Back To Top
Medeniyet diline şapka çıkarmak!

Medeniyet diline şapka çıkarmak!

 - Son Güncelleme: 06.12.2018 Perşembe 01:57
- A +

Kırk küsur yıldır “medeniyet dili” kösü çalıyoruz, sabah akşam “medeniyet tasavvuru” edebiyatı yapanları uyandıramadık. Medeniyet dille olur, daha kestirmesi: Medeniyet dilsiz olmaz!

Bu kıytırık uydurmacılıkla hiç olmaz! Önce şunda anlaşalım: Uygarlık asla medeniyet değildir! Uygarlık senin medeniyetini inkâr edenlerin uyduruk kelimesidir.

Bazı babalar Şapka Kanunu’ndan sonra şapka giymemek için evinden çıkmamıştı. Evlatları çıktı, onlar da şapka giymedi; fakat babalarının kelimelerini başlarından atarak! Şimdi şöyle düşünüyorum: Keşke babalar şapka giyseydi de kelimelerimizin sahibi olsa idik! Asıl kahramanlık şekli değil muhtevayı, özü, esası korumaktır!

***

Bizden öncekiler ortak metinler okumuşlar, klasik mûsikîmizle haşır neşir olmuşlar ve plastik sanatlarımızı hayatlarının bir parçası olarak hissetmişlerdi. Cumhuriyet’in ikinci kuşağından itibaren bunlardan tamamıyla mahrum bırakıldık. Bu hususla ilgili tepkilerimizde de farklılaşmalar ortaya çıktı. Bu farklılaşma tamamen “dil” merkezlidir. Bütün bu dillerdeki zorlayıcı değişime boyun eğip, birikimden vazgeçerek sırf dinî kavrayışla meseleyi çözmek yönündeki “radikal” görünümlü tavrın kısırlığı kendini her gün biraz daha fazla hissettiriyor. Dinin kültürleşmesi, yaşanması, hayatı bir şekilde idare etmesi asla ihmal edilemeyecek bir sosyal gerçekliktir. Medeniyet inançların, kültürlerin kendini ifade etme tarzıdır. Bunun inkârı ise, günümüzde selefilikten radikalliğe ve ışidciliğe kadar varan bir vandalizmle kendini göstermektedir.

Bu dinî görünümlü pozitivizmin zihinimizi esir almasının önüne geçmek, tekrar dile, edebiyata, mûsıkîye, sanatlarımıza dönmek, onların kendine mahsus iklimine nüfuz etmek ve yeniden daha zengin bir dille konuşmakla mümkün. Kabuktan öze, dıştan içe doğru insanı tekâmül ettiren, insanî hasletlerini geliştiren bir yolculuk için kendimizi bilmek, ilk adım.

İlim, edebiyat ve kültür alanında meselelerin meselesi dil meselesidir. Dilin belirsizleştirilmesi, ifade gücünün zayıflatılması, böylece benimsettirilmek istenen medeniyetin diline alan açılması demek.

***

Sürekli parlak lâflar eden, fakat bugüne kadar sadra şifa bir icraatına şahid olmadığımız Milli Eğitim bakanımızın “çocuklarımıza neden dilimizi öğretemiyoruz?” sorusunun cevabı mahiyetinde bir konuşma yapmasını ve çözüm için harekete geçmesini bekliyoruz.

Millî Eğitim, neden Türkçe öğretemiyor veya öğretmiyor? Millî Eğitim, ilk öğretim kademesinde 500-600 kelimelik bir söz dağarcığı ile yetinilmesini istiyor. Bu batı ülkelerinde 2000-3000 kelime. Beş altı yüz kelimelik söz varlığına sahip bir çocukla, iki üç bin kelimelik haznesi olan bir çocuğun zihni kapasitesi aynı olabilir mi?

Millî Eğitim ilkel bir arıdilciliği ders kitaplarıyla yaygınlaştırmaya devam ediyor. Türkçe resmen ihtilaflı, problemli, “sorunlu” bir dil. Söz varlığımızın ne kadarını kullanacağımız tartışma konusu. Çocuklar ilk öğretimden itibaren bu ihtilafı öğrenerek yetiştiriliyorlar. Türk edebiyatının yakın devir klasiklerinin (Mehmed Âkif’in, Tevfik Fikret’in, Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in, Necip Fazıl’ın, Tanpınar’ın, Sabahattin Ali’nin, Sait Faik’in, Tarık Buğra’nın, Kemal Tahir‘in…) dilini kullanmak bile mümkün değil öğretim sistemi içinde.

İngilizcenin söz varlığında yer alan -velev ki arapça veya farsçadan geçen- kelimeler konusunda bir tartışma açabilir miyiz? Kelimelerin kökenine göre kullanılıp kulanılmayacağına karar verebilir miyiz? Türkiye’de hiç kimsenin İngilizce üzerinde ihtilafı yok, çünkü buna gücü yetmiyor. Öztürkçecilerimizden hiç biri “özingilizce”cilik yapamıyor.

Öyleyse? Globalizmin böylesine hâkim olduğu bir çağda, öğretim dilinin yüksek öğretimden aşağıya doğru ingilizceleştirilmesi “akılcı” bir uygulama olarak savunulamaz mı? Böyle açıktan bir savunma ortada yok ama, böyle bir uygulama olmadığını kim söyleyebilir? Yüksek öğretimde İngilizce tedrisat hızla yayılıyor. Öte yandan, ana okullarına kadar yabancı dilin girdiğini bilmeyen yok. Öyleyse, geleceğe hazır olalım: Yakın gelecekte öğretim dilimiz ingilizce olabilir. Seçmeli olarak “yerel anlaşma dili” türkçe ilkokullarda okutulabilir!

Sanmayın ki bu noktaya çok uzağız. “Medeniyet dili” meselesini kendi medeniyetimizin aklı doğrultusunda çözemediğimiz takdirde, tahmin edilenden çok yakınız!

Dilini sadistçe tahrip eden, resmi tedrisatta dahi öğretilemez/öğretilmez hâle getiren, ya düşük seviyeli bir öğretime razı olur, yada rasyonelini arar, kapsayıcı, tartışmasız, sağlam bir dil seçer!

 

18-12/06/d-mehmet-dogan.jpg

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Halil 07 Aralık 2018 15:48
Bazı yorumlar ifade ve imlâ hatalarıyla dolu.Bazıları da "edeb"den yoksun.Kötü ifadeli yorumlar yayımlanmamalı...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 23:30
Dam üstünde saksağam vurma beline tırmık. Dil ile kelime zenginliği ilişkisi nedir? Kelime zenginliği ile akıl,zihin gelişmesi ile ilişkisi ya! Ben çok konuşan ama hiç bir şey ANLATAN adamı her saat dinliyorum. Ve uyanık, aynı anlamı çağrıştıran farklı kelime kullanarak çok şey anlatıyor pozu takınıyor. Üstad essahtan bu konuyu bir ele alırmısın!
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 22:11
bu yazar gerçekten şakacı :) tevfik fikret'le mehmet akif'in dilini örnek verip araya "kısmen" anlaşılabilir olan yahya kemal'i de sokuşturuyor ki durumu kurtarabilsin. kendisi ömrünün on yıllarını vermiştir tevfik'i anlayabilmek için. günümüzde o kadar zamanı ayırırsan başka derslere zaman kalmaz. plastik sanatlar demesi hepten saçma. resimin ve heykelin yasak olduğu bir kültürde plastik sanatlar?
Kararlı okur 06 Aralık 2018 14:18
Dili hor kullananlar, genellikle sol ağızlı (ruhlu değil), batı hayranı, kendi dini ve kültüründen nefret eden kesimlerdir. Gülünç şapka devrimi (!) ile, Mao zamanında bile görülmemiş olan, Stalin'in Müslüman sovyet halklarına (Azeri, Çeçen, Çerkes, Kazak, Özbek, Tacik, Tatar, Türkmen, vs ) reva gördüğü zorunlu Rus alfabesi kullanımına benzeyen harf devrimi zulmü de onların eseridir. Selçuklu + Osmanlı toplam 1000 yıllık birikimi okunamaz kılmaktan daha büyük bir zulüm olabilir mi ?
KARAR OKURU 07 Aralık 2018 13:25
1
selçuklu-osmanlı 1000 yıllık birikimini okumadığınız, hatta haberinizin bile olmadığı o kadar belli ki. açın bakalım latin harflerine aktarılmış bir tefsir, divan şiirinden bir örnek, naima'nın tarihini ne kadar anlayacaksınız?
KARAR OKURU 09 Aralık 2018 01:06
0
13:25, arkadaş zaten onu diyor zaten. "-1000 yıllık birikim okunamaz kılındı-"
Mükremin ÖZER 06 Aralık 2018 13:30
Fulbright anlaşmasına imza çakan bir zihniyetle gelen mandacılıktan kurtulamayan bir ülkeden ne beklenebilir ki?
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 13:07
Türkçe resmen ölüyor. Son yıllarda kaç tane yeni kelime türetildi? Sokaklarda neredeyse bütün mağaza tabelaları yabancı dil. Uydurukçaya bile hasret kaldık.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 17:05
1
uydurukçaya hasret kalmadık. ama diğer cümlelerine aynen katılıyorum kardeş.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:56
Öztürkçecilik sevdası Cumhuriyet'le beraber bulaşıcı hastalık gibi bünyemize yapıştı kaldı.1960'lara kadar yine fena sayılmazdı kullanılan dil ancak sonraları hepten yontuldu ve bugünlere geldik.Azerbaycan gibi ülkelerin bu meseleyi bizden de beter hale getirdiğini görebiliyoruz.Sosyal bilimlere verilen değerin azalışı da bu hususta çok etkilidir.
okur 06 Aralık 2018 11:56
bıdı bıdı bıdı... başka şey yok. Ne zaman okusam aynı. Ciddi travma belirtisi. Kuyruk acısı var. Solculara ve atatürkçülere kin besliyor. dışardan baksan bunların hepsi mütevazı ayağına yatar. kendilerine ciddi bir hava verirler. off. hepiniz aynısınız be. hiçbirinize inanmıyorum. yaşasın batının edebiyatı felsefesi ve sanatı. Plastik sanatmış. peh. terim senin plastik sanatını. tek boyutlu.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 20:40
0
Tam ustune bastiniz kardesim: YASASIN BATI'NIN EDEBiYATI, FELSEFESi, SANATI...VE BiLiMi. YASASIN SHAKESPEARE, BALZAC, DOSTOVYESKi, SOKRATES, PLATO, LEANORDO DA ViNCi, MOZART...YASASIN EiNSTEiN, NEWTON, GALILEO...Her gun batinin insanliga verdigi nimetlerden faydalanip hic birsey uretmeden yasiyorlar ustelik ikidebir bati medeniyetine nefret kusuyorlar.
imza yayınları 06 Aralık 2018 11:51
kitapların satmadıysa bize getir, biz basarız. biz basarız. getir. çekinme.
okur 06 Aralık 2018 11:50
İyi de adam göreve geleli ne kadar oldu? Ziya Selçuk kurtarıcı değil. Futbol mu bu? Her şeyi teknik direktöre kesiyon. Bu işler iyi bir programla en az 20 sene sürer moruk. eğitim bu. bakkaldan ekmek almıyon. gerçi bakkal da kalmadı ya. sen onun edebiyatını a yaparsın morrruk.
SEZEİN 06 Aralık 2018 11:46
mEDENİYET Mİ? nE MEDENİYETİ? mAEDENİYET Mİ KALDI?
msp 06 Aralık 2018 11:45
Kültürel iktidar OLAMAYACAKSINIZ.
Kurban 06 Aralık 2018 11:43
Türklük bunun neresinde?Yetim kaldı galiba. İslamcıların hiç mi yanlışı yok?
Karar okuzu 06 Aralık 2018 11:38
Mağdur edebiyatı yapmayın. Geçmiş oldu bitti. Çok iyi filmler yapın. Çok iyi romanlar yazın. Çok iyi kitaplar çıkarın. Sol eğilimli yayın evleri, sol eğilimli sinemacılar, sol eğilimli yazarlar realiteye sizden daha nesnel bakabiliyorlar. Dünyayı kavrayışları, her türlü eksiğe gediğe yamuk yumukluğa rağmen daha sağlam. Okuma yelpazeleri geniş. Sizin sorununuz ne? Sanat kültür, edebiyat işlerini beceremiyorsunuz.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 14:13
3
Müzik heykel resim haram, sinema tiyatro günah, edebiyat boş işler deyince geriye dini hikayeler kalıyor.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:32
şu tercümelerde akıl yerine us, zafer yerine utku yazan mütercimler pardon çevirmenler gerçekten dertleri ne? neyin peşindeler? hala bütün okullarda edebiyat yerine yazın zamir yerine adıl diyen dedirten dil yobazları var. ösym ve meb bu dil yobazlarının etkisinden kurtarılmalıdır.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:03
İngilizce Osmanlıca kıyaslaması hatalıdır. İngilizce Fransız işgalcilerden pek çok kelime almıştır ama onu bünyesine uydurmuştur. Fransızca kelimelerin çoğu günlük konuşmadan ziyade resmi dilde kullanılır. Osmanlıca Arapça ve Farsçadan kelimenin yanında terkip de almıştır ve üç dilin çorbası, tam bir uydurdukçadır. Sadece uzmanlar anlayabilmektedir. İdeal Türkçe 20. yy başı Osmanlı Cumhuriyet geçiş dönemi yazarlarıdır. Hüseyin Rahmi, Ömer Seyfettin, Refik Halid vs. Kural basit: Halkın kullandığı Arapaça, Farsça kelime artık Türkçedir. A
Akif 06 Aralık 2018 08:40
Doğan,kırk yıldır kös çalıyormuş,kimse dinlemiyormuş.Kendine,bu kadar kişi yanlış olamaz,hata bende mi acaba, sorusunu hiç sordun mu hocam?Şapkalı,şapkasız,ilgili herkes,UYGARLIK denince,babalarımızın medeniyet dediği şeyi anlar.Babalarımızın LİSAN, dediği şeye,sen, dil deyince;babalarımızın KAMUS dediği şeye,sen,sözlük deyince,aramızdaki iletişim kopmadı.Babalarımız, rasyonel, sadist, globalizm, vandalizm yerine ARAPÇA kelimeler kullanırdı;ama önemi yok.Sen bu kelimeleri kullansan da,ne demek istediğini anlıyoruz.Önemli olan da bu.
Ben 06 Aralık 2018 05:53
Diller aynı canlılar gibi evrimleşir. Dil, bazen devlet baskısı ile evrimleşir bazen ise kendiliğinden. Bazen egemen bir millet dilini enjekte eder yendiğine. Her zaman belli bir mantık silsilesine uymaz. Kalıplarla ve kurallarla açıklanamaz. Bu evrim gerçekleştikten sonra geriye dönüş pek mümkün değildir. Tüpten çıkan macun gibi geriye girmez.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 08:42
3
ŞEKİL A'da görüldüğü gibi, evrimleşemeyen canlılar da var, Ben. :))
Değerli abi, iş o kadar vahim değil üzülme.Bugün lise öğrencileri, kainat, şevk, şefkat vb kelime ve kavramları kullanıyor. İki durum birden gelişiyor. Bazı kelimeler mevsim çemberi gibi dolanıp geri dönüyor.Bazı kelimeler medeniyetiyle yitiyor, aynı kök üzre medeniyet gelişirse yitenler geri dönüyor biraz dönüşerek. Birçokları ise taşan su dökülen yaprak gibi ölüyor.Şimdi bize düşen ölenlere üzülmek yerine yenisine çabalamak.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 08:50
4
“..insaniyet-i küb muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezakına layık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesakına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semavidir.” Sayıları milyonu aşan, nur talebeleri var ki, hepimizin elinde, üstadımızın kitapları var. Üstadımızın kitaplarını asli dilinden okuruz. Bugün Türkçe'de hala babalarımızın kelimeleri kaldıysa, üstadımız ve onun lisanına sadık talebeleri sayesindedir.
Çerkez Ethem 06 Aralık 2018 04:18
Konuştuğumuz türkçe zaten uydurukça, anne babalarımızının küçükken konuşulan, yazılan dili anca anlıyoz, dedelerimizinkini biraz anlıyoz, büyük dedelirimizinkini, boşver, hiç anlamıyoz ! Bukadar kolpa yeter, yeni bir dil veya iki, üç dil seçelim, demokratik avrupadaki gibi, çogunluk neyi istedi, o birinci olsun, geri kalan ikinci, üçüncü dil seçmece olur, herkes mutlu ! Konuştuğumuzu, yazdığımızı en azından torunlarımız kolayca anlar ve onlarda bu sorunları yaşamazlar ! Birgünde alfabesi değişmis bir ülkedeyiz, çok olsa bir yıldada yeni dille ba
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:19
1
Bu cevabın sorusu nedir? Kitab-ı semavi olan nedir? Anlaşılır şekilde iktibas edin.
bozeren 06 Aralık 2018 00:18
yanıt manıt.. sosyal medyayı ve hatta muhafazakar medyayı bile uydurukçacılık sarmış durumdadır. dil kalesi teslim olmak üzeredir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN