Geçtiğimiz 30 Ağustos günü gecenin ortasında NASA’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan sorumlu Dünya’daki uçuş kontrol elemanları bilgisayar ekranlarında bir uyarıyla karşılaştılar. Uzay İstasyonu’nun hava basıncı git gide düşüyordu. Verileri tekrar kontrol ettikten sonra bir sızıntı olduğu tespit edildi. Astronotların nefes almasını sağlayan hava uzay boşluğuna sızıyordu. İstasyon’da bulunan üç Amerikan, iki Rus ve bir de Alman astronotun hayatları tehlikedeydi. Astronotlar o sırada uyku halindeydiler. Fakat NASA mışıl mışıl uyuyan astronotlarını uyandırmaya kıyamadı ve uyanmalarını bekledi. Çünkü sızıntı çok çok küçüktü.

Astronotlar uyandırılınca kendilerine Uzay İstasyonu’nda bir sızıntı olduğu söylendi ve kaynağını bulmaları için talimat verildi. Titiz bir çalışma sonucunda sızıntının Uzay İstasyonu’na kenetlenmiş bulunan Rus Soyuz Uzay Mekiği’nde olduğunu buldular. Haziran ayında üç astronotu Uzay İstasyonu’na taşıyan ve o zamandan beridir İstasyona kenetli bulunan uzay aracında bulunan bu deliğin nasıl olduğu hâlâ gizemini koruyor. Astronotlar deliği bulur bulmaz önce parmaklarıyla sonra bantla kapattılar ve daha sonra gerekli malzemelerle tamir ettiler. Sosyal medyada parmakla uzay istasyonu deliği kapatmak alay konusu oldu ve uzun süre tartışıldı.

***

İlk başlarda Soyuz Uzay Mekiği’ndeki bu deliğin sebebinin mikrometeor olduğu düşünüldü. Mikrometeor, göktaşlarından kopan ve saatteki hızı binlerce km’ye ulaşan gök cisimleridir. Bazıları kumdan daha küçüktür, fakat uzayda saatte binlerce mil yol alırlar ve metalleri kolayca dilimleyebilirler. Fakat Rus Uzay Ajansı Roscosmos videoları inceleceğinde bir insanoğlunun matkapla bu deliği açtığını tespit etti. Ve deliğin etrafında matkap izleri buldu. Hal böyle olunca işler daha da karmaşık bir hal aldı. Bu durumda ya birisi uzay aracı daha Dünya’da iken deliği açtı ve uzaya öyle gitti ya da uzayda sabote edildi. Geçen haftaki yazımızda anlattığımız Rus bakanın artık NASA astronotlarını uzaya götürmek için sözleşmelerinin bittiğini açıkladığı anda olması sabotaj şüphelerini arttırdı.

Eğer delik Dünya’da iken açıldıysa son 3 aydır neden hava basıncı düşmedi. Eğer uzayda yapıldıysa kim yaptı. Astronotlar kendi hayatlarını riske atacak değiller. Bilindiği gibi Uzay İstasyonu’nun basıncı ve sıcaklığı orada bulunan termal kontrol sistemleri sayesinde ayarlanıyor. Uzay İstasyonu’nun termal kontrol sistemleri, uzayın derin dondurucu ve Güneş’in ateşli sıcaklığı arasında hassas bir denge kurar. Termal kontroller olmadan, yörüngedeki Uzay İstasyonu’nun Güneş’e bakan tarafının sıcaklığı 121°C’ye yükselirken, karanlık taraftaki termometreler eksi -157 °C’ye düşer. Ayrıca Uzay İstasyonu’nda hava kalmadığı ve basınç sıfıra düştüğü zaman basınç elbisesi olmadan birkaç dakika sonra bütün astronotlar hayatlarını kaybeder. Filmlerdeki gibi basınç farkından içimiz dışımıza çıkmaz ve gözlerimiz fırlayıp gitmez. Çünkü derilerimiz bizi yüksek ve alçak basınca karşı korur. Uzayda basınç sıfır ve sıcaklık -270 °C. Dünya’da ise deniz seviyesinde basınç 1 atmosfer ve yükseğe çıktıkça düşüyor ve bazı yüksek dağlarda maskesiz nefes alamayız. Denize dalınca da basınç 4 katına çıkıyor. Her ne kadar vücudumuz kısa süreli uzay basıncında dayanabilirse de uzay boşluk olduğu için ve metreküpte ancak 5-6 atom bulunduğu için nefes alacak hava olmadığından beynimiz oksijensiz kalacak ve birkaç dakika sonra mevta olacaktık.

