Bir öğretmenin öğrencilerinin yaşamını değiştirebileceğini söylemek hiç de abartılı bir söz olmaz. Öğretmen ile öğrenci arasındaki güçlü ilişkinin ne kadar faydalı olduğunu ispatlayan onlarca yaşanmış öykü vardır.

Öğrencilerini geliştiren en etkin rol model olarak öğretmenler, tek vazifeniz onları yalnızca akademik bilgiyle donatmak mıdır? Asla değil… Çünkü iyi öğretmenler öğrencileri ile güçlü ilişkiler kurarak, onların hayatlarını her yönden etkileyebilirler.

Hep bir şeyleri değiştirmek isteriz ama bunu yapma konusunda sorunlar yaşarız. Mesela kilo vermek, daha fazla kitap okumak ya da belli bir öğrenciyle yaşadığımız bir problemi çözmek… Hâlbuki değişimin istekle çok az ilgisi vardır. Hazır olduğumuzda değişiriz. Zihinsel, duygusal ya da ruhsal olarak. Öğretme şeklimizi değiştirmek ve onu geliştirmek de aynı türde bir hazır olma halini gerektirir.

Bu hazır olma hali için iki küçük önerim var. İlki, öğrencilere şu soruyu sorun: “Eğer bu sınıftaki öğretmen sen olsaydın, benim yaptığım neleri aynı yapardın ya da neleri farklı yapardın?” Büyük sınıflarda yazı halinde, küçük sınıflar için diyalog şeklinde de gerçekleşebilir. Onlardan dürüstlük ve ciddiyet isteyin. Bu yazılarda sıkça tekrar edilen ya da size çarpıcı gelen maddeleri dikkate alın. İkincisi benim en sevdiğim, ama beni en korkutan geribildirim formatlarından biri… Sınıfı küçük gruplar ayırmak ve onlara öğretmenlerinin – yani sizin – ders verirken bir canlandırmasını yapmalarını istemektir. Bu genellikle bütün sınıf için çok komik ve çok eğlencelidir. Ayrıca sizin için gerçekleri ortaya çıkaran bir etkisi olabilir: Onları seyretmek, kendinizi videoda izlemek gibi olabilir. “Bunu yapıyor muyum gerçekten?” diye merak edersiniz.

Her çocuk iyi bir öğretmeni hak eder.İyi bir öğretmen değişen, değiştiren bir öğretmendir. İyi bir vatandaş değil iyi bir birey yetiştirir. Şunu çok iyi bilir; duyguları vardır öğrencilerin. Vicdanı, kalbi, umutları vardır… Birer not ya da ödev makinesi değiller. İşte değişen değişmek isteyen öğretmen bunu çok iyi bilir. Sistemin unutturduğu bu noktayı silkinerek hatırlayıp değişmeliyiz.

Belki de öğretmen adaylarına yapılan mülakattan başlamak gerek… Hatta bunu eğitim fakültesini kazandığında yapmalı. Sabır, hoşgörü, heyecan ve çocuğa duyarlılığını sorgulamalı. En çokta öğrencilerinin vicdan kapısını aralayabilecek mi ona bakmalı. Çünkü eğitim ancak vicdan kapısı açıldığında olur.