İdi Amin’in ülkesi

Burası Uganda. Eskiden “İdi Amin’in ülkesi” olarak bilinirdi. 1971-1979 yılları arasında devlet başkanlığı yapan İdi Amin, sadece Uganda için değil tüm Afrika için önemli bir isim. Bir de aynı Uganda, Filistin Yahudiler için vatan olarak belirlenmeden önce Yahudilere tahsis edilmesi planlanan bir ülke.

Birazcık ansiklopedik bilgi: Kırk milyonun üzerinde nüfusu var. Tropikal iklim kuşağında bir Doğu Afrika ülkesi. Komşuları, Güney Sudan, Kenya, Tanzanya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Ruanda. Nüfusun yüzde 40’ı Katolik, yüzde 40’ı Protestan, yüzde 12’si Müslüman. Resmi dilleri İngilizce ve Svahili. 50’nin üzerinde yerel dil var. 4 idari bölgeye, 38 yerel birime ayrılıyor. Kuzey, Doğu, Batı ve Merkez idari bölgeleri. İdari bölgeler eski Uganda Federasyonunu oluşturan krallıklardan oluşuyor.

***

Oldukça uzun sayılabilecek bir yolculuktan sonra gecenin bir yarısında Entebbe’deyim. Victoria Gölü’nün kenarında konumlanmış şirin bir kent…

17-12/10/10krr13uganda3.jpg

Başkent Kampala’dayım. Sabah erkenden kalktım. Aklınızda bulunsun, çok basit bir bilgi gibi geliyor ama öyle değil işte, ilk defa gittiğiniz bir memlekette vakti çok verimli kullanmanız gerekiyor. Zaman su gibi akıp geçiyor ve sizin yapacak bir dünya işiniz var.

Uganda turum başlıyor. İlk durak, Kampala’da Uganda Müslüman Gençlik Asamblesi (UMYA). Asamble, tüm idari ve yerel birimlerde örgütlenmiş. Okulları, yetimhaneleri ve camileri var.

Asamble’nin yönettiği Hasan Turabi okullarının birisindeyim. Sudanlı fikir ve siyaset adamı Hasan Turabi burayı ziyaret etmiş, o ziyaret büyük coşkuyla karşılanmış. Okullar da onun ismiyle anılmaya başlanmış.

Meraklı ve şüpheli bakışların ortasında bir sınıfta buldum kendimi. Bende de çocuklarda da bir şaşkınlık var. Ne yapacağını bilememenin şaşkınlığı… Çoğu belki de hayatlarında ilk defa beyaz adam görüyor. Bir de beyaz adam kötülüğü temsil ediyor onların gözünde.

17-12/10/10krr13uganda4.jpg

İmdadıma Allah’ın selamı yetişiyor. “Selamunaleyküm” diyorum. Hep bir ağızdan “Vealeykümesselam” diye karşılık veriyorlar. Selam ile tüm duvarlar kalkıyor. Bağdaş kurup aralarına katılıyorum. Onlar tuhaf, ben tuhafım. Karşılıklı türküler söylüyoruz.

Sağır ve dilsizlerin okuduğu bir sınıftayım şimdi. Bir arkadaş işaret diliyle Türk olduğumu, Türkiye’den geldiğimi anlatıyor. Bir iki şey daha söylüyor galiba. Çocukların gözleri, kulakları ve dilleri açılıyor birden. Dünyanın en güzel Afrikasında bir alkış tufanının ortasında buluyorum kendimi. Rüya gibi.

Köy turu, şehir turu... Kendilerine has kıyafetleriyle çok sayıda Hristiyan misyonerleri görmek mümkün. Ugandalı çekirdek bir ailede hem Müslüman, hem Hristiyan hem de kendi yerel dinine mensup birisine rastlanabiliyor.

Her yerde tam anlamıyla bir curcuna havası. Motosikletler cıvıl cıvıl, taksiler cıvıl cıvıl, insanlar cıvıl cıvıl…

17-12/10/10krr13uganda5.jpg

Sabahın 4’ü… Kuzey Uganda bölgesine doğru yola çıkıyorum. Beyaz Nil’in kaynağına doğru…

***

Beyaz Nil’in sıfır noktası. Bir tarafta Viktoria gölü… Nehir ve göl suyu birbirine karışmıyormuş burada. Kuzeye doğru ilerledikçe bitki örtüsü daha yoğun bir şekilde hissettirmeye başlıyor kendisini. Yol boyunca tek odalı tipik Afrika evlerinin olduğu köylerden geçiyorum. Köy meydanında büyük ve yaşlı bir çınar ağacının altında toplanmış ‘dünyanın en güzel siyah ahalisi’ ile karşılaşıyorum. Geleneğe göre herhangi bir sıkıntı ortaya çıkınca köyün yaşlıları büyükçe bir ağaç altında buluşup, sorunları halletmeye çalışırmış. Sorun çözülene kadar o ağacın etrafından ayrılmazlarmış.

Böyle sürüp gidiyor işte Uganda muhabbeti.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
5 Yorum