Diyelim ki nefes alma ve basınç problemini çözdük. Ayrıca bir de sıcaklık durumu var. İnsan vücudu 38 °C’de. Uzay boşluğu ise -270 °C. Bu durumda astronotların donma ihtimali de var gibi. Ancak sıcaklık temas ve ışıma yoluyla verilir. Uzayda ortam boş olduğu için termodinamik yasalarına göre ısı aktarımı olması için aktarılacak bir madde olmadığı için pek mümkün değil. Ancak her madde her sıcaklıkta bir miktar ışıma yapar ve ışıma yapa yapa vücut ısımız düşecek ve sonunda yine mevta olacağız. Hal böyle olunca Dünya biz insanların en iyi şekilde yaşaması için çok özel bir yerdir. Dünya dışında bildiğimiz kolay hayat için henüz yaşanabilecek bir yer yok. Bu durumda elimizdekinin kıymetini iyi bilmeli ve kaynaklarını hoyratça tüketmemeliyiz. Yanıbaşımızda insanlar açlıktan kırılırken savaşlar için, yakmak, yıkmak için harcadığımız milyarlarda neyin ve kimin eseri?

Rus Uzay Ajansı Roscosmos’un başkanı Dmitry Rogozin, deliği inceledikten sonra deliğin kapsülün içerisinden yapıldığını söyledi ve “Ne olduğunu kesinlikle söylemek için çok erken. Ancak, bu bir yandan sıkışan bir el ile yapılmış gibi görünüyor, Bir uzman tarafından teknolojik bir hata. Bir insan eli tarafından yapıldı. Yüzey boyunca kayan bir matkap izi var. Herhangi bir teoriyi reddetmiyoruz” dedi.

Uzay İstasyonu’nda açılan bu delik Trump’ın Amerikan ordusunda uzay gücü kurma tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Eğer suçu uzaydan birisi işlediyse cezası ne olacak, hangi mahkemede yargılanacak? Ayrıca Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un gizli misyonla uzaya gönderdiği ve iki yıldır kimsenin ne yaptığını bilmediği X-37B Uzay Mekiği’nin bir dahli var mı?

***

X-37B, Boeing tarafından üretilen ve NASA’nın uzay mekiğine önemli bir benzerlik gösteren insansız bir uzay uçağı. Roketle fırlatılıyor ve uçak gibi iniş yapıyor. En son iki yıl önce SpaceX tarafından gizli misyonla uzaya fırlatıldı ve bir daha da geri gelmedi. Pentagon’un yaptığı tek açıklama ise uzayda yeni teknolojileri test ettiği yönünde. Ancak X-37B’nin yörüngesini takip eden uzmanlara göre gizli uyduları ve sensörleri uzay içine taşımak için kullanılıyor. Fakat iki yıldır bitmeyen bu gizli görev uzay meraklıları tarafından değişik yorumlara sebep oluyor. Her türlü spekülasyona açık.

Soyuz Uzay Aracı’na insan eliyle açılan bu delik eğer yerde değil de uzayda yapıldıysa, uzayda işlenen ilk suç olarak tarihe geçecek. Rus Uzay Ajansı 10 Eylül günü uzmanlarla biraraya gelerek bu deliğin suçlusunu bulmaya çalışacak. Bekleyip göreceğiz.