Back To Top
Din dışı dinselleşme: Popülizm

Din dışı dinselleşme: Popülizm

 - Son Güncelleme: 03.09.2017 Pazar 11:26
- A +

Beklenenin ötesinde ya da beklenenden hızlı her küreselleşme dinamiği, genelde kendine maddi ve manevi sınırlar çizmiş toplumlar için sıkıntılı bir dönemin habercisidir. Söz konusu sınırlar kültürün ve medeniyetin korunmasına yönelik olarak tanımlanırlar, ama çoğu zaman belirli bir yönetim biçiminin ve iktidar ilişkisinin de koruyucusu olarak işlev görürler. Bu nedenle yönetimin ‘dışa açılma’ ve demokratikleşme zorluğu çektiği hallerde, küreselleşme kendine has bir siyasi atmosferin ve ona uygun bir siyasi tutumun doğmasına vesile olabilir… Bu bağlamda en kolay tutum popülizmdir…

Dışarıdan gelen her şeyin öncelikle bir tehdit ve tehlike olduğunu varsayan, söz konusu tehdit ve tehlikeleri abartan, yurt içinde iktidarın veya toplumun ‘yabancılaştığı’ unsurları ‘dış mahreçli’ olarak tanımlayan, böylece siyasetin önüne bir beka misyonu koyan bir ruh halinin doğması, çoğu kez popülizmi davet eder. Tehdidin büyütülmesi onun karşısına aynı büyüklükte, tehditle başa çıkabilecek bir özne koymayı gerektirir. Dolayısıyla popülizm devlet yüceltmesinin, ‘gerçek’ vatandaşlık ve millilik söyleminin üzerinde yükselir.

Diğer taraftan bu kavramların derinlikli tartışılmasına gerek duyulmaz, aksine olabildiğince sığ ve yüzeysel kalması, siyasetin ihtiyacına göre esnemesi ve böylece olabildiğince çok insanı muğlak bir ideolojik atmosferde bir araya getirmesi hedeflenir. Irkçılık ve ayrımcılık söz konusu yaklaşımın toplumsal düzlemde ete kemiğe bürünmesi, somut düşmana işaret etmesi için gereklidir. Diğer bir deyişle ırkçılığın popülerleşmesi, büyük ölçüde popülizmin ırkçılığı araçsallaştırmasının, söylemi bu sayede ‘cisimleştirme’ gayretinin sonucudur…

***

Bugün tüm dünyada yükselen popülizm, hemen her ülkede yukarıda zikredilen niteliği paylaşıyor. Muhakkak ki ülkeler, tarih ve kültür farklılığı nedeniyle çeşitli varyantlara sahip yaklaşımların gözlemlenmesine de vesile oluyor… Ancak popülizmin bilimsel tespit ve incelemelerin süzgecinden geçmiş ortak özellikleri var ve her ülkeyi bunlara bakarak değerlendirmek mümkün.

Popülizmin yapısal anlamda 8 özelliğinden söz edilebiliyor. 1)Sosyolojik taşıyıcılık, yani siyasi aktörün kitlesel temsile talip olması ve bunu becerebilmesi, 2)Demokrasinin çoğunlukçuluk olarak anlaşılması, 3)Karizmatik liderin varlığı, 4)Siyasetin dinselleşmesi, yani liderin toplum nezdinde bir inanç rehberi hüviyeti kazanması, 5)Kurumların ‘sıvılaşması’, yani gelenek, kural ve değerlerinin önemsizleşmesi, 6)İhsancılığa dayanan bir ekonomi ve siyaset pratiği, 7)Normsuzluğun yerleşmesiyle birlikte keyfiliğin doğallaşması, 8) Lider referanslı oportünizmin yaygın bir siyasi kültüre dönüşmesi…

Kısacası popülizm toplumun önüne koyduğu tehdit ve tehlikenin büyüklüğünden hareketle gücün tek elde toplanmasını mümkün kılan, liderin bu gücü istediği gibi kullanmasının meşruiyetini ise iktidar partisi veya bizzat lider ile toplum arasında var olduğu düşünülen organik bütünleşmede arayan bir siyaset biçimi. Bu sistemin ‘işleyebilmesi’, kurumların ikinci plana itilmesini ve iktidarla toplum arasında doğrudan menfaat bağları yaratılmasını gerektirebiliyor.

***

Popülizmin söylem anlamında da belirgin özellikleri var… 1)İyi-kötü düalizmi, yani ‘bizim’ iyi ‘ötekilerin’ kötü olduğuna dair mutlak bir kabul, 2)Halk-millet yüceltmesi, 3)Yeniden kimlikleşmenin unsurlarının vazedilmesi, yani ‘ulusun’ şu an itibariyle yeniden ve daha ‘üst’ bir kimlik bilinciyle kurulduğu tezi.

Bütünüyle bakıldığında popülizmin bir ‘dinselleşme’ olduğu söylenebilir. Ne var ki ahlaki ve ilahi olandan sıyrılmış, tarihsel konjonktürü siyasi fırsatçılığa dönüştürme peşinde olan bir dinselleşme…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 04 Eylül 2017 20:52
Etyen, kafasında işi bitirmiş... Kötünün adını "din" koymuş... Etyen, yaptığın işin siyasetle, ekonomiyle, çağdaşlıkla, muhafazakarlıkla alakası yok...
KARAR OKURU 04 Eylül 2017 10:23
Sayın Etyen, masef popülizm son yıllarda batı merkez siyasetinin hortlattığı bir süreç. Ab akılcılıkla popülizm arasında girift bir siyaset nakşediyor. Almanya ve Abd bu işin başını çekiyor. Avrupalı entellektüellerin çoğunun derdi ise kazanımları, kimse kral çıplak diyemiyor. Diyebilenlerin sesi çok cılız.Son yıllarda yükselişinden en fazla şikâyet edilen ideolojilerden birisi de şüphesiz “popülizm”. ABD’de Donald Trump’un başkan seçilmesi, Güney Amerika’da Nicolás Maduro ve Evo Morales benzeri liderlerin uyguladıkları siyasetler, İngiltere’de Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP) Brexit referandumunda belirleyici rol oynaması ve Kıta Avrupası’nda yabancı düşmanı, İslamofobik sağın güç kazanması gibi gelişmeler popülizmin olumsuz, hatta zararlı bir ideoloji olarak kavramsallaştırılmasına neden olmaktadır. Buna ilaveten popülizmin eski dilde “avamfiriplik” olarak tanımlanan “halk dalkavukluğu” ve “demagogluk” kavramlarının karşılığı olarak kullanılması, söz konusu olumsuz algının artması, ona demokrasiye yönelik tehdit biçiminde yaklaşılması neticesini doğurmaktadır. Günümüzde gözlemlenen olgu popülizmin “sağ-sol,” “şehirli-kırsal bölge sözcüsü” benzeri sınıflamaların ötesinde yükselmesidir. Popülist liderler iktidara gelmekte, popülist partiler ise oy oranlarını çarpıcı biçimde artırmakta ve merkezdeki siyasal yapıları kendi tezlerine yaklaştırmaktadır. popülizm Bolivya’da kırsal bölgelerin şehirlere başkaldırısı biçimini alırken, İtalya’da Kuzey Ligi (Lega Nord) benzeri partiler gelişmiş şehirleri barındıran bölgelerin ayrılıkçı söylemini siyasete taşımakta, ABD’de ise “Tea Party”nin temsil ettiği “sağ” popülizm kadar “Occupy” hareketi benzeri “sol” popülizm de revaç bulabilmektedir. Diğer bir ifade ile popülist söylem neo-Naziler ve İslamofobik sağ gruplardan anti-emperyalist solculara, modern olmayanlardan ayrılmak isteyen üst sınıf şehirlilerden modernlik karşıtı yoksul köylülere, lider peşinde koşan kalabalıklardan hiyerarşisiz yapılanmalara, 19. yüzyıl Rus Narodnikleri gibi “yukarıdan aşağıya” ya da günümüz Amerikan “grassroot” hareketleri gibi “tabandan elite” örgütlenen topluluklara ulaşan bir yelpazede kullanılmakta, iktidar seçeneği ve iktidar olabilmektedir. Cas Mudde ve Rovira Kaltwasser çok sayıda Avrupa ve Güney Amerika ülkesini kapsayan araştırmalarında popülizmin, “demokrasiye tehdit” olabileceği kadar “demokrasiyi düzeltici” rol oynayabileceğini de ortaya koymuşlardır. Sonuç olarak siyaset, bir yandan toplumsal taleplere cevap vermeye çalışırken öte yandan da insan hakları, inanç özgürlüğü, kültürel aidiyet benzeri değerlerin “referandum konusu” hâline sokulmasını engelleyecek bir koruma alanı yaratmak, ötekileştirmeyi engellemek zorundadır. Yaşadığımız gelişmeler, söz konusu dengeyi kurmanın ne denli zor olduğunu ortaya koymaktadır. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken, popülizmin bundan önceki yükselişinde bu dengenin tesis edilememesinin neden olduğu yıkımdan önemli dersler alınması zorunludur. Saygılarımla......(perspektif)
KARAR OKURU 04 Eylül 2017 00:35
Sayın Etyen, masef popülizm son yıllarda batı merkez siyasetinin hortlattığı bir süreç. Ab akılcılıkla popülizm arasında girift bir siyaset nakşediyor. Almanya ve Abd bu işin başını çekiyor. Avrupalı entellektüellerin çoğunun derdi ise kazanımları, kimse kral çıplak diyemiyor. Diyebilenlerin sesi çok cılız.Son yıllarda yükselişinden en fazla şikâyet edilen ideolojilerden birisi de şüphesiz “popülizm”. ABD’de Donald Trump’un başkan seçilmesi, Güney Amerika’da Nicolás Maduro ve Evo Morales benzeri liderlerin uyguladıkları siyasetler, İngiltere’de Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP) Brexit referandumunda belirleyici rol oynaması ve Kıta Avrupası’nda yabancı düşmanı, İslamofobik sağın güç kazanması gibi gelişmeler popülizmin olumsuz, hatta zararlı bir ideoloji olarak kavramsallaştırılmasına neden olmaktadır. Buna ilaveten popülizmin eski dilde “avamfiriplik” olarak tanımlanan “halk dalkavukluğu” ve “demagogluk” kavramlarının karşılığı olarak kullanılması, söz konusu olumsuz algının artması, ona demokrasiye yönelik tehdit biçiminde yaklaşılması neticesini doğurmaktadır. Günümüzde gözlemlenen olgu popülizmin “sağ-sol,” “şehirli-kırsal bölge sözcüsü” benzeri sınıflamaların ötesinde yükselmesidir. Popülist liderler iktidara gelmekte, popülist partiler ise oy oranlarını çarpıcı biçimde artırmakta ve merkezdeki siyasal yapıları kendi tezlerine yaklaştırmaktadır. popülizm Bolivya’da kırsal bölgelerin şehirlere başkaldırısı biçimini alırken, İtalya’da Kuzey Ligi (Lega Nord) benzeri partiler gelişmiş şehirleri barındıran bölgelerin ayrılıkçı söylemini siyasete taşımakta, ABD’de ise “Tea Party”nin temsil ettiği “sağ” popülizm kadar “Occupy” hareketi benzeri “sol” popülizm de revaç bulabilmektedir. Diğer bir ifade ile popülist söylem neo-Naziler ve İslamofobik sağ gruplardan anti-emperyalist solculara, modern olmayanlardan ayrılmak isteyen üst sınıf şehirlilerden modernlik karşıtı yoksul köylülere, lider peşinde koşan kalabalıklardan hiyerarşisiz yapılanmalara, 19. yüzyıl Rus Narodnikleri gibi “yukarıdan aşağıya” ya da günümüz Amerikan “grassroot” hareketleri gibi “tabandan elite” örgütlenen topluluklara ulaşan bir yelpazede kullanılmakta, iktidar seçeneği ve iktidar olabilmektedir. Cas Mudde ve Rovira Kaltwasser çok sayıda Avrupa ve Güney Amerika ülkesini kapsayan araştırmalarında popülizmin, “demokrasiye tehdit” olabileceği kadar “demokrasiyi düzeltici” rol oynayabileceğini de ortaya koymuşlardır. Sonuç olarak siyaset, bir yandan toplumsal taleplere cevap vermeye çalışırken öte yandan da insan hakları, inanç özgürlüğü, kültürel aidiyet benzeri değerlerin “referandum konusu” hâline sokulmasını engelleyecek bir koruma alanı yaratmak, ötekileştirmeyi engellemek zorundadır. Yaşadığımız gelişmeler, söz konusu dengeyi kurmanın ne denli zor olduğunu ortaya koymaktadır. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken, popülizmin bundan önceki yükselişinde bu dengenin tesis edilememesinin neden olduğu yıkımdan önemli dersler alınması zorunludur. Saygılarımla......(perspektif)
KARAR OKUYUCUSU 03 Eylül 2017 23:57
Harflere hakikaten değer biçmişsiniz. Onun için tebrik ediyorum. Popülizm hakkında yazdığınız 8 maddeden özellikle ikincisini (2.) başka yazılarınızda tafsilatlı olarak açıklarsanız 'herkese' faydası vardır. Teşekkürler...
KARAR OKURU 04 Eylül 2017 18:07
1
