Çocukların karakterlerinin yüzde seksen beşi okul öncesi dönem olan 0-6 yaş aralığında gelişir. Bu nedenle karakter gelişimi ile ilgili olarak sorumluluk, sabır, adalet, dürüstlük, cömertlik, yardımlaşma, saygı, sevgi ve vefa gibi birçok duygu ve davranış bu yaş döneminde şekillenir.

Bu duygu ve olgulardan birisi de mahremiyettir. Okul öncesi dönemde çocuklara mahremiyet eğitimi verilmesi çok önemlidir. Mahremiyet eğitimi ya da his edinme eğitimi değerlilik hissinin ve kişiliğin kazanılmasında en önemli eğitimdir.

Öncelikle şunu kesin bir çizgi ile ayırmak gerekir ki mahremiyet eğitimi, cinsel eğitimden daha kapsamlı bir kavramdır. Cinsel eğitim, çocuğun kendi cinselliğini tanıması, gelişim sürecinde cinsellikle ilgili yaşayacağı fiziksel ve duygusal farklılıkları öğrenmesidir. Mahremiyet eğitimi ise cinsel bilgilerin yanında daha çok kendisinin ve diğer insanlarının özelinin/özel alanının farkına varması, sosyal hayatın içinde kendi özel alanını koruması, diğer insanların özeline saygı duyması, kendisi ile çevresi arasında sağlıklı sınırlar koyması gibi bilgileri içerir.Bu eğitimle çocuk kendini saygın hisseder, olumsuz bir tavır karşısında güçlü bir duruşla kendini koruyabilir.

Son zamanlarda çocuklara yönelik cinsel taciz ve istismar haberlerini sıklıkla duyar olduk. Çünkü yaşadığımız toplumda internet vb. yollarla ahlaksızlığın bir virüs gibi yayıldığına, kişilik bozuklukları yaşayan insanların hızla türediğine şahit oluyoruz. Ve maalesef bunların sonucu olarak da çocuklara yönelik cinsel tacizler artış gösteriyor. Çocuklarımız her gün tanımadığımız onlarca insanla karşılaşıyor. Okulda, yolda, markette, parkta, apartmanda… İnsanın vicdanının kaldıramayacağı olayların, kimin kapısını nereden çalacağını bilemiyoruz.

Birçoğumuz çocuklarımızı korumak için bilinen klasik cümleyi kurarız: “tanımadığın biri sana şeker verirse oradan kaç, sakın alma”

Halbuki tam aksine çocuğu korkutarak ve ürküterek mahremiyet bilinci kazandırmaya çalışmak, onu sosyal yaşamda güçsüz bırakır ve korumasız kılar.

Doğru bir mahremiyet eğitimi öncelikle ailede başlar ve okul hayatının ilk yıllarında da devam eder. O vakit hem aileler hem de biz eğitimciler olarak doğru bir eğitim için neler yapabiliriz bir bakalım.

Aslında insan vücudu kendisine yönelen pek çok tehlikeyi fark ederek refleksleri sayesinde kendini korumak ister. Örneğin göze doğru yapılan ani bir harekette istemsiz bir şekilde göz kapaklarımız kapanır. İşte çocuklarında tacizden korunabilmeleri için böyle bir reflekse sahip olmaları gerekir.

Peki, bunu çocuklarımıza nasıl kazandıralım?

* Bu beden bana aittir… Bu bilinci kazanan bir çocuk bedenine saygı duyar ve sahip çıkar. İzinsiz olarak kullanılmasına izin vermez, tepki gösterir. Ailenin de özellikle dikkat edeceği noktalarda var tabii ki. Örneğin; Çocuğu öperken izin almak. Biliyorum ki birçok aile çocuğunu öperken izin almıyor. Ama çocuğun kendi sınırlarını belirlemesi için bunu yapmak gerekir. Bir diğeri de çocuğun odasına girerken kapıyı çalmak. Yine aynı şekilde çocuğun kendi sınırların örmesinde faydası olacaktır. Çocuğun karar verme ve verdiği kararda durma direnç gösterebilme mahremiyetin yine en önemli unsurudur.

* Soyunurken ve giyinirken edep… Çocuğun kıyafetleri herkesin görebileceği bir yerde değil kimsenin olmadığı bir odada değiştirilmelidir.

* Güven… Çocuğa ailedeki kişilere karşı en üst seviyede güven duyabileceği fakat diğer yakınların aynı seviyede olmadığı bilinci verilmelidir.

* Dokunulması yasak bölgeler… Çocuğun altını değiştirirken ya da banyo yaptırırken mahrem bölgelere teması en aza indirmelidir. Çocuğun mahrem yerine dokunarak şaka yapılmamalıdır.

Asla “o daha çocuk” diyerek bu eğitimi ileri dönemlere bırakmayınız. Çünkü bu kazanımlar küçük yaşta oturmazsa sonra çok zor olabilir. Çocuk mahremiyet eğitimi sayesinde kazandığı davranışlar ve refleksler sonucu kendini tacizden koruyabilir.

Ancak unutmayalım ki çocuğa vermek istediğimiz her davranışı yetişkinler olarak önce bizim uygulamamız ve örnek olmamız gerekir. Mahremiyet dâhil her türlü değer eğitimi ancak örneklik yoluyla verilir.