Siyaset üretemeyen, reel politikten, milli değerlerden ve milletin gündeminden kopuk, kendi elitist çıkarlarını tüm ülke aleyhine dayatan ulusalcı, sol, faizci, Kemalist zihniyet siyaseten iflas bayrağını çekmiştir. Öğlen dediğini akşam yalanlayan sözüm ona muhalif siyasi yapı ve zihniyetler bugünlerde liselilerden medet umuyorlar. Tam bir zavallılık hali.

Mezun oldukları liselerdeki gençlere mütehakkim bir networkle müdahale eden elitist-kemalist “abiler” gençleri organize edip bildiri yayınlamışlar. Bildiri tam Edip Akbayram ve Zülfü Livaneli şarkıları tadında duygular uyandırıyor. Naif ve çocuksu. Habere göre bildiriye imza atan lise sayısı 365’i bulmuş. Zannedersiniz bu okullarda okuyanların hepsi ama hepsi aynı bildiriye imza atmış gibi bir hava oluşturuluyor. Sanki her sorunumuz bitti, sıra liselilerin Kemalizm yoluyla ülkeyi gericilikten kurtarmasına geldi. Olmadı ortaokul ve kreşlerde de bir direniş örgütleyelim, daha sağlam olur ha, ne dersiniz? İyi fikir değil mi!

Wada wandırful vörld!!
Yersen.

***
Gençleri dinleyelim!

Gelelim esas mevzuya, bildirinin içeriğine.
Hep söyleniyor ya, “gençleri dinleyin, dinlemiyorsunuz” diye.
Gençler ne diyorlarmış da kale alınmıyorlarmış bir bakalım.

İçerikte,

Okulumuzda neden 3 boyutlu yazıcı yok,
Programlama ve yazılım dersi alamıyoruz,
Temel bilim ders saatlerimiz yetersiz,
Kitap okumaya vakit bırakmayan bir müfredat ve sistem var,
Spor yapamıyoruz,
Bilim olimpiyatlarına hazırlanmak için bir destek alamıyoruz!
Dünyayı gezip görmek istiyorum ama iktidar buna izin vermiyor,
Daha iyi bir İngilizce eğitimi almak istiyorum,
Uzay ve havacılık konulu seçmeli derslerimiz yok,

Hayır hayır, böyle şeyler demiyor gençler, bunlarla ilgilenmiyorlar. Onlar zaten yüksek IQ’lu ve her şeyin en iyisini bilen gençler. Gençlerimiz.

Gençlerimiz şunu diyor. Aynen alıntılıyorum bildiriden: “Türkiye'de gericiliğin özlemleri var. Atatürksüz, laik olmayan, çağdışı bir cumhuriyet ve gerici bir eğitim sistemi... Yıllardır kendi gençliğini yaratmak isteyen, mevcut eğitim kurumlarını da bu amaca göre şekillendirmek isteyen bir iktidar var.”

Buradan çıkan en net mesaj “Atatürksüzlük eşittir gericilik” ve Atatürkle eşleştirilen çağdaşlık, ilericilik… Dejavu! Size de tanıdık gelmiştir eminim. Biz bu masalı çok dinledik, artık yemiyoruz. Basit numaralar. Zekamızı, basiretimizi küçümseyen medyatik oyunlar. Gerçekten baydınız yani. Zaplandınız.

***

Siz hala anlamadınız mı?

O kadar adam toplandınız, gençlerin aklına girdiniz bari iyi bir metin ortaya koysaydınız da eğitim sistemimizdeki sorunlar için bir eleştiri-kritik fırsatı yaratılsaydı. Yok, dert o değil. Siz hala anlamadınız mı?

Sevgili Kemalistler ve Kemalist gençler, “ilericiyim, aydınlığım, on numara beş yıldızım” diyerek aydınlık olunmuyor! Gözünüzdeki pırıltı, yüzünüzdeki ışıltı yüreğinizden gelir (damarlarınızdaki genetiği bilmem kaç ırka dayanan kanlarınızdan değil). Ayrıca evren kapalıdır. Ve hakikat lineer değil, daireseldir. Ne demek istediğimi anlamayanlar yüksek puanlı genç liselilere sorsunlar, onlar eminim biliyorlardır.

***
Kemalizm, hayatın olağan akışına aykırıdır

İktidar ekolünde de hala böyle modalar var; buldukları her fırsatta Kemalizme biat yenilemek! İfade özgürlüğü evrensel bir insan hakkıdır, değil mi? O zaman bu hakkı kullanmak sizin de hakkınız. Kemalist olmak kadar olmamak da, Atatürk’ü sevmek kadar sevmemek de bir haktır. Kemalizme gelince, Kemalizm iflas etmiş bir ideolojidir. Takipçilerinin dişe dokunur bir vizyon üretememesinden de bunu görebiliyoruz. Hermeneutik bir okumayla bakıldığında kolaylıkla şunlar söylenebilir, Kemalizm ırkçıdır (muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda maalesef şimdilik mevcut değil), din-karşıtıdır (bu yönüyle kesinlikle laik değildir), devrimleriyle tarihi birikime ve coğrafyaya hürmetsizdir, “hayatın olağan akışına aykırı”dır.

