1976 yılında rahmetli Prof. Dr. Şaban Karataş’ın genel müdür olmasıyla, çalışmakta olduğum Sümerbank’tan önce naklen TRT Kurumu’na geçtim, sonra sınavla prodüktör (program yapımcısı) oldum. Aynı liseden mezun olduğumuz ve SBF Basın ve Yayın Yüksek Okulu’nu birlikte okuduğumuz D. Mehmet Doğan da TRT’de görev alınca birlikte programlar yapmaya başladık. Bu programların konusu ve muhtevası Doğan’a, yapım ve yönetimi bana aitti. İlk programımız ‘Güzel Dil Türkçe Bize’ oldu. Programa seçtiğimiz isim fikriyatımızın mimarlarından Ziya Gökalp’in Türkçe şiirinde geçmekteydi.

Dizi olarak başlattığımız bu programın ilkinde Doğan dilbilimci, eğitimci ve siyaset adamı Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu ile Türkçe’nin meseleleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Benim Türkçe hassasiyetim bu programla bir şuur haline geldi diyebilirim.

***

Bu vesileyle dil meselemiz başta olmak üzere, değerlerimizin korunması ve yaşatılması hususunda unutulmaması gereken hizmetleri olan Tahsin Banguoğlu hakkında biyografi.com’dan, rahmet niyazıyla bazı bilgiler aktarmak istiyorum. Tam adı Hasan Tahsin Banguoğlu olup 1904 yılında şimdi Yunanistan’ın Drama şehrinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Selanik ve Drama’da yaptı. Balkan Savaşı sırasında (1912-13) ailesiyle İstanbul’a göç etti. 1930 yılında İstanbul Dârülfünûnu (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Lisans üstü eğitimini Berlin’de yaptı. Yurda dönünce akademik kariyerini Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde tamamladı. Çok partili siyasî hayat başlayınca CHP’den milletvekili seçilerek ilim tecrübesini siyasete aktarma şansını yakaladı ve partisinin değerlerimizi dikkate alan bir siyaset takip etmesi gerektiği değerlendirmesini İsmet İnönü’ye kabul ettirdi. 1948 yılında Millî Eğitim Bakanı olunca; ilk öğretime din dersleri konması, imam hatip okullarının açılması ve Ankara İlahiyat Fakültesi’nin kurulması çalışmalarını 1950’ye kadar yürüttü.

1960-63 yıllarında Türk Dil Kurumu, 1963-66 yıllarında ise Halkevleri başkanlığı yaptı. 1961 yılında CHP’den Cumhuriyet Senatosu Edirne üyesi seçildiyse de İnönü’nün ‘ortanın solu’ politikasına karşı çıkıp CHP’den ayrılarak Yeni Türkiye Partisi’ne geçti ve 1966 yılında bu partinin genel başkanlığını yaptı. 1973 genel seçimlerinden sonra siyasî hayattan çekildi ve ilmî çalışmalara yöneldi. Arapça, Farsça, Eski Türkçe, Çağatayca’nın yanı sıra Almanca, Fransızca ve İngilizce dillerine vâkıf olan Banguoğlu’nun ismi 1989 yılında vefatından sonra bazı eğitim kurumlarına verildi.

Tahsin Banguoğlu’nun özellikle Türk Dil Kurumu başkanlığı yaptığı yıllarda dil çalışmaları ve tartışmalarının içinde bulunmuş bir bilim ve siyaset adamı olarak söyledikleri/yazdıkları tarihi belge değerindedir. Türkiye’nin en kıdemli dilcilerinden kabul edilen Banguoğlu, bizde ilk dilbilgisi kitabı olan “Ana Hatlarıyla Türk Grameri” (1941) adlı kitabı yazdı. Bu kitabın devamı niteliğinde iki eser daha kaleme aldı: “Türk Grameri I, Sesbilgisi (1959) ve “Türkçe’nin Grameri” (1974). Türkçenin gelişimi üzerine yazılarını da “Dil Bahisleri” (1987) adlı kitabında topladı. 1985 yılında Bekir Sıtkı Sezgin’le birlikte Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü.

***

Türkçemizle ilgili programımıza konuk olarak herhalde Tahsin Banguoğlu kadar uygun bir isim olamazdı. Fakat Karataş Hoca’mızın büyük bir cesaretle yürüttüğü genel müdürlüğü kısa sürmüş, mahkeme kararıyla görevinden uzaklaştırılınca, bu programımız ve genel geçer sanat anlayışının dışında kalarak hazırladığımız Sanat Sözlüğü programımızı da sürdürmemize izin verilmemiş, TRT tekrar ülkemizde ilk radyo yayınının gerçekleştiği 1927 yılında başlayan CHP çizgisinde yayıncılığa geri dönmüştü.

Bu yazımın bağlamı farklı oldu, aynı minval üzre sürdürerek tamamlayayım. 1990’lı yıllardan itibaren okuduğum gazete ve dergiler ile internetten derlediğim bir kupür arşivi çalışması içindeyim. Ömür törpüsü denilebilecek bu çalışmamda elli kadar klasörde kültür, sanat, edebiyat ağırlıklı binlerce kupür konularına göre tasnif edilmiş durumda. Yazılarım münasebetiyle bu ‘bilgi bankası’ndan dil dosyasını ayırarak okumaya başladım. Okuduğum ilk kupürlerden iki alıntıyı sizinle paylaşayım:

“Kalemi elime aldığım günden beri Türkçe’nin müdafaası için yazdığım satırları birbirine eklesem İstanbul-Ankara şimendifer (demiryolu) hattından daha uzun olur.” (Peyami Safa)

“Yazarlık sadece bir meslek değil, aynı zamanda dünyayı bir dil olarak görmek amacıyla verilmiş bir karardır.” (Günter Eich)