Kurallara uymayan, sınır tanımayan çocuklar son dönemde ailelerin oldukça muzdarip olduğu bir konu haline geldi. Hâlbuki kurallar hayatı daha yaşanılabilir hale getirmek için var olması zorunlu gereksinimlerdir. Herkesin istekleri ve sevdikleri farklıdır ama toplumda birlik ve beraberliğin sağlanması için kuralların konulması ve bu kurallara uyulması zorunludur. Kurallar hayatımıza çocukluğumuzda girer ve ömrümüzün sonuna kadar çıkmazlar.

Öteki ile ilişki kurduğumuz andan itibaren davranışlarımızda onun varlığını dikkate almak zorundayız. Onun varlığını dikkate almak demek "ölçü” ile davranmak demektir. İlişkilerin kaliteli olması, herkesin davranışını ölçü ile ortaya koyması ile mümkündür. Bu ölçünün somutlaşmış ifadesi "kural” olarak karşımıza çıkar. Kurallar, kişiler arası ilişkileri rastgelelikten kurtaran ve kaliteli iletişim kurmamızı sağlayan hükümler, düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin bir yanı özgürlük alanı ise diğer yanı yasaklar alanıdır. Böylece diyebiliriz ki, kurallar insanların özgürlük alanlarını güvence altına alır. Bir anlamda, "yapma hakkına sahip olduklarımız”a, "yapma hakkına sahip olmadıklarımız”dan vazgeçerek ulaşırız.

Çocuğun eğitimi ve yetiştirilmesi sürecinde de en önemli ve en sorunlu alanlardan biri, kurallarla ilgilidir. Anne-babalar ve öğretmenler, çocuğun davranışlarında ölçülü olmasını ve belirlenen kurallara uygun davranmasını sağlama konusunda oldukça zorlanmaktadırlar.

Çocuğun sosyalleşmesi demek, kurallar dünyasında yaşamayı öğrenmesi demektir aslında. Sosyalleşme kavramı, çocuğun, çevresindeki diğer çocuklar ve yetişkinlerle iletişim kurarak sürdürmeye daha fazla istekli olması, bunun için çabalaması ve bu ilişkinin gerektirdiği davranışları sergilemesi demektir. Bu sürecin kendine özgü kurallarının olması kaçınılmazdır. Literatürde ifade edildiği gibi, aslında çocuklarla ilişkilerde kuralların varlığı değil, kuralların nasıl uygulanması gerektiği sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Anne-baba ve öğretmenlerin çocukların "kurallar dünyasında yaşama” bilincini kazanmasında oldukça belirleyici bir rolü bulunmaktadır. Aslına bakılırsa anne-babanın çocuk yetiştirme ile ilgili olarak oturup konuşmaları ve belirli bir ortak bakış açısı geliştirmeleri gerekir. Bu bakış açısının önemli bir boyutu da, çocuğa uygulanacak kurallar ve uygulama şekli ile ilgilidir. Ebeveynin tutarlı ve kararlı olması ancak bu bakış açısındaki ortak paydaya bağlıdır. Eğer belirli bir bakış açısı yoksa ya da eşler arasında ortak payda oluşturulamıyorsa, çocuğun eğitiminde kararlı ve tutarlı olmak da mümkün değildir.

Çocuk bir gecede kurallarla davranmayı öğrenemez, ufak yaştan-hatta bebeklikten bu disipline alışması gereklidir. Kurallar konduktan sonra davranışlardaki olumlu gelişmeyi 2-3 haftada görmeye başlarız, anne ve baba tarafından tutarlı şekilde uygulanırsa, bir kuralın tam olarak oturması 2-3 ayı bulur.

Gelişim düzeyine, yaşına göre kural koymak gerekir, yaşı büyüdükçe kurallar değişir ve yeni kurallar gelir.

Kural konduktan sonra çocuk sınırlarını elbette ki genişletmeye çalışacaktır. Durumu güç savaşına dönüştürmeden ve “kopma noktası”na getirmeden sabırla, nazikçe fakat net bir şekilde hayır demeyi sürdürüp, vazgeçmemek çok önemli!

Çevreyi lütfen takmayalım. Çocuğumuz bizim çocuğumuz ve onun bütün sorumluluğu bize ait!