Geçen hafta (23-26 Ağustos) Los Angeles’ın Pasadena ilçesinde, NASA JPL’in hemen yanı başında, 4 gün boyunca ‘The Mars Society’nin organize ettiği 21. Uluslararası Mars Konferansları’na katıldım. Los Angeles’ın en çok sevdiğim yönlerinden birisi de neredeyse her hafta bir astronomi etkinliğinin olması. NASA JPL ve SpaceX’inde Los Angeles’ta bulunması etkinlik sayısının artmasına sebep oluyor.

SpaceX’in sahibi Elon Mask 2025 yılından sonra 200 bin Dolar’a Mars’a insan taşıyacağını iddia ediyor. Amerikan Kongresi ise NASA’yı 2033 yılında Mars’a insan gönderilmesi için görevlendirdi. Hal böyle olunca Mars üzerinde hayatlarını devam ettirecek insanların ihtiyaçlarını masaya yatırmak ve enine boyuna tartışmak isteyen Mars Topluluğu NASA’dan, Avrupa Uzay Ajansı ESA’dan, Almanya’dan, İngiltere’den, İsveç’ten ve Rusya’dan bilim adamlarını davet etmiş. Hepsi birbirinden ilginç konuşmalar yaptılar. Doktorlar Mars’ta sağlık hizmetlerinin ve ilaç üretiminin nasıl yapılacağı üzerine varolan teknolojileri kullanarak geliştirdikleri tezleri sundular. Enerji şirketleri Mars’ta enerji ve elektrik ihtiyacı üzerinde geliştirdikleri teknolojileri anlattılar. Bu sunumlarda Nükleer enerji ilk sırada yer alıyor. Çünkü bir kaç kilo nükleer madde ile yüzyıl boyunca elektrik üretmek mümkün.

***

NASA’dan gelen bilim insanları Mars’a gönderilen uzay araçlarının faaliyetlerini ve 2020 yılında gönderilecek uzay araçlarının neleri araştıracağını anlattılar. NASA’nın geçen ay Kepler Uzay Teleskobu’nun yerine uzaya gönderilen, öte gezegen avcısı TESS’den sorumlu bilim adamı Jeff Volosin ise yeni keşfedilen çok sayıda ötegezegen keşfettiklerini ve bunu yakında kamuoyu ile paylaşacaklarını anlattı.

NASA’nın Phoenix gezginin ve en son Avrupa Uzay Ajansı’nın bulduğu su kaynakları tek tek incelenmiş ve ilerde Mars’a gidecek insanların kullanımına nasıl sunulacağı üzerine projeler tartışıldı. Trump’dan küresel ısınmaya karşı çıkması sebebiyle kendisine Dünya’daki hayatı yok etmesi için gönderilmiş bir ‘uzaylı’ olarak anlatılması ve paylaşılan karikatür salonda gülüşmelere neden oldu.

Mars’ta ulaşımı sağlayacak arabalar ve yollar hakkındaki sunumlar da kayda değer cinstendi. Ayrıca Mars ile Dünya arasında iletişimin nasıl sağlanacağı, internet bağlantısı ve TV yayınlarının nasıl Mars’a ulaşacağı da tartışılan konular arasındaydı.

Biyologlar ise Mars’ta yetiştirilecek bitkileri ve ilk insanların acil yemek ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair bilimsel sunum yaptılar.

Sonra ‘Mars’ta din’ paneli yapıldı. Bilim insanlarının çoğunun ateist veya agnostik olduklarını bildiğim için böylesine bilimsel bir toplantının ortasında din tartışması bana çok ilginç geldi. Toplantıya katılım yüksekti ve ben şiddetli tartışmalar olacağını tahmin ediyordum. Çünkü bilim adamlarının dine, din adamlarının da bilime mesafeli durduklarını gördüğüm için aynı durumun burada da devam edeceğini zannediyordum. Ayrıca Türkiye’deki televizyon programlarındaki zıt görüşlü insanların nasıl atıştıklarını, birbirlerinin sözlerini kestiklerini, birbirlerine hakaret ettiklerini hatırlayıp burada da öyle şeyler mi olacak acaba diye düşünürken yanıldığımı anladım.