İkinci maddeyi müsade ederseniz tafsilatlı dolarak ben size açıklayayım.Sayın yazar da normal demokratik sistem içerisinde kendi ideolojik anlayışına uygun bir iktidar denkleminin çıkmayacağını anlamış olmalı ki,bu çoğunlukçuluk kavramını sarılma ihtiyacı hissetmiştir.İdeal olanı söyleme dışında alanda etkileri olmayan insanların,ahkam kesmesine şaşırmıyorum.Bu kesimin başarısızlıklarını örtmeye ve karşı tarafı itibarsızlaştırmaya kendi tatminleri açısında ihtiyaç duyduklarını anlayabiliyorum.Sayın Mahçupyan; daha önceki yazılarınızda seçmenin tercihlerini etkileyen bileşenleri ortaya koyarken,aileden başlayarak toplumun beklentilerinin ve hayata bakışlarındaki değişkenlikten bahisle ancak doğru siyaset üretenlerin bu kesimin desteğini alabileceğini ve bu kitlenin taşıyıcılığını yapabileceğini belirtmiştiniz.Bu değişimin en belirgin olarak gözlemlendiği kesimin de muhafazakarlar olduğunu belirtmiştiniz.Kadının ailedeki rolünden tutunda alışverişte para harcayanın yer değişikliğine varıncaya kadar bir takım gözlemlerinizi paylaşmıştınız.Bu değişkenlerden hareketle toplumun çoğulculuk ve değişkenlik yönüne vurgular yaparak çoğullaşmayı ima eden analizler yapıyordunuz.Sanki bütün bunları söyleyen siz değilmişsiniz gibi çoğunlukçuluk kavramına sarılmanız kendinizi inkar edercesine yok saymanızın izahını bulamıyorum.Anlaşılan öfkeniz istikrarlı ve ilkesel davranmanızın önüne geçiyor.Entellektüel bir paye verdiğimiz sayın mahçupyanın kullanılmış ve eskimiş olan çoğunlukçuluk kavramına sarılarak vasat akıl sahipleriyle kendisini eşitliyor oluşu üzüntü verici olmuştur.
ÖKan 03 Eylül 2017 21:14
Etyen Bey üç vakte kadar haklı olduğunuz ayan beyan ortaya çıkacak eleştirilerde daha keskin cümleler kurarsanız belki daha çok anlaşılır sınız
KARAR OKURU 03 Eylül 2017 20:51
Sayın Mahçupyan,son üç dört yazınız doktriner anlamda ufuk açıcıydı, bu yazılarınızda entellektüel bir hava estirdiniz ancak fıtratınız bunu taşımaya uzun süre müsade etmedi. Anlaşılan, kavga etmeden kendinize anlam bulduramıyorsunuz.Popülizm aslında sizin ihtiyaç duyduğunuz bir varolma biçimi .Popülizm eleştirisi yaparken bile popülist davranmak nasıl bir çelişkidir anlayamıyorum
KARAR OKURU 04 Eylül 2017 00:10
1
sn karar okuru :anlamadınızmı yoksa,ilk 3 yazının amacı bu son yazıya zemin hazırlamaktı. bende ''populist bir yazardan populizm eleştirisi'' anlamında bir yorum yazdım fakat yayınlanmadı
muhittin 03 Eylül 2017 18:47
Elinize saglik, muslumanlarin bunu yazip duvara asmasi lazim: 1)Sosyolojik taşıyıcılık, yani siyasi aktörün kitlesel temsile talip olması ve bunu becerebilmesi, 2)Demokrasinin çoğulculuk olarak anlaşılması, 3)Karizmatik liderin varlığı, 4)Siyasetin dinselleşmesi, yani liderin toplum nezdinde bir inanç rehberi hüviyeti kazanması, 5)Kurumların ‘sıvılaşması’, yani gelenek, kural ve değerlerinin önemsizleşmesi, 6)İhsancılığa dayanan bir ekonomi ve siyaset pratiği, 7)Normsuzluğun yerleşmesiyle birlikte keyfiliğin doğallaşması, 8) Lider referanslı oportünizmin yaygın bir siyasi kültüre dönüşmesi…
Erdinç 03 Eylül 2017 18:21
"Müslümanım"diyen yazarların pek çoğunun örnek alması gereken "okkalı"bir yazı.."dosdoğru olmak"ın ilamı..
KARAR OKURU 03 Eylül 2017 13:48
Etyen bey modernlik nedir izledigi dogrusal cizgi nedir hangi merhalelerden gecmistir yazarsaniz anlatimlariniz zihnimize cok daha guzel oturur
Oduncu 03 Eylül 2017 13:01
Türkiye'de artık İslam ile alakası olmayan bir dinselleşme söz konusu. Din üzerinden geçinen sefa süren dinciler artıyor. Ancak gerçek Müslüman dindarlar azalıyor.
VATANDAS 03 Eylül 2017 12:07
Kaleminize sağlık.Tam da bizi anlatmışsınız.Her