Bayram arifesinde, Suruç’ta dört insanın ölümüyle sonuçlanan hadise ülkemizde “güçlünün hukukunun mu yoksa hukukun gücünün mü” hakim olduğunu ortaya koyacak.

Bu aynı zamanda her fırsatta “adaletin yanında yer almayı şiar edindiğini” dile getiren AK Parti hükümeti için büyük bir sınav olduğu kadar oldukça zor bir sınav.

Terazinin bir kefesinde AK Partili milletvekili var.

Terazinin diğer kefesinde ise AK Parti hükümetinin “vatan haini” olmakla suçladığı HDP’yi destekleyen insanlar.

24 Haziran’a günler kala gerçekleşen, dört insanın hayatını kaybettiği hadiseyi, ağabeyini kaybeden AK Parti milletvekili özetle şöyle anlattı:

“Seçim çalışmaları kapsamında, esnaf ziyareti yapıyorduk. İlçe başkanım, ben ve yeğenim dükkana girdik. Yeğenim “iyi bayramlar” deyince, bize baktılar ve ‘ne işiniz var burada bizim PKK’lı olduğumuzu bilmiyor musunuz?’ dedi ve sinkaflı konuşmaya başladı. Ben de ‘amacımız memlekete hizmet etmek, başka amacımız yok’ dedim. Yine küfürlü konuştu. Biz dışarı çıktık. Kapıda birileri bekliyormuş. Selamlaştım, selamımı almadı. Biz dışarı çıkarken, yeğenime sopa ile vuruldu. Biz bir şey olmaz dedik ve çıkmaya devam ettik. Dükkandaki kişi silahlıymış çıktı ve ağabeyimi kalbinden vurdu. Yeğenim ağır yaralı.”

AK Parti Urfa milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın anlatımı böyle.

Peki, Suruç’ta yaşanan bu vahşette hayatını kaybeden sadece AK Parti milletvekili Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız ve ağır yaralanan sadece Yıldız’ın yeğeni mi?

Yıldız’ın ziyaret ziyaret etmek istediği dükkan sahibi “Biz PKK’lıyız” demiş midir?

Peki, hadise AK Parti milletvekilinin anlattığı gibi olsa, hayatını kaybeden tek kişinin Yıldız’ın ağabeyinin ve ağır yaralanan kişinin yeğeninin olması gerekmiyor mu?

Oysa bütün medya “AK Partililere saldırı: 4 ölü” başlığı ile vermiş, hükümet yetkilileri de yaptıkları açıklamalarda, saldırıyı PKK’lıların gerçekleştirdiğini ve saldırıda milletvekillerinin ağabeyinin ve yakınlarının hayatını kaybettiklerini söylemişlerdi.

Ortada hayatını hem de vahim bir şekilde kaybeden üç kişi daha var.

“Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin, buna katılanların” bunun hesabını mutlaka vereceğini söyleyen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’a göre bu saldırıyı yapanlar net bir şekilde PKK’lı ve PKK terör örgütünün maşası.

Fakat, AK Parti Urfa milletvekili aday adaylarından Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu tam aksini söylüyor. 4 kişinin ölümüne sebep veren bu hadisenin asıl sorumlusunun AK Parti milletvekili Yıldız olduğunu, dükkan sahiplerinin asla PKK’lı olmadığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hadise de yanlış bilgilendirildiğini söyleyen bir açıklama yaptı.

İşte bu yüzden Suruç katliamının AK Parti hükümeti için zorlu bir sınav olduğunu düşünüyorum.

Aynı zamanda AK Parti hükümetine yönelik olarak “adalet, hukuk” konusunda yöneltilen eleştirilerin haksız olduğunu ortaya koymak açısından da büyük bir fırsat.

Yargının bağımsız bir şekilde davayı soruşturmasını teşvik etmeli.

Adaletin keseceği parmağın acımayacağını gösterebileceği tarihi bir fırsat geçmiş durumda AK Parti hükümetinin eline.

Yargı, terazinin kefesinde kimlerin olduğunu bakmadan sadece gerçekleri ortaya çıkartmalıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha birkaç hafta önce “Bir ülkede halk bunalmış ve adalet çığlığı atıyorsa yargı sisteminde bir sorun var demektir. Adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi de bilmek zorundayız” diyordu.

AK Parti hükümeti, Suruç’ta, eşini ve iki oğlunu toprağa veren anne Şenyaşar’ın “Burada bize adalet yok” ağıdına yanıt vermeli, “Hayır, bu ülkede, adalet var. Kim olursa olsun, velev ki haksız olan kızımız, yakınımız olsun adaletin kestiği parmak acımayacak” diyebilmeli.

Mahkemenin verdiği karara uyacağız demeli ve yargıya “adaletle hükmedin ve gerçekler ne ise sadece gerçekleri çıkartın, hiçbir şeyden korkmayın” demelidir.

Adında “adalet” kavramını taşıyan bir partiye yakıştığı gibi hareket etmelidir.

AK Parti hükümeti Suruç Hadisesi ile Hak tarafından sınandığını bilmelidir.

Kendi iktidarları döneminde, güçlünün hukukunun geçerli olmadığını, hukukun gücünün geçerli olduğunu ortaya koyabilmelidir.