Back To Top
Cemil Meriç, cins, sıkı ve sivil bir aydın!

Cemil Meriç, cins, sıkı ve sivil bir aydın!

 - Son Güncelleme: 16.04.2018 Pazartesi 00:25
- A +

Geçen hafta Ankara’da Anadolu İlahiyat Akademisi’nin konuğu idim. Her Cuma Müslüman bir düşünürü ele alıyorlar. Ben de bu bağlamda Cemil Meriç’i değerlendirmeye çalıştım. Kendilerine bu vesileyle teşekkür ediyorum. Bu yazı, o seminer çalışmasının küçük bir ürünüdür.

Cemil Meriç, Cumhuriyet devrinin önemli bir aydınıdır ve bunda hemen herkes hemfikirdir. Eserlerinde ileri sürdüğü fikirler, tahlil, tespit ve eleştiriler sarsıcı!.. Bunda elbette kendine has şiirsel ve heyecanlı üslûbunun da payı var!

Peki Türk fikir hayatında neden önemlidir Meriç? Onu inkılâp devrinin diğer aydınlarından farklı kılan ne? Kısa bir yazıda bunlara cevap vermek mümkün değil; ancak bazı önemli hususiyetlerini anlatmaya çalışacağım…

Evvelâ, 1916’dan 1939’a kadar Hatay’da yaşadı. Hatay, 1939’da Türkiye’ye katıldığı için Meriç, inkılâp devrindeki köklü reformlara ve kültürel kopuşlara maruz kalmadı. Osmanlı kaynaklarını rahatlıkla kullanabilecek bir eğitim aldı, 15 yaşında belli başlı divanları bitirmişti. Bunda Antakya Lisesindeki Ali İlmi Fani, Mesut Fani, Memduh Selim, Mahmut Ali gibi öğretmenlerinin de rolü vardır. Aldığı eğitim sayesinde, sık sık Osmanlı kaynaklarına başvurdu. Okurlarını İbn Haldun’dan başlayarak, Ahmet Cevdet Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Beşir Fuat, Ziya Paşa, Sadullah Paşa, Âli Paşa, Ali Suavi, Tunuslu Hayrettin Paşa, Rıza Tevfik, Abdullah Cevdet, Tevfik Fikret, Babanzade Ahmet Naim, Sait Halim Paşa, Mehmet Âkif, Celal Nuri gibi aydınların eserleri arasında dolaştırdı… Bu eserlerde çağdaş kavramların Osmanlıdaki karşılıklarını ve medeniyetimizin çöküş sebeplerini aradı. En belirgin vasıflarından biri, Osmanlı kaynaklarına, önyargısız ve değerli bir kültürel miras olarak yönelmesidir… Bu tavrı Meriç’i inkılâp devrinin Osmanlı’yı inkâr eden “müstağrip aydın”larından ayırır. Nitekim bunu; “Osmanlıdan kopmadığım için inkılâp aydınlarına benzemiyorum.” (J 1, s. 44) cümlesiyle ifade etmiştir.

***

Meriç’in ikinci önemli vasfı, Batı kaynaklarını da vukufiyetle tahlil etmesidir.  Bunda Antakya Lisesinde aldığı Fransızca eğitiminin büyük payı var, tabii Antuvan Efendi, Mösyö Moitiy, Bazantay gibi hocaların da… Fransızcaya hâkimiyeti sayesinde sık sık Batı kaynaklarına başvurmuş, okurlarına ansiklopediler, sözlükler, sosyoloji ve felsefe eserleri arasında mukayeseli gezintiler yaptırmıştır… Ancak bunları asla ilmihal gibi ezberlememiş veya teslimiyetle okumamış, çağdaş toplumları inşa eden kavramların Batı’daki macerasına dikkatle eğilmiştir. “Yasak bölge tanımayan bir tecessüs[tü]” ve her ışığa açıktı… Her şeye şüpheyle baktı, düşüncenin şüpheyle başladığına inanıyordu (J 2, s. 196).

Asıl vasfı münekkitlik!  Çünkü “Aydın, toplumun vicdanıdır” (Kİ, s. 475) ve “Suçluyu affeden hakim, kendini mahkum etmiş olur” (ÜU, s.310). Tenkitçinin görevi, “edebiyat kiliselerinin bilgisizliğine son vermek” ve “edebiyat cumhuriyetinde inzibatı sağlamak[tır]” ona göre (M, s. 245). Hiçbir kiliseye bağlı değil, aydınların bir zümrenin emir kulu olmasına şiddetle karşı. Bu itibarla sağa da, sola da, Müslüman aydın zümresine de sıcak bakmamış ve sert eleştiriler yöneltmiştir.

İstikameti “Kültürden İrfana” doğruydu, ama ortada dahil olabileceği düzeyli bir Müslüman entelektüel zümre yoktu. Belki de kendine uygun bir aydın zümre bulamadığı için kitaplara kapandı, daima yalnız kaldı, “yalnızım ve diyaloga ihtiyacım var” (J2: 229) diye feryat etti!..

En önemlisi, tarihi de toplumu da tersinden okuyan, cins, sıkı ve elbette sivil “mustarip bir aydın” olmasıdır.

İslâm dünyasının geri kalış sebeplerinden biri de bu tür sivil aydınları çoğaltamaması, aksine obskürantizmde boğmasıdır…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
karar okuru 16 Nisan 2018 19:58
meriçe ilişkin dücane cündioğlunun kitaplarına başvurulabileceği gibi, son dönemde çıkan bilinmeyen yönleriyle cemil meriç kitabı cemil meriç'e ilişkin etraflıca bir incelemeyi içeriyor. cemil meriç'e ilişkin olarak farklı dönem ve koşulların değerlendirilmesi farklı isimler tarafından yapılmış. ilgililerin bilgisine.
Atakan 16 Nisan 2018 15:39
Cemil Meriç Lisem Üniversitemdir der,benim de Üniversitem Cemil Meriç’in kitaplarıdır, Bu Ülke ile bambaşka bir hayata adım attım,Balzac Dostoyevski Zola’yı Meriç’le tanıdım,bu anlamsız hayatı Meriç sayesinde kitaplarla anlamdırabileceğimi kavradım,Allah Rahmet Eylesin Mekanı Cennet Olsun
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 13:37
Obskurantizm de nedir türkçe si yokmu bay yazar
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 14:13
0
Var efendim. Bilinmezcilik diyor TDK
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 08:17
Meriç’in bir entellektüel olarak katkısı, tezi, antitezi neydi? Var mıydı? Yoksa sizin dediğiniz gibi Osmanlı kaynakları ile beslenmiş bir musdarip düşünür müydü sadece? Öyleyse neden çok önemli bir aydın sayılması gerekiyor? Belki de bugün tv lerde gördüğümüz Osmanlı dizilerine siyasilerin Osmanlı’ya öykünmelerine gece gündüz verilen mehter marşlarına bakarak “evet başardı” diyebiliriz. Ama gerçekten neyi?
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 15:46
0
Buna bence sn kose yazarı cevap veremez. Çünkü yazılarından anladigim kadarıyla olayları ve kişileri belli bir dünya gorusu çerçevesinde değerlendiriyor. Tarafsız olmadığı için gerçekleri ve dogruyu bulması ve yazması mümkün degil
cevat karakalem 16 Nisan 2018 07:42
Cemil Meric'in belki de en onemli farki tefekkur yoluna belli bir sonuca varmak icin degil gercegi bulmak,merak ve arastirma amaci ile baslamasidir.Kisacasi bastan bir ideolojinin esiri olup her seyi o gozluk ile okuyup belli sonuclar cikarmaya calismamistir.
EMG 16 Nisan 2018 03:39
Hatay, 1939’da Türkiye’ye katıldığı için Meriç, inkılâp devrindeki köklü reformlara ve kültürel kopuşlara maruz kalmadı Tek cümle herşeyi anlatıyor. Evet olay budur.
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 01:36
Obskurantizm ne demek acaba?!
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 08:11
0
Obskurantizm, bilmesinlercilik, karanlıkçılık. Egemen güçlerin hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlama çabası, demektir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN