Back To Top
Yunus Emre’nin nesneleri

Yunus Emre’nin nesneleri

- A +

Yıllardır “nesne” kelimesini anlamaya çözmeye çalışırım arada bir, fakat nesne ile ilgili yapılan etimolojik izahat pek oturmaz kafama.

“Nesne” Arapça “şey” kelimesinin Türkçesi. “Şey”in çoğulu “eşya”. Türkçeye yerleşen “şey” kelimesi “eşya”ya göre daha belirsiz, daha müphem bir manaya bürünmüş. Adeta birçok dilcinin diller aynasının Türkçe görüntüsünde “nesne” kelimesine vermeyi uygun gördükleri mana ile değer kaybına uğramış “şey” kelimesi de.

Geçenlerde Dil Evi Etimoloji Topluluğumuzla Yunus Emre Divanından etimoloji dersimizi yaparken şiirde nesne kelimesine geldik. İyi ki de gelmişiz. Kafama tam yatmayan o izahı paylaştım topluluk üyesi arkadaşlarla. İşte o “ne ise ne” yorumu yatmıyor benim kafama.

İsmet Zeki Eyüboğlu da, Yaşar Çağbayır da, Nişanyan da, Tuncer Gülensoy da “ne erse ne” “ne ise ne”den geldiğini yazmışlar. Ben nesnenin “ne ise ne”den geldiğini ilk İsmet Özel’den okuduğumu ve dinlediğimi hatırlıyorum. Kafamda öyle yazmışım nesneyi. Zamanla kendilerine tasavvuf şairi veya halk şairi Divan Şairi denilen has şairlerden şiirler okudukça onlarda varlığın, eşyanın Hak katındaki konumunu gördükçe bu “ne ise ne”ci yaklaşım beni doyurmaz oldu.

Mustafa Tatçı Hocanın hazırladığı Yunus Divanından üçüncü şiirde idik.

“Bir kez yüzün gören senün ‘ömrince hîç unutmaya 

Tesbîhi sensin dilinde ayruk nesne eyitmeye” diyordu Yunus Emre. Hazreti Yunus’ta nesne başka ne şekillerde geçiyor diye bir bakayım dedim. Ardından Yunus Divanında şey ve eşya kelimeleri geçiyor mu, ona da bakalım dedik. Baktık, eşya kelimesi bir yerde geçiyor:

“Bu aşk elinde âciz cümle eşyâ 

Ne sır kim kamu ser-gerdân-ı aşkdur”

Şey kelimesi ise şey’en lillah ve şeylillah şeklinde geçiyor. Nesne ise kırk dört yerde geçiyor.

“Eger dilüm bendeyise kimse bana nesne dimez” diyor bir yerde. Başka bir şiirinde “Yûnus ‘âşık durur ma’şûkın ister/ Dahı hîç nesne istemezem ayruk” demiş.

Gönlümden açıkçası tüm nesne geçen beyitleri buraya almak geçiyor ama yerimiz buna çok müsaade etmeyecek. Arzu edenlere, merak edenlere asimgultekin@gmail.com mailime mail atarlarsa yollayabilirim. Buraya sadece bu kırk dört kullanımdan benzer kullanımları almamaya çalışıp farklı kullanımlardan ilginç bulduklarımı görelim:

“Yir gök tolu bu ‘ışk durur ‘ışksuz hîç nesne yok durur” Yunus “hiç nesne” tamlamasını birkaç yerde daha kullanıyor. İsmet Özel’in “Türkler Arapça Farsça olmadan hiçbir şey diyemez” dediği zamanlardan önce demiş. Yunus elbet hiçbir şey dememiş değil, hiç şey de dememiş; “hiç nesne” demiş.

Nesneyi ne ise ne diye açıklayanların hilafına Yunus’ta nesnenin önemsiz olmadığını görüyorum okudukça. Nesnenin bir değeri, bir önemi var. Şu mısrada mesela: “Ayruksı nesne tatmışam bildüklerüm unutmışam”. Burada ise dostu ile kendisi baki nesneler olarak zikredilmiş:

“Benümile dostdan artuk hîç bir nesne bâkî degül”. Bunu bir kere dememiş, birçok yerde demiş:

“Bu dünyede dostdan artuk Yûnus nesne sevemedi”

“Bu şeyhıla buldum Hak’ı ben gayrı nesne bilmezem”

Her şeyin, her nesnenin Allah’a bağına işaret ediyor şu mısrada:

“Kün’i bir kezin söyledün her nesneyi var eyledün”

Nesneyi ne kelimesi ile kullandığı şu mısrayı bir görelim:

“Cân u cihân ne nesnedür çün dostıla bâzâr olur”. Bir de kem nesne ifadesini bir zikredelim:

“Kem nesneye tama‘ idüp kesüp kemürüp yutmagıl”

Tüm beyti almadan edemediğim, kıyamadığım beyitler de var. Kıymak kısaltmanın, kesmenin bir ifadesi hatırlar isek. Canına kıymak şeklinde kullanım ile yazık etmek olarak anlıyoruz kelimeyi daha çok herhalde günümüzde kasaplardaki kıyma nesnesi dışında. O kıyamadığım beyitleri de okuyup haftaya nesneyi açmaya başlayayım inşallah:

“İy Yûnus Emre tıfl iken hîç nesneyi fehm itmedin/Cümle ‘ulûmı keşf idüp bildürüp ögrenden nedür

“Her nesne ki çig olıcak od olmayınca bişmez ol/ Benüm dirligüm çigidi ‘ışk odı oldı bahâne

“Bu dünyede bir nesneye yanar içüm göyner özüm/ Yigid iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi”

“Sen fakîhsün ben fakîr sana tanumuz yokdur/ İhlâsıla gelürsen bizden nesne ütersin”

“Yûnus Emre yok oldı küllî varı yok oldı/ Andan artuk nesne yok kalman gümân içinde”

“Yir gök kâ’im ırılmaz yiller esüp deprenmez/ Her nesne muhkem olur ‘ışk olıcak bünyâdı” 

“Bir dem cehâletde kalur hîç nesneyi bilmez olur/ Bir dem talar hikmetlere Câlinûs u Lokmân olur”

“Dostıla sohbetdeydüm içerü halvetdeydüm/ Âdem niçe nesnedür hîç dahı anılmazdan”

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Günümüzde Kimse olarak söylediğimiz kelimenin eski dilde Kimesne olarak söylenmesi sorunuzun cevabına ışık tutabilir. Kimse - Kimesne : Whoever Nesne : Whatever Bana kalırsa, Nesne sonradan Şey karşılığı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tıpkı, Cümle : All manasında bir sıfat olan Kamu (Kamu Alem) kelimesinin sonradan Amme : Public anlamında isim olarak kullanılmaya başlanması gibi.
cevat karakalem 13 Ocak 2018 04:51
Sayin Gultekin ve bu konulara ilgi duyan okurlar, sizlere Cin Ideogramlari uzerinde dusunmeyi de tavsiye ederim / Bilindigi gibi bunlar ses degil "mana" iceren "resim ve isaretler", Cin yazisi boyle bir sey. Anlamlarini cozmek gercekten cok eglenceli. Mesela "mutluluk cocuk ve kadininin birlesmesinden (cocugun ve esin varsa mutlusundur)", "dinlenmek agac ve adamin birlesmesinden (adam agac altinda kestiriyor herhalde)", baris "kadin ve catinin birlesmesinden (esin ve evin yerindeyse baris vardir) olusuyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN