Türkler’in, çoğunlukla gençlerin Atatürk ve milli bayramlara karşı sevgi ve anma şekilleri ciddi anlamda irdelenmesi gereken bir durum.

Dün Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’u anmak için adına Zafer Bayramı dediğimiz bir gündü.

Ve her yıl da anarız.

Coşkuyla kutlarız yani, konserler verilir, resepsiyonlar gerçekleşir.

Tıpkı 29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs gibi.

10 Kasım’da da yine topyekün yas tutarız.

Buraya kadar hiçbir sorun yok.

Ama bir düşünelim

Milli bayramlarda ve 10 Kasım’da Atatürk’ü ve o günlerde emeği geçen binlerce insanı gerçekten anıyor muyuz?

Yoksa sadece mesajlarımız tamamen bir primden ibaret mi?

***

Sosyal medyada görüyoruz işte.

Genellikle bu günlerde, Atatürk ile ilgili paylaşım yapılır sonra kaldığı yerden hayata, eğlencesine devam ettiğini gösteren rutin paylaşımlara geçilir.

Kim ne derse desin çoğu da 'insan vardır anlaşılmaz süsünden, kimi farksızdır koyun sürüsünden' misali başkaları paylaşım yaptığı için yapılan paylaşımlar.

Allah kahretsin ki bazıları Atatürk ile ilgili paylaşımlarında bile etkileşim sayılarını kontrol ediyor, hesaplıyor.

Çok az etkileşim alacağını bilse o paylaşımı yapmayacak insan var.

Atatürk’ü sevmek bu değil ya!

Bu kadar basitleştirmemek lazım.

***

Mesela tartışmasız en sevmediğim, son derece irite edici bir paylaşım furyası var ki maalesef bu sadece özel günlerde değil, sık sık karşılaşabileceğimiz bir saçmalık.

Ellerde alkol -genellikle rakı- ve rezalet ses, görüntü eşliğinde hep bir ağızdan bağırarak söylenen İzmir Marşı.

Evet tebrik ediyoruz bu arkadaşları, ülkeyi bir kez daha kurtardılar o an itibarıyla...

Atatürk’ü çok sevdiğini gösterdiler.

***

Geçelim diğer sevmediğim örneğe.

Bunu bir nebze anlayışla karşılayabiliyorum ama yine de doğru bulmuyorum.

Biraz ismi olan, ne bileyim siyasetten biriyseniz mesela mutlaka anma paylaşımıza isim ve logonuz eklenir.

Hadi bir Cumhurbaşkanı olursun, bakan olursun amenna.

Beyefendi siz falanca bir yerin falanca bir ilçesinin falanca partisinden bir görevlisiniz.

Siz neden triplere giriyorsunuz?

Tekrar söylüyorum, şayet ben bir milletvekili, bakan olsaydım.

Asla bu paylaşımlara isim, logo ve imzamı eklemezdim.

Çünkü gönülden andığımızı göstermeye çalışırken, ‘zoraki yapılması gereken bir paylaşımdı da ben de yaptım’ mantığında algılanması muhtemel.

Kurumsal markalar da aynı yanlışa düşüyor.

Şimdi diyeceksiniz “Emir çoğu iş insanı, siyasetçi, o, bu vs bilmiyor da sen mi doğrusunu biliyorsun?”

Evet.

***

Uzun lafın kısası, başta Atatürk ve silah arkadaşlarını özel günlerde prim yapmaya çalışmadan gönülden anın.

Bir de dua okursunuz, ne iyi yapmış olursunuz.

İçinizden diyor musunuz mesela ‘iyi ki vardılar’ diye.

Tüm sosyal medya paylaşımlardan değerlidir bu.

Eyvallah.