Back To Top
Artık bulutlardan başka her şey değişti

Artık bulutlardan başka her şey değişti

 - Son Güncelleme: 11.10.2018 Perşembe 02:06
Artık bulutlardan başka her şey değişti
- A +

Walter Benjamin’in ‘Hikaye Anlatıcısı’ adlı makalesindeki bir cümleden yola çıkarak ‘’Bulutlardan Başka Her Şey’ isimli bir sergi açan sanatçı Güneş Çınar, çalışmalarında insanlık sonrası kent portresi çizdiğini söylüyor. Çınar’ın çalışmalarında başrolde kedi maması yiyen kirpiler, kenti istila eden dikenli tırtıllar var.

Güneş Çınar, modern kent yaşamının canlılar üzerindeki etkilerini ‘Bulutlardan Başka Her Şey’ sergisinde sorguluyor. Adahan İstanbul’da açılan sergide sanatçının kağıt işlerden heykele, resimden yerleştirmeye uzanan farklı tekniklerle üretilmiş eserleri yer alıyor. Sanatçı, sergideki çalışmalarında metropol insanının yaşadığı gerilimlerdenden beslenerek insanlık sonrası bir kent portresi çiziyor. Çınar kentin barındırdığı farklı mekanları kimi zaman mitolojik figürlerin de yer aldığı bir masal, rüya ya da kâbusun sahnesi olarak aktarıyor ve başrolde hayvanları kullanıyor. Çınar, kente ait fragmanlar ve dokularla birleştirdiği fare, karga, kertenkele gibi hayvanlarla insanın doğayla, kentle ve nihayetinde kendisiyle olan ilişkisini irdeliyor. Çınar ile sergiyi konuştuk...

Öncelikle neden günümüz insanının çevreye etkisini anlatan bir sergi hazırladınız?

Ekolojik yıkım, çağımızın en büyük sorunları arasında. İnsanın yaşam alanını genişletme hırsının vardığı nokta, küresel ısınma, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin azalması ve türlerin yok olması gibi tüm gezegeni etkileyen olumsuz sonuçları da içeriyor. Endüstri devrimiyle başlayan ve belirgin bir ivme kazanarak çağımızda neredeyse zirveye ulaşan ekolojik yıkımın ve doğadan kopuşun, çağdaş insanın diğer canlılarla ilişkisini erozyona uğrattığını ve doğaya, hayvanlara bakışımızda irdelenmesi gereken bir alan ortaya çıkardığını düşünüyorum. Her ne kadar insanın doğaya verdiği zararı anlatmak birincil kaygım olmasa da, kentte yaşayan bir sanatçı olarak kentsel dönüşümün etkilerinin sadece insanları değil, diğer canlıları da etkilediğini görüyorum.

Serginin adı nereden geliyor? Neden bu ismi seçtiniz?

Serginin adı, Alman düşünür, eleştirmen ve deneme yazarı Walter Benjamin’in ‘Hikaye Anlatıcısı’ adlı makalesindeki bir cümleden ödünç alındı. Hikaye anlatıcısının toplum içinde değişen rolünü sorguladığı bu yazıda Benjamin ‘Bir zamanlar okula atlı tramvayla giden bir kuşak, artık bulutlardan başka her şeyin değiştiği topraklarda, çıplak gökyüzünün altında buluverdi kendini’ der. 1936’da yayımlanan makale, dünyaya çok farklı bir dönemin penceresinden bakıyor olsa da insan eliyle ortaya çıkan felaketlerin karşısında insanın durumunu özetlediğini ve çağımıza da referans yapan noktalar içerdiğini düşündüğüm için bu ismi seçtim.

Heykel, kağıt işleri, resim ve yerleştirme gibi farklı tekniklerle eserlerinizi hazırladınız. Bunu nasıl yaptınız?

Atölye çalışmalarına paralel olarak kent, kentsel dönüşüm ve hayvan figürlerinin sanatta temsilini araştırdım. Daha önceki çalışmalarımdan farklı olarak bu sergide yerleştirmelerin yanı sıra akrilik ve çini mürekkebi resimler, 3D baskılar da var.

Sergide neden hayvanlar başrolde?

Kentlerde beraber yaşadığımız hayvanların da davranış biçimlerinin değişmeye başladığını görüyoruz. İnşaatların yarattığı titreşimler yüzünden toprağın altından çıkıp sokaktaki kedi mamalarıyla beslenen kirpiler, açılan çukurlardan fırlayan fare orduları, Boğaz’dan yüzerek geçmeye çalışan yaban domuzları, daha önce görmediğimiz dikenli tırtılların istilası günümüze ait bir manzara. Bu yüzden kentsel dönüşümle ilgili bir hikaye anlatırken kente ait fragmanlarla birleştirdiğim hayvan figürlerini kullanmayı tercih ettim.

Dünyanın içinden geçtiği süreç sanatınızı nasıl etkiliyor?

Bilişim teknolojileri, uzay çalışmaları, moleküler biyoloji, genetiği değiştirilmiş organizmalar, yapay zeka, klonlama ve sibernetik gibi alanlarda son 20 yılda yaşanan gelişmeler her ne kadar heyecan verici görünse de geleceğe ilişkin yeni korkuların oluşumunu tetiklediğini düşünüyorum. Bu kaygıların en gözle görünür sonuçlarını ise yaşadığımız kentlerde hissediyoruz. Kentleşme, hızla artan kent nüfusu ve buna bağlı olarak doğal kaynakların tüketilmesi ve çevre kirliliği, geleceğin dünyasına ilişkin yeni ve bazen de ürkütücü senaryoların da ortaya çıkmasına yol açıyor. Çağımız sanatında da bu gerilimlerin yarattığı etkileri görmemek mümkün değil.

İNCİ DÖNDAŞ / İSTANBUL

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN