Kurultaylar partisi CHP yine kurultay tartışmalarına boğulmuş durumda. Zaten yazımın konusu da o değil daha çok sayın Muharrem İnce’nin neyi temsil ettiği olacak.

Baştan parti içi kulislerle ilgili bir bilgimin olmadığını belirteyim. Sadece klasik CHP’li bir aile ve çevrede büyümüş ve hâlâ da bu çevre ile ilişkilerim devam ettiği için birtakım gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

Bir kere CHP çok ilginç bir parti; içine kim girerse girsin kısa sürede insanları kendisine benzetiyor. Bu nedenle de partinin demokrasi anlayışı ne denli sıkıntılı ise halka bakış açısı da olayları değerlendirişi de o denli sıkıntılı.

Partinin yönetimdeki ana çekirdeği düne kadar laik-Sünni-Türkler (LAST) temsil ediyordu, Alevi kökenli Türk ve Kürtler (lütfen Kürtten Alevi olmaz yorumu yapmayınız) ise sadece garnitür konumundaydı.

Aslında CHP, tarihin tozlu raflarındaki yerini çoktan almalıydı ama bir şekilde geçmişte Erdal İnönü ikna edilerek SHP’nin ölümü pahasına CHP diriltildi. Baykal ve hizbi de kısa sürede SHP birikimini yok ederek ülkemizde filiz vermeye çalışan sosyal demokrat çizgiye rahmet okuttular.

***

CHP’yi düze çıkarabilecek ve iktidar alternatifi haline getirebilecek tek yol SHP çizgisine geri dönmekten geçiyor.

Peki, İnce’de bu ışık var mı?

Tarih hakkı yenilen insanlarla dolu ve Türkiye’de hemen herkesin hatta partililerinin dahi kızdığı Kılıçdaroğlu’da böyle bir isim.

Kılıçdaroğlu geliş şeklinin gölgesinde ve partinin tüm kemikleşmiş kodlarının direncine rağmen öncelikle CHP’yi giderek uzaklaştığı merkeze yani kısmen eski SHP çizgisine çekmeye çalıştı. Bu arada da isteyerek-istemeyerek de olsa partinin ikinci sınıf üyeleri konumundaki Alevilerin çaycılık ve kapıcılıktan çıkararak statü atlamalarının yolunu açtı. Dahası bazı söylem yanlışlarına rağmen CHP’yi Kürtlerle de barıştırmaya çalıştı.

Tüm bunlar olurken kendisini partinin asıl sahibi olarak gören LAST’lar bu gelişmeleri hiçbir zaman olumlu karşılamadı. Tüm tepkilerine rağmen huzursuzluklarını çoğunlukla kamuoyu önünde açıkça dile getirmektense hep kapalı kapılar arkasında kapalı cemaatlerinde dile getirdiler. Bu cesaretsizliklerinin arkasında yatan en büyük etken Alevilerin desteği olmadan CHP’nin bir hiç olduğu ve meclise dahi giremeyeceğini çok iyi bilmeleri idi.

İnce bu durumda nerede duruyor ona bakmak lazım. İnce’nin –bence oldukça başarılı idi- Cumhurbaşkanlığı seçim süreci performansı bizi yanıltacaktır. İnce, bu süreçte İnce olarak değil de kazanmak için mücadele eden ortanın solu bir aday olarak yarıştı. Tüm süreç boyunca da asıl temsil ettiği CHP çizgisi ile hiç bir araya gelmedi tam tersi oldukça mutedil sosyal demokrat bir çizgi izledi.

Ve kim ne derse desin bu çizgi de kendisinin değil Kılıçdaroğlu’nun önünü açtığı çizgi idi.

İnce’nin Kılıçdaroğlu’ndan belki de tek üstünlüğü daha iyi bir polemik ustası ve hazır cevap olması. Ancak süreçleri idare etme özelliğinin Kılıçdaroğlu’ndan daha iyi olmadığını gerek seçim gecesi ve gerekse kurultay sürecinde yaşananlar hepimize göstermiş durumda.

İnce ve varsa ekibinin CHP’nin ve CHP’lilerin beklediği kurtarıcı olması ihtimali zannımca çok da kuvvetli değil. İnce olsa olsa LAST’ların özlemle beklediği bir isim olabilir.

***

İnce, hasbelkader yarın CHP’nin başına geçse bu kliğe rağmen bir şeyler yapabilir mi? Şüpheli… dahası yapar mı?

İnce’yi bu yüzden LAST’lar ve Kılıçdaroğlu sayesinde figüran olmaktan kurtulan Kemalist-Laik-Türkçü Aleviler iştiyakla destekliyor. Ancak bu kitlenin partinin önünü açması ve merkeze yaklaştırabileceğini ummak aşırı hayalcilik olur.

Bu kadar yazdıktan sonra Kılıçdaroğlu için de bir iki söz etmek gerekiyor doğal olarak. Bazı yönlerden başarılı bulsam da Kılıçdaroğlu’nun da CHP için yeterli olmadığı kesin ancak buradaki asıl sorun partiyi alıp sürükleyebilecek bir ruh halinin olmaması.

Bu nedenle CHP için insan çok da ümitvar olamıyor. Halbuki CHP’nin ve seçmeninin normalleşebilmesi aynı zamanda Türkiye’nin de normalleşmesi anlamına gelecek. Sağ-muhafazakâr siyaset keşke sürekli CHP’ye vurmak yerine işe biraz da buradan bakıp dönüşüme destek verse.