August Borsig 15 Ağustos 1843’de Berlin-Settin demiryolunun açılış töreni esnasında, 29 Ekim 1961’de Ankara'da benzini olmadığı için yolda kalan devrim arabalarının mühendisleri ile aynımahcubiyeti yaşamış olmalı. Büyük bir törenle gerçekleştirilen demiryolu açılışını Borsig için önemli kılan iki önemli şey vardı. Birincisi ilk kez treni İngiliz ya da Amerikan malı lokomotifler değil, Borsig’in fabrikasında üretilen Alman malılokomotifler çekecekti. İkincisi ise bu önemli açılışa Prusya Kralı Dördüncü Friedrich Wilhelm de bizzat katılıyordu.

Tren harekete geçtikten çok kısa bir süre sonra, tıpkıyaklaşık yüz yıl sonra devrim arabasının başına geldiği gibi, durup yolda kaldı. Şürekası ile birlikte trendeki yerine alan Dördüncü Wilhelm yanındakilere “Lokomotifi kim yaptı?” diye sorunca“Borsig” cevabını aldı. Gerçi Wilhelm’in bu cevaba sessiz kaldığı söyleniyor ama ona refakat eden ünlü doğa bilimci Alexander von Humboldt yıkıcı hükmünü“Daha iyisi de beklenemezdi” diyerek verdi. Humboldt’un bu hükmü o dönem Made in Germany markasının kalitesizlikle eş değer görüldüğünüanlatan tarihi bir anektod.

***

İtibarı tehlike altında olan Borsig arkadaşları ile birlikte hatayı hemen buldu. Daha önceki deneme sürüşlerinde hiçbir hata vermeyen lokomotifin su pompalarına birileri tarafından bilinçli olarak vida somunu ve metal talaş atılmıştı. Ortada bir sabotaj vardı. Yabancı rakiplerin bu sabotajı gerçekleştirildiği iddia edildiama bu hiçbir zaman bu ispatlanamadı. Borsig ve arkadaşları hatayı telafi etti ve yola devam edildi. Borsig’in kurduğu fabrikaise 1990’lı yıllara kadarvarlığını sürdürecek olanuluslararası bir markaya dönüştü.

Alman sanayi devrimi de ilk adımlarını attığı bu dönemlerden sonra durmadan ilerleyişini sürdürdü. Sadece 1850-1880 arasında Almanya’da tren yolu taşımacılığı 60 kat büyüdü. 1845 yılında yıllık 13 ton üretim yapan pamukluk dokuma tezgahları 1870 yılına gelindiğinde üretimlerini 65 bin tona çıkarmıştı. Demir çelik üretimi ise bu süre içinde 194 bin tondan 1.4 milyon tona çıkmıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun var oluş mücadelesi verdiği 19’uncu yüzyılda Almanya’da gelecek yüzyılda dünya piyasalarına damgasını vuracak BASF, Thyssen, Krupp, Carl Zeiss, Daimler Mercedes, Siemens, Nestle ve Linde gibi markalar ülkenin farklı eyaletlerinde mantar gibi yerden bitiyordu. Almanya Avrupalı rakiplerine kıyasla geç de olsa sanayi devrimini yakaladı ve o tarihlerden beri öncülüğü kimseye bırakmıyor.

İskoç kaşif James Watt’ın 1769 yılında buhar makinaları keşfetmesi ile başlayan sanayi devrimi Almanya’ya neredeyse yüz yıl sonra ulaştı. Pek de ideal olduğu söylenemeyecek siyasi koşullara rağmen Almanya, sanayi dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdi. Bizim Watt’ın keşfinden elde ettiğimiz kollektif esinlenme ise, “Asılacaksan İngiliz ipi ile asıl” oldu. Potansiyelimizin tahmin ettiğimizden daha fazla olduğunu hissettiğimiz anlarda datıpkı 29 Ekim 1961’de olduğu gibi “Garp kafası ile otomobil yaptık şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk”diyen Türk büyükleri sayesinde sınırlarımız bize hatırlatıldı.

***

Ama tarih bize şimdi büyük bir fırsat sunuyor. Kaybolan yüzyılları telafi edecek dijital dönüşüm fırsatı. Kalkışmalar, sivil darbe girişimleri, seçimler, referandumlar, fiili darbe girişimleri ile zihinlerimiz olağanüstü hal durumundan bir türlü kurtaramadık. Oysa bu fırsattan istifade edebilecek en fazla bir kaç yılımız kaldı. Bu kez de yine üretici değil kullanıcı olma girdabına düşebiliriz. Almanya ne mi yapıyor? Başbakan Angela Merkel yaz tatili boyunca dijital dönüşüm konusundaher hafta uzmanlardan ders aldı. Hükümet Merkel başkanlığında bakanlardan oluşan dijital dönüşüm komisyonu kurdu. Bu komisyona piyasadaki dijital dönüşümün öncülerinden oluşturulan dijital konsey refakat ediyor.

Bizdeki sondurum ise şu... Yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminde bakanlıklar arasında dijital gelişmeler içinkoordineyi sağlayacak ‘Dijital Dönüşüm Ofisi’ kurulacağı açıklanmıştı. Henüz ne ofis ne de başkanı ortada.