Herkes sunumunu yaptı ve dinleyenler zerre müdahale etmeden sonunda kadar dinlediler ve merak ettikleri soruları hakaret etmeden ve gerçekten anlamaya çalışarak, kavga etmeden sordular ve verilen cevaplara saygı duydular. Sosyal medya da paylaştığım bazı görüşlerime bilimsel olarak cevap vermek “yanlış biliyorsun doğrusu bu, delilleri de bu” demek yerine sırf kendi ideolojisine uymuyor diye hakaret edip arkadaşlıktan silme olaylarını hatırladım. Bizde olmayan tartışma kültürüne saygı duydum

***

Mars’ta din konuşmalarında her insanın istediği dine inanma ve gereklerini yerine getirme veya bir dine inanmama hürriyeti olduğuna vurgu yapıldı. Mars’a insanlar gidecekse dinlerinide beraberinde götüreceklerini, esasen Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşayan astronotların Noel kutlaması yaptıklarını, Hahamların Yahudi Astronotlar için uzayda nasıl Yahudiliği yaşayabilecekleri üzerine düzenlemeler yaptıklarını, Malezyalı Müslüman astronotun uzayda ilk namazı kıldığını ve din adamlarının fetvalarını anlattılar ve Müslüman astronotun Uzay İstasyonu’nda namaz kılma videolarını ekranlara getirdiler. Uzay İstasyonu Dünya’nın etrafında bir günde 16 kez dönüyor. Bu durumda gün olarak uzay istasyonu baz alınsa bir gün 92 dakika oluyor. Eğer buna göre namaz kılınsa astronotun neredeyse her an namazda olması gerekiyor. Din adamlarının Malezyalı astronota verdiği fetva ise uzaya fırlatıldığı yerin vaktini esas alarak kılması. Vaktin girmesi namazın farzlarından. Kutuplar gibi vakit girmeyen yerlerde vakit giren en yakın yerin vakitlerine göre ibadet ediliyor veya vakit girmeyen yerlerde namaz kılmama hürriyeti de var. Müslüman astronot Kazakistan’dan fırlatılmış ve Uzay İstasyonun’nda Kazakistan vakitlerine göre namaz kılmış. Mars One projesiyle tek yön bilet alıp geri dönmemek üzere Mars’a gitmenin İslam dinine gore caiz olmadığını, çünkü intihar etmenin büyük günah olduğu, tek yön gitmenin intihar olduğu ve İslam’ın bütün insanların hayatını esas alan bir din olduğu için Mars One projesinin dinen caiz olmadığına karar verildiğini de anlattılar.

Bu veriler göz önüne alındığında Mars’a giden insanların da bu şekilde dinlerini yaşamak istemelerinin kaçınılmaz olacağını ancak bütün dinlerin Kudüs gibi, Mekke gibi Dünya’ya özgü yerlere bağlı olduğunu, bu durumda Mars’ta bazı dinlerin geçersiz kalma ihtimali olduğunu da söylediler. Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın Dünya’daki insanların günahları bedeli kendini feda ettiği inancına karşılık Mars’taki insanlar içinde geçerli olup olmayacağının tartışma konusu olduğunu da belirttiler.

Benim ilginç buduğum ve şaşırdığım nokta ise bu bilim insanlarının Müslüman din alimlerinin uzay çalışmalarıyla alakalı verdiği fetvaları ve Müslüman astronotların uzayda kurdukları cümleleri tek tek inceleyip kayıt altına almaları ve sebeplerini derinlemesine araştırmış olmaları. Kendi dinimin uzay araştırmaları üzerine fetvalarını Müslüman olmayan bilim insanlarından öğrenmekte benim ayıbım olarak kalacak.