Son sözü baştan söyleyelim; Fenerbahçe aynı malzemeden yeni bir yemek yapmaya çalışıyor. Çıkan sonuç: Eski aşçı o kadar da kötü değilmiş...

Fenebahçe’nin yeni hocası Cocu henüz takımı çözememiş. Her maça farklı kadro çıkması arayışını gösteriyor ama bir yandan da kayıplar veriliyor. İlk kayıp, euro denizine açılan Şampiyonlar Ligi kapısının kapanması.

Sarı-Lacivertliler ilk yarıda oyununu rakibe kabul ettiremedi. Aslında Benfica tipik deplasman takımı futbolu oynuyordu. Katı savunma ve kontrataktan gol arama. İyi de kapandılar ama asıl sorun Fenerbahçe’nin bu kilidi açamamasıydı. İlk 45 dakikadaki Fenerbahçe oyunu bir sistem değil kaos futboluydu. İleri uçta Alper, arkasında Giuliano olunca orta alandan topu getirme görevi Eljif’e düştü çünkü kanatlardaki Ayew ve Valbuena’nın topu değil kendilerini götürecek dermanı yoktu. Koca 45 dalika doğru düzgün pozisyon üretilemedi. Ancak yenilen şok gole rağmen Alper’in kafa golü takımı soyunma odasına umutlu gönderdi.
Cocu oyuna 65.dakikada müdahale etti, Soldado ve Barış’ı sahaya sürdü. Bu hamle, seyircinin itici gücüyle birleşince Fenerbahçe Benfica’ya ilk kez gerçek anlamda baskı kurmaya başladı. Ama geç kalınmıştı, maçın boyu kısalmıştı, süre yetmedi.

Volkan’a pek iş düşmedi, düştüğünde de iş göremedi. Hasan Ali güçsüzdü, golde de hatası vardı. Skrtel- Neustadter sağlam durdu. Isla sağdan sürekli bindirdi ama bal yapmayan arıydı, boşa koşup durdu. Valbuena ve Ayew etkisiz elemandı. Mehmet Topal- Eljif iyi bir ikili olmaya aday. Giuliano geçen sezonki formunun uzağında. Alper ise santrformuş gibi yapmaya çalıştı ama Cocu sanırım bu zorlama tercihte fazla ısrar etmez.

Sonuç olarak hocasının yeni yeni tanımaya başladığı Fenerbahçe, kendisinden çok da iyi olmayan Benfica’ya elendi. Aşçının yapacağı yemek için biraz daha zamana ihtiyaç olduğu da ortaya çıktı...