Back To Top
Eğlencesi de aksiyonu da bol

Eğlencesi de aksiyonu da bol

 - Son Güncelleme: 14.09.2018 Cuma 09:30
Eğlencesi de aksiyonu da bol
- A +

İlk kez 31 yıl önce ‘Av’ filmiyle beyazperdede arz-ı endam eden Predator serisinin son filminde dünya yine kanlı bir savaş alanına dönüyor. Yüksek gerilimin ön planda tutulduğu yapımda, sulandırılan diyaloglar izleyiciyi zaman zaman zorluyor. Aksiyon tutkunlarının beklentisini karşılayacak filmde oyunculuklar ise vasat eşiğini aşamıyor.

ERKUT TEZERDİ/İSTANBUL

Zeki bir zeki yaratık düşünün ve onun tek gayesi öldürmek olsun. Ne kadar ulvi bir amaç değil mi? Silahlarından uzay gemisine kadar eşyaları, araçları avcılık üstüne. Nefes alan her şeyi hunharca öldürüyor. Kesiyor, biçiyor, lazer silahlarıyla salçaya çeviriyor. Yetmiyor, bir de üzerine bunu adeta oyuna dönüştürüyor. İlk kez 1987 yılında ‘Av’ filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkan Predator, zaman içinde o kadar çok sevildi ki, yapımın başrolündeki Arnold Schwarzenegger geri planda kaldı. Filmlerinin 1990, 2004, 2007 ve 2010 yılında yenileri geldi. Dahası Predator bir diğer popüler avcı Alien (Xenomorph) ile karşı karşıya getirildi. Yapımcılar “Artık kim kimi yerse” diyerek bastılar parayı, seyirciyi mest ettiler. Video oyunları, tişörtleri, bardakları, kostümleri derken Predator popülaritesini katladıkça katladı. Bu hafta vizyona giren, serinin altıncısı ‘The Predator’ ise sonuna kadar aksiyona yaslanan “İzle-eğlen-geç” türünde bir film.

Yapımın girişinde; uzayda gemisiyle başka bir gemiden kaçan Predator, dünyaya iniyor ama insanlar tarafından avlanıyor, şaka gibi. Ölmüyor, uzaylı araştırmaları enstitüsüne kapatılıyor. Bilim insanları üzerinde deneyler yapıyor. Paralelinde keskin nişancı Quinn McKenna sorgulanıyor. Bunun nedeni de Predator ile karşılaşması. ABD hükümeti uzaylıların saklı kalmasını istediğinden McKenna suçlu ilan ediliyor, tutuklanıyor, bir grup eski askerle başka bir bölgeye sevk ediliyor. Fakat McKenna öncesinde Predator tarafından kullanılan bir silahı gizlice kargo yaptırıp evine göndertiyor. Absürtlükler böyle devam ederken McKenna’nın Asperger sendromlu oğlu Rory konuya dahil ediliyor.

Rory evine gelen kargoyu açıyor, içinden çıkan silahı çalıştırıyor, sinyaller filmin girişinde Predator’ü uzayda kovalayan bir diğer Predator’e ulaşıyor. Böylece o da dünyaya geliyor. Lakin bir sorun var! Gelen ikinci avcı daha gelişmiş. İlki yanında sinek gibi kalıyor. İyi de nasıl? Filmde bunlar ikinci yarıda açıklanıyor ama cevapların nerede ve zaman beyazperdeye yansıyacağı o kadar çok belli ki, sürpriz yok. Peki, seyirci mantıklı bir cevap alabiliyor mu? Kısmen. Çünkü ilk avcının misyonu hakkında detaylı bir bilgiye ulaşamıyoruz. Açıkçası ikincisi daha tutarlı. Öldürüyor işte hepsi bu. Filmin gerisi kovalama-yakalama üzerine kurgulanmış. Ardından da ‘Predator’ filmlerindeki “İnsanoğlu evrendeki her canlıdan daha tehlikeli” konusu işleniyor. Finali tahmin etmek hiç de zor değil.

‘The Predator’ seyirciyi mutlu etmeyi amaç edinen, aksiyon ve bilimkurgu tutkunlarını hedefleyen “İzle-eğlen-geç” formüllü bir yapım. Oyunculuklar kaba tabirle yerlerde sürünüyor, oyuncu yönlendirmesi daha bir facia. ‘The Handmaid’s Tale dizisinin yıldızı Yvonne Strahovski filmde konu mankeni. “Rol var, gel bir görün?” demişler, o da kabul etmiş.

Shane Black’in yönettiği filmde senaryo birçok mantık hatasını içeriyor, sorular soruları doğururken cevaplar tatmin etmiyor. 107 dakikalık filmde, süreyi uzatmamak için birçok sahne kurgu aşamasında makaslanmış gibi. Eğlencenin dozunu artırmak adına sanki böyle bir yola gidilmiş. Özellikle ikinci yarıdaki sahneler birbirinden bağımsız. “Neden-sonuç” ilişkisi ortadan kalkıyor, sulu diyaloglar ön plana çıkıyor. Ancak eğlencenin finalde bile devam ettiğini belirtmem gerekiyor. Enteresan biçimde serinin yedincisi merak ettiriyor.

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN