Çok değil birkaç gün önce The Economist’in İstanbul muhabiri Piotr Zalewski twitter hesabında kendisinin ve biz gazetecilerin çok da şaşırmadığı bir paylaşımda bulundu.

7 Ağustos günü Türkiye’deki tam 23 gazete ekonomideki kötü gidişi manşetten vermemişti.

Ama Karar ‘Ne gerekiyorsa yapalım artık’ manşetiyle asıl yapılması gereken gazeteciliği bir kez daha göstermiş oldu.

İnandığınız, sevdiğiniz, yakın hissettiğiniz kişiler, kurumlar olabilir ki bu gayet doğaldır. Fakat siz objektiflikten çok uzak, ultra tarafgir bir yapıda gazetecilik yaparsanız, inandığınız ‘o’ değerlere de zarar vermiş olursunuz.

Açık ve nettir bu.

Evrenseldir.

Ne yazık ki ülkemizde bu gerçekliği anlamayan, belki de bilmeyen birçok medya mensubu ve yöneticiler var.

Geçelim Türkiye’yi, dünyada da her konuda objektif yayın yapan bir gazete bulmak çok çok zordur. Böylesini çevremizdeki insanlarda bile bulamazken, gazetelerden beklemek pek mantıklı bir düşünce değil.

Lakin ülkemizdeki kadar taraflı ve taraf olduğu değerlere zarar veren bir gazete topluluğu da dünyada az sayıdadır.

Kongo’da, Mısır’da ve sanırım Togo’da falan vardır böylesi.

***
Ben yine de Türkiye’deki ekonomiye çok karamsar bakanlardan değilim fakat Türkiye’deki medya mantığına bir hayli karamsar bakmaktayım.

Hâl böyle olunca ekonominin kötü gidişini ve döviz kurlarının artmasını da sadece siyasi politikalara ve uluslararası ilişkilere bağlamamalıyız. Türkiye’deki medya da bu kötü gidişten bizzat sorumludur.

Her ülkede, her iktidarda ekonomi her zaman iyi gitmez.

Hele hele ülkemizin zorlu süreçlerden geçtiğini de biliyoruz.

Ekonominin siyaseti de olmaz. Para hepimizin sonuçta, tl bizim.

Döviz kurlarının artışında normal şartlarda ‘ne yapalım caaanım? Bugün dolar artar, yarın düzelir. Allah devletimize zeval vermesin’ diyebilecek metanete sahip olan halkımız, Türkiye’deki gazetelerin saçma politikalarıyla bu metaneti kaybediyor.

Yani herkesin bildiğini herkesten saklamaya çalışırsanız, Türk halkı bunu yemez ve burada haklı olarak başka bir bityeniği arar.

Velhasıl kelam kur artışının bu duruma gelmesinde ya da ekonominin iyileşme sürecinde medyanın rolü büyük. Bu gazetecilik anlayışının mutlak surette değişmesi gerekiyor.

Hadi uluslararası basını takip etmiyorsunuz, Karar’ı örnek alın bari.

***
Son olarak şunu yazmadan geçemeyeceğim; siyasetle alakası olmayan, devamlı iktidara laf çarpıtıp, prim yapmak için sağda solda, twitter’da instagram’da dolarla ilgili paylaşım yapan gençler, gençlerimiz..

Çoğunuzun yurt dışında içeceği kahveye fazla para ödemek dışında bir ekonomi bilgisi yok.

O yüzden bi’ durun Allah aşkına, zaten ortalık karışık.