Bir araştırma yapsalar Türkiye’de gazetecilerin yaş ortalaması sanırım 35-40 arasında olur. Tabii ben buna mutfaktaki editörleri, muhabirleri vs dahil ettim. Hatta stajyerleri bile dahil edebiliriz bu sayıya.

Peki aynı araştırma sadece ‘köşe yazarları’ için olsa sizce yaş ortalaması ne olur?

Bence 45-50.

Yukarı çıkar, aşağı inmez.

Şimdi size bir soru daha.

Ulusal gazetelerde yahut önemli haber sitelerinde yazan 30 yaş altı 4-5 tane köşe yazarı sayabilir misiniz?

Hayır. Çünkü yok.

İşte bu, Türkiye’deki gazetecilik sektörünün ne kadar yetersiz olduğunun göstergelerinden biridir.

Türkiye’de 18 yaşında milletvekili olup, siyasette söz sahibi olabilirsiniz fakat bu yaşlarda bir gazetede değil köşe yazmanız, yazınızın görüş olarak yayımlanması bile bir mucizedir.

Sanırım Türkiye’deki medya patronları ve yöneticiler gençlerin bir sorunu olduğunu düşünmüyor. Bir sorunları olduğunu düşünseler bile, abilerinin, ablalarının hatta amcalarının gençlerin sorunlarını, gençlerden daha iyi dile getirebileceğine inanıyorlar.

Ya da birçok konuda gençlerin, daha yaşlı isimlerden çok daha bilgili ve iyi analiz yapabileceğinden haberdar değiller.

Başka açıdan bakalım.

Eş, dost, ahbap ilişkisi olarak doldurdukları köşelerde yazı yazan amcaları çoğunluk okumuyor. Okusa da ne yazdığıyla ilgilenmiyorlar.

Sosyal medyada gençler bu yazıları, görüşleri yorumlamazsa çoğu yazı çöp olur. Yani bir nevi gençlerin etkileşimdeki aktifliği yazarları ve gazeteleri ayakta tutuyor.

Bir de klişeleşmiş cümlelerle bu amcalar gençlere öğütler veriyor. Teknolojiyle, yazılımla ilgilenin diyorlar mesela, girişimci olun diyorlar.

Bırakın ya hu!

Kod yazmasını bilen bir genç sizi okusa yazılımdan soğur. Bırakın da teknoloji ile ilgilenen insanlar öğüt versin akranlarına, kardeşlerine.

Gençler için bir şey yapmak istiyorsanız, köşelerinizde gençlere öğüt vermek yerine, gidin patronunuzun odasına, bu işi yapmak isteyen pırıl pırıl, dünyayı takip eden, yetenekli gençlerin söz sahibi olmasına yardımcı olun.

***

Mesela dünyada, özellikle ABD ve Avrupa medyasında işler böyle değil.

İyi ki de değil.

Gençlerin ABD ve Avrupa gazetelerinde yazı yazabilme şansı çok daha fazla. Çünkü buralarda iyi bir yazı ve görüşe yer vermeyecek gazete bulamazsınız.

En basit örneği kendimden vereyim.

Türkiye’de stajyer olabilecek bir yaşta bizzat Arianna Huffington ile görüşerek dünyanın en fazla takip edilen haber sitelerinden Huff Post’ta yazar olup, U.S. News’te araştırmalara katkı sağlayabiliyordum. Çünkü buralarda sektörün ileri gelen isimleri gençlere önem veriyor. Biri vermezse diğeri illa ki katkı verir diye bakıyorlar olaya.

Bunu New York Times’tan Mira Kamdar’da da gördüm, Guardian’dan Alan Rusbridger’de de.

Tüm bu uluslararası gazetelerin hepsinde dünyanın birçok ülkesinden genç isimlerin çok sayıda olduğunu görebiliriz. Hatta buna dayanarak söyleyeyim, Avrupa’dan Asya’ya birçok gazete ve haber sitesine genç isimleri yerleştirme gibi kişisel bir çalışmam var.

***

Velhasıl kelam Türkiye’deki gazeteler, ABD ve Avrupa gazetelerini bazı haberlere dayanarak ‘kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş’ mantığıyla tu kaka etmeye odaklanacağına, öncelikli olarak bu konudaki tutumlarını örnek almalı.

Ama şunu da unutmamak lazım, Türkiye’de tirajları, trafikleri arttıralım, yenilikler yapalım, farklı bir şeyler ortaya çıkaralım hatta gazetecilik yapalım diye düşünerek koltuğunda oturan çok az sayıda yönetici var.

Sığ vizyona sahip olan birçok isim gazetelerinin yönetici koltuklarına kurulmuş, e hal böyle olunca da bu kişiler gençlerin vizyonuyla, yenilikleriyle ve düşünceleriyle ilgilenmiyor.

Bir Joseph Pulitzer aramıyorum da en azından mesleğe biraz saygınız olsun ya!

Neyse…

Umarım bu sektörü gençleştirmeyi başarabiliriz. Sektörün buna ihtiyacı var.

Unutmadan söyleyeyim, Karar’da böyle değil işler.

Çünkü ben yazabiliyorum.