıldırıma kadar gittik. Evren kelimesini irdelemekten buralara geldik. Evren yılan anlamında görülüyor eski kaynaklarımızla, metinlerimizde demiştik.

Peki yılan nasıl tarif ediliyor? Sürüngenlerden ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı diyorlar. Başka neler geçiyor sözlüklerde: Pullu, sürüngenler takımından, omuz ve kalça kemikleri olmayan, bacaksız, derileri pullarla örtülü, çatal dilli, deri değiştiren, işitme organları olmayan, etçil, uzun hayvan şeklinde tarif ediliyor.

Yılanla ilgili bir kısım deyimlerimiz, tabirlerimiz var: Yılanı sinsilikle beraber algılıyoruz. Bir yere gizlice sinmeyi, sızmayı yılan gibi sızdı diye ifade ediyoruz. “Yılan başı” bir kötülüğün başı için kullanılan bir deyimimiz. “Yılan Hikayesi” neyin nesi? Bir türlü sonuçlandırılamayan, birbirine bağlı olarak uzayıp giden olaylar, sorunlar, sorun haline gelmiş meseleler için “yılan hikayesine döndü” diyoruz. Tehlikeli bir dile sahip, zarar verici dile sahip kişiler için “yılan dilli” diyoruz.

“Yılan gibi sokmak” tabiri sinsice kötülük eden kişiler için kullanılıyor. “Yılanın kuyruğuna basmak”, kötü bir kimseyi, bir kötülüğün başını yakalamak, hareket edemez hale getirmeyi ifade için kullanılıyor bu deyim. Halk ağzında kötü ahlaklı kimselerin kötü ahlaklı çocuklarına da “yılan yavrusu” deniliyor.

Görünmeyecek kadar ince ayağa “yılan ayağı” diyormuşuz. “Yılan cücüğü” yılan sokmasına karşı kullanılan kırmızı başaklı çok yıllık bir bitki imiş.

“Yılan çiyan” dediğimizde zehirli hayvan ve böcekleri kastederek bunu kullanıyoruz. “Yılan çiçeğİ” diye bir çiçek varmış kıvrımlı olduğu için “yılan çiçeği” deniliyor. “Yılanın deliği” yılan yuvasına deniliyor. “Yılan gömleği” diye bir ifademiz var, her yıl değişim sırasında yılanların üzerinden sıyrılıp çıkan derisine deniyor. Bu tabiri yılan göyneği şeklinde telaffuz edenler de oluyormuş. Yemek üstünde parlayan yağ damlacıklarına “yılan gözü” deniyormuş.