Şimdi bu liselilerin direniş dedikleri şeye baktığımızda ise rahatsızlıkları kutlu doğum haftaları, Nurettin Topçu semineri vb. dini referanslı etkinliklerin okullarda yapılmasıymış. Ne hakla’ymış. Gericilikmiş bu. Laiklik elden gidiyormuş, Atatürksüzlük bizi perişan ediyormuş ama Kemalist liseliler bu gericilikten çıkıp aydınlık yarınlara, maviliklere motorları süreceklermiş. İyi bakalım, öyle olsun. Gençler diyorsa vardır bir bildikleri.

***
Kemalizm 2.0!

Kutupları kalmayan, küre bile olmayan, düzleşen bir dünyada, interneti etkin kullanmayı (çok değil, etkin), dil öğrenmeyi, kod yazmayı, tasarımı, teknolojiyi, bilgi kaynaklarını, dergileri, online dersleri, olabildiğince çok kişiyle görüşüp konuşmayı, okumayı yazmayı, şiir okumayı-ezberlemeyi, seyahate çıkmayı, aşık olmayı, kendinizden büyük dertler edinmeyi, sabahın ilk ışıklarıyla yollara dökülmeyi, uykusuz geceleri, çatlarcasına koşup, bittiğinizi sandığınız koşu maratonunda bitişe 100 metre kala var gücünüzle depar atmayı, iyi çay demlemenin püf noktalarını, denize balıklama atlamayı, balık tutmayı, kuş sevmeyi, selam vermeyi, yardım etmenin eşsiz hazzına ermeyi, gece yıldızlara bakmayı, para kazanmayı ve paylaşmayı, çalışmayı ama çok çalışmayı, bazen de tembellik hakkınızı kullanmayı, fütursuzca gülmenin yanında hüzünlü ve düşünceli de olmayı istemek… Hayır hayır, bunlar sizin gibi yüksek puanlı liselere giren, hocalarının düşük IQ’sunu (!!) beğenmeyen gençler için basit şeyler. Sizler aydınlık yarınlar için Kemalizmden başka çıkar yol olmadığını bizlere bir kez daha hatırlatmak gibi eşsiz bir ideale sahipsiniz.

Ama bence Kemalizmi biraz yenilemeniz, çağa uydurmanız gerekiyor. Mesela, Kemalizm 2.0! Endüstri 4.0’ın konuşulduğu, “nesnelerin interneti”nden bahsedildiği çağımızda Kemalizm 2.0 süper fikir! İçini nasıl doldurursunuz bilemiyorum. Yani demem o ki, illa ki bir ses getirmek, iktidara karşı sesinizi yükseltmek, dindar nesiller yetiştirmek isteyen bir iktidar ideolojisinin karşısında dinsiz ya da deist nesiller olmak istiyorsanız biraz daha orijinal olmaya ihtiyacınız var. Bu biraz çocuksu olmuş.

Daha yaratıcı, daha organize, daha açık-seçik. Daha doğrudan konuşun. Çünkü ölen bir Kemalizm var ortada. Sonra iktidar kalkıp “sıralarında zorla tuttuğumuz bir % 50 liseli de bildiri yayınlarsa ne olacak haliniz?” diyebilir. Ama eminim siz, ileri görüşlü Kemalist gençler buna da bir çözüm bulursunuz. Şüphem yok.

***
Dude!

Ayrıca şunu da bilmenizde fayda var, bildiri, protesto, gösteri gibi şeyler bizim toplumumuzun sosyo-kültürel pratiklerine ve zihnî dünyasına yabancı şeylerdir, bunlardan netice alınamaz. Bizde işler daha sakin ve derinden işler. “Selamun aleykum, aleykum selam, bir çay içelim mi abi..” gibi mesela. Yavaş, sakin ve gönülden. Ama sizin gibi elist Kemalist gençler için “selamun aleykum” diye bir terkip gericiliktir. Bu arada, “Selamun Aleykum” diyerek selam verip girdiğimiz bazı yerlerde uzaydan gelmişiz de hiç bilmedikleri bir söz duymuşlar gibi suratını ekşitenler.. Başka bir ülkede yaşıyor gibi yapabilmeyi nasıl başarıyorsunuz, helal olsun size. Fantastik adamlarsınız vesselam, dude!

***
Liselileri anlamıyormuşuz.

Kim demiş.

Bak kanka ne diyeceğim,

“Lise” var ya, Aristoteles’in kurduğu okulun adıymış, lyceum. Bu Aristoteles denen adam, 2000 yıl boyunca aşılamayan fikirleri ve çalışmalarıyla bilim tarihine damga vurmuş. Hadi sizler de güzel bir şey “üretin” çağa damganızı vurun, ciğerimizi yiyin. Aydınlık yarınlarımız için.

***

İşimize bakalım

Şu elitist Kemalist “mezun abiler” de artık gençlerin gündemlerini kendi iflas etmiş gündemleriyle meşgul etmesinler. Yolumuz uzun. İşimiz çok.

Hadi çalışalım, işimize bakalım.
Okuyalım, öğrenelim, uygulayalım, üretelim.
Hadi gençler sizi görelim!

Yüksek puanlarınızla ve elit liselerinizle övündüğünüz kadar var mısınız bir bakalım ha, ne dersiniz?