"2010 yılı Nisan ayının ilk gününde bu siteden sipariş vermekle ölümsüz ruhunuzu devredilemez bir biçimde GameStation'a bağışlamış oluyorsunuz.(...)"

2010 yılında İngiltere merkezli GameStation firması 1 Nisan şakası olarak satış sözleşmesine yukarıdaki maddeyi ekledi. Şayet siz de 1 Nisan 2010 tarihinde GameStation'dan sipariş veren kullanıcılar arasında iseniz, muhtemelen onayladığınız bu sözleşme ile ölümsüz ruhunuzu oyun firmasına bağışlamış bulunuyorsunuz. Goethe'nin muhtemelen kemikleri sızlamıştır, çünkü oyun siparişi veren 7 bin 500 kişi bu sözleşmeyi onayladı. [1]

Peki neden?

Çünkü hizmet sözleşmelerini neredeyse hiçbirimiz okumuyoruz. Hizmet sözleşmesini okudum, sözü bugün internetin en büyük yalanı. Bunu ben değil, bu konuda akademik bir araştırmaya imza atan York ve Connectiout Üniversitelerinden Jonathan A. Obar ve Anne Oeldorf-Hirsch belirtiyor.

Akademik araştırma kapsamında NameDrop adındaki kurmaca bir sosyal ağ sitesine üye olan öğrencilerin kahir ekseriyeti sözleşmeyi okumadan onaylıyorlar. Üstelik hizmet sözleşmesi üye bilgilerinin NSA ve gizli servis ile paylaşılacağı hükmünü içermesine ve hizmeti onaylayan kullanıcıların doğacak olan ilk çocuklarını bağışlayacaklarını taahhüt etmelerine rağmen.

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki kitap okumak için, müzik dinlemek için, online gazete okumak, yemek siparişi vermek, mesaj göndermek ve almak için sürekli bir şeylere onay vermek, bir şeyleri imzalamak zorundayız.

Ortalama bir internet kullanıcısı bu hususta pimpirikli davranmaya kalksa yılın 1 ayını kullandığı servislerin hizmet sözleşmelerini okumaya ayırmak zorunda.

Diğer taraftan da okunmadan onaylanan hizmet sözleşmeleri nedeniyle tüketiciler her yıl 280 milyar dolar kaybediyor.

Bu sözleşmeler son kullanıcı açısından tuzaklarla dolu. Bu sebepten ötürü 2005 yılında Electronic Fountier Foundation (EFF) bir kılavuz yayınlayarak, son kullanıcı lisans sözleşmelerindeki en sorunlu noktalara dikkat çekti[2]

Sorunun sosyo psikolojik kısmını arz ettik. Diğer bir kısmı da yukarıdakini nimet bilen firmaların gizlilik sözleşmelerini kullanıcı gizliliğini korumak için değil, adeta kullanıcı gizliliğine karşı bir ipotek sözleşmesi olarak tanzim etmeleri.

Öyle ki kimi firmalar kullanıcı verilerini üçüncü taraf firmalarla paylaşma/satma, gizli servisler ve devletlere talep halinde verme, hatta kimi durumlarda hesap ve donanımlarını dinlemeye varan tedbirlere müracaat edebileceklerini dahi belirtebiliyorlar.

Bu sözleşmeleri sabırla okumadıkça, bu noktaların ayırdına varmak zor gibi.

Ancak birkaç amatör girişim sayesinde kullanıcı sözleşmelerini okumak kolaylaşıyor. Onlardan biri de Term of Service Did Not Read (ToS:DR) projesi.[3]

Chrome ve Mozilla Firefox tarayıcılar için bir tarayıcı eklentisi olarak da kullanılabilen uygulama, girdiğiniz sitenin kullanıcı sözleşmesine dair önemli noktaları ve sözleşmeye dair bir puanı sizinle adres çubuğunun hemen yanında paylaşıyor. Üzülerek söylemeliyim ki tarayıcı eklentisi çok kararlı çalışmıyor, ancak sitelerindeki sözleşmelere ait verilerden istifade edebilirsiniz.

Programın sunduğu verilerden hareketle en çok kullandığımız servislerin bir panoramasına yer verelim.

Google örneğin, onayladığınız sözleşmeden hareketle arama geçmişiniz dahil, Google servislerindeki tüm verileri vadesi kesin olmayan bir aralıkta saklayacağını belirtiyor. Google ayrıca sizi diğer sitelerde de izleyerek, hakkınızda bir profil oluşturuyor. Profil bilgilerinizi sizin için kişiselleştirilmiş reklam gösterimlerinde kullanıyor.

Bu takip ve bilgi paylaşımı meselesini yabana atmamanızı öneririm. Firmalar bilgi pazarlamasında kullanıcılarının evcil hayvana sahip olup olmadığı, hangi elini kullandığı bilgisi dahil pek çok bilgiyi reklamverenlere yahut üçüncü parti kuruluşlara sunabiliyorlar.

Örneğin Facebook'da reklam vermek istediğinizde, reklam kriteri olarak ailesinden ayrı yaşayan, şehir dışında ikamet eden, sevgilisi olan/olmayan kullanıcılara dair hedef kitle belirlenimi yapabiliyorsunuz. İşte bütün bu bilgiler daha Facebook'a üye olurken altına imza attığımız o maddeler sayesinde.

Konunun meraklılarına benim de editörü olduğum Arka Kapı Dergi'nin ikinci sayısında Av. Mehmet Pehlivan imzası ile yayımlanan "Mühür Kimdeyse Süleyman O'dur: Kullanıcı Sözleşmeleri" yazısını tavsiye ederim.

Ayrıca Netflix'de yer alan 2013 yapımı "Hüküm ve Koşullar Geçerli Olabilir" belgeseli konunun ehemmiyetini anlamak için izlenmeye değer bir belgesel. [5]

Bir sözleşmeyi okumadım ve bütün hayatım değişti, demek istemiyorsanız sizleri hizmet ve gizlilik sözleşmelerine gerekli özeni göstermeye davet ediyorum.

[1] http://www.foxnews.com/tech/2010/04/15/online-shoppers-unknowingly-sold-souls.html
[2] https://www.eff.org/wp/dangerous-terms-users-guide-eulas
[3] https://tosdr.org/
[4] https://www.kitapyurdu.com/kitap/arka-kapi-siber-guvenlik-dergisi-sayi2/458568.html
[5] https://www.netflix.com/title/70279201