Orta Doğu’nun sanat yoluyla iletişiminde köprüler kurmak için emek veren Adnan el Ahmed, daha önce Halep’te yirmibir yıl hizmet veren Kelimat Sanat Galerisini savaştan sonra İstanbul’a taşıdı. Benim bir hayalim var diyor; İstanbul’u Ortadoğu sanatının merkezi yapmak. Kısa bir süre sonra İstanbul’un Paris NewYork gibi heyecan verici bir merkez olacağına inanıyor. Galerinin ortağı Hüseyin Emiroğlu ile birlikte bu güne kadar birçok kıymetli sanatçıyı ressamı sanatseverlerle buluşturdular. Sadece Arap ressamlar değil Türk ressamlar da sergilerde yer aldı. İlk kez 2015’te Marmara Üniversitesi’nin Sultanahmet’teki sergi salonunda küratörlüğünü yaptığı Suriye Plastik Sanatçıları sergisini ziyaret ederken tanışmıştım Adnan beyle. İşini nasıl tutkuyla, inançla yaptığına şahit oldum.

***

Üsküdar Kuzguncuk’taki galeride Iraklı sanatçıların kurduğu “Ezamil” grubunun Çağdaş Irak Sanatının Kapsamlı Sergisi’nin gerçekleştiğini Karar’ın güzel haberiyle öğrendim. 14 Eylül’e kadar görülebilecek olan sergide kıymetli eserler var. Merkezden muhite doğru yol alan sanat elbette insanlığın ortak duygusuna açılır sonunda. Galeri sanatçılar arasında halklar arasında köprü olmak isterken Mahmut Derviş’in dizelerini şiar edinmiş: Tüm insanların gönülleri benim uyruğumdur/Alın benden pasaportu. Bu dize kendini inkarın değil tersine varlığını ortak insani özle buluşturmanın ifadesi. Sanatçı ancak kendi değerlerine birikimine kültürüne hikayesine yaslanarak ortak insani değerlerin kurucusu olabilir.

Picasso’dan gelen bir uyarı var galerinin metninde, serçelerin ötüşlerinin anlamını araştırmayın, dinleyip zevk almakla yetinin manasına. Tablo ve heykellerdeki nihai anlamları da bilemeyiz elbette fakat yansıttıkları duygudan, ruhumuzda yankılanan zenginleşme hissinden sözetmek mümkün. Yaşanan savaşlara, kıyımlara, aklın ve kalbin kaldıramayacağı hadiselere rağmen eserlerde insanca yaşamanın gücüne olan inanç yükselebiliyor. Birbirimizi dinleme anlama iletişim kurma azmimiz ivme kazanıyor her biriyle.

Iraklı sanatçıların eserlerinin üzerinden birer cümleyle geçebileceğim. Evrensel kadın algısını ortaya koyan imgelerin son derece güçlü olduğu bronz heykeller, gündelik yaşamın, büyük söylemlerin, anlatıların, kan dökücü insanın ve nice hayallerin iç içe geçtiği tablolar.

Bağdat’ta doğmuş dünyanın birçok başkentinde, sanatla anılan şehirlerinde sergiler açmış çok kıymetli sanatçıların her bir eseri üzerine yazılması lazım. Hussam al Muhsin, Fakher Mohammed, Qasım Sabti, Karem Sadoon, Muhammed Kanani resimlerindeki derinlik kendi boy aynamızda dünyayı görmemizi ve hayatın bilincimizdeki yansımasını göstermemizi sağlamış.

Hamid Latif’in ‘Fedakarlık ya da Feda’ adlı bronz çalışmasında dengeler çok ince ayrıntılarla kurulmuş. Ridha Farhan’ın ‘Yüz’ adlı heykel çalışmasında kılıcını beline asmış, öldürmeye hazır insanın bir kayaya dönüşen varlığı ve insani kimliğini kaybeden yüzün silinişi. Saad Ali Hüseyin al Rubai’nin Umutsuz heykelindeki insanın tamamiyle kendine ve kalbine dönen duruşu. Samira Habeeb’in kadından insana uzanan, cinsiyetli kimliği yapıbozumuna uğratan iç katmanları olan bronz heykeli. Talal Mahmoud’un upuzun, biraz paslanmış fakat hala kesebilen bir kılıçla temsil edilen geçmiş heykeli ve ona boylu boyunca sarılmaktan kendini alamayan insan nice yazılara filmlere ilham verebilir. Wadhah Mahdi resminde savaşın kanlı bilançosunu sularda boğulan çocuklarını gözler önüne sermiş ki her görenin kendi sorumluluğu üzerine düşünmemesi imkansız. Sanatçı hiç birimize kaçacak yer bırakmamış.

***

Murad İbrahim tablosunda gündelik hayatın akışını, akışı parçalayan tedirginliği savaş kokusunu yansıtmış bana göre. Bütün emniyetin yerleşikliğin kalıcılığın öncelikle zihinlerde tuz buz olması. Najm Abdullah el Quaysi ise ‘Göç’ adlı bronz heykeli ise insanlığın, İslam dünyasının ve mültecilerin çıkmazına, insanlık krizi içindeki dünyanın korkunç duraksamasına ve çürümeye işaret ediyor. Bir bisikletin üzerinde her biri farklı yöne bakan farklı hisseden insanlar. Arka teker dönse düz gitmesi muhal bir deformasyon var, öndeki tekerlek ise bir kare. Direksiyonu tutacak bir irade de yok zaten.