Back To Top
Mukaddes olabilmek için Google’a baktım

Mukaddes olabilmek için Google’a baktım

 - Son Güncelleme: 12.11.2018 Pazartesi 13:20
Mukaddes olabilmek için Google’a baktım
- A +

‘Borç’ filmindeki performansıyla ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülüne layık görülen İpek Türktan, hayat verdiği ev hanımı Mukaddes’i anlattı: Bir ev kadını havasına girebilmek zordu. Bir ara çaresizlikten Google’a ‘ev hanımı’ yazıp çıkan sonuçlarda yaprak sarması tariflerini izledim. Tığ işini bayağı ilerlettim. Oyuncunun diksiyonu düzgün olmamalıdır. Beni en çok zorlayan bu oldu.

İNCİ DÖNDAŞ / İSTANBUL

İpek Türktan, iyilik kavramını tartışan ‘Borç’ adlı filmde Mukaddes isimli bir ev kadınını oynuyor. Kendisine Boğaziçi Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü kazandıran rolle ilgili Türktan “Gelen senaryoyu çok seversem, başta korkarım. Benim yerime çok daha iyi oynayacağına emin olduğum kadınları o rol içinde hayal etmeye başlar ve rolden kaçarım. Bu benim arızam” diyor. 

Başarılı tiyatro oyuncusu İpek Türktan, geçtiğimiz günlerde 6’ncısı düzenlenen Boğaziçi Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü aldı. Türktan, filmde Mukaddes adında bir ev kadınını canlandırıyor. Film, ‘iyilik’ kavramını ele alıyor. Daha önce ‘Müslüm Babanın Evlatları’ belgeselini çeken ve Murat Düzgünoğlu imzalı ‘Neden Tarkovski Olamıyorum’ filminde rol alan Vuslat Saraçoğlu imzalı yapımda karısı Mukaddes ve kızı Simge ile birlikte Eskişehir’de yaşayan Tufan’ın yan dairede yalnız yaşayan ve rahatsızlanan komşuları Huriye’ye uzattıkları yardım eli sonrasında yaşananları konu ediniyor. 30 Kasım’da gösterime girecek film, erkeğin yarattığı sorumluluk duygusunun kadının yaşam alanında ete kemiğe bürünmesi yapımda karakterler üzerinden ayrı ayrı fedakârlık kavramının sorgulanmasına neden oluyor. Filmi ve aldığı ödülü Türktan ile konuştuk...  

Boğaziçi Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandınız. Bu ödülün sizin için anlamı nedir?

Ödül almakta çocuksu bir taraf var. Öncelikle aileni sevindiriyorsun. Saygı duyduğun insanlar ‘Aferin böyle devam et’ diyor. Ancak ödül alma hissinin yapısı gereği bu sevinç kısa sürüyor. En fazla bir hafta falan. Tekrar yapmak istediklerin önüne yığılıyor. Bu sağlıklı olanı sanırım, umarım. 

Filmin senaryosunu ilk okuduğunuzda ne düşünmüştünüz?

Okuduğum anda beğendim senaryoyu. Çok iyi detaylandırılmış ilişkiler, diyaloglar çok iyi kurulmuş. Konusu çok tanıdık. Çalışacağım için heyecanlanmıştım. 

Filmde Mukaddes rolündesiniz. Rolünüze nasıl hazırlandınız?

Gelen senaryoyu ya da tiyatro metnini çok seversem, başta korkarım. Benim yerime çok daha iyi oynayacağına emin olduğum kadınları o rol içinde hayal etmeye başlar ve rolden kaçarım. Bu benim arızam. Mukaddes bir ev kadını, bir ara çaresizlikten Google’a ‘ev hanımı’ yazıp, çıkan sonuçlarda yaprak sarması tariflerine kadar izledim. Tığ işini bayağı ilerlettim. 

Bu rolde sizi en çok neler zorladı?

Üzerine en çok titrediğim diksiyondu galiba. Oyuncuların eğitimleri gereği diksiyonları düzgündür. Düzgün bir diksiyonu bozmak yine kulağı tırmalar. Hatta canlandırılan, diyelim ki bir kasiyer, boş zamanlarında tiyatroyla uğraşıyormuş gibi görünür. Bu dizide kabul görebilir. Ancak filmde her karakterin ağzını kendi yaşam alışkanlıklarına göre tekrar yapılandırmak gerekiyor. Vuslat’a (Saraçoğlu) ‘en çok ‘oluyor mu’ diye sorduğum soru buradan geldi. 

Filmde ‘iyilik’ kavramı sorgulanıyor. Mukaddes ile empati kurduğunuzda size ne kadar benzeyen ya da sizden ne kadar zıt bir karakter?

Vuslat sanki yazdığı karakterleri kendi şartlarında sıkıştırıp, ‘Bakalım şimdi de bunları iyilikle sınasam neler olur?’ der gibi bir deneye tabii tutmuş. O yüzden kolaylıkla karakterlerin yerine senaryoyu okurken bile kendimizi koyabiliyoruz. Filmde en çok sevdiğim her bir karakteri hatalı aynı zamanda çok haklı bulmam. Mukaddes karakteriyle aramda bir benzerlik bulamıyorum ama ona olduğu gibi sürpriz bir misafir bir gece evimize gelse, aynen onun gibi davranırdım. 

Tiyatroda çok başarılısınız. Sinema oyunculuk yolculuğunuzda nasıl bir yere sahip? Sizi zorlayan noktaları var mıydı?

Çok teşekkür ederim. Sinemanın da tiyatronun da sevinci, kederi aynı. Her ikisinde de kendimle cebelleştiğim için, kafamı kaldırıp bu sinema filmi mi, tiyatro oyunu mu diye bakmıyorum. Sinema planda olmadığı için biraz geç girdi, umarım devam eder. 

Oyunculuktaki hedefiniz nedir? Örneğin canlandırmak istediğiniz bir karakter, çalışmak istediğiniz bir yönetmen, almak istediğiniz bir ödül var mı? 

Çok iyi bir film izlediğinizde o filmin yönetmeniyle kendi adınıza çalışmış kadar olursunuz. Özellikle bir yönetmenle çalışma hayalim yok. Oyunculuk hayalim de bu aralar hep tiyatro üstüne. Ancak son aylarda hep hayal kurmaktan evde oturur oldum. Kendi yazdığım işlerde oynamak istiyorum, tiyatro veya sinema fark etmez. En büyük hayalim bu. Yakın vadeli işim, bir ödül alma hadisesinin trajikomedisi olan ‘Yılın En İyi Kadın Oyuncusu’ oyunumuzu revize edip tekrar oynamaya başlayacağım.

 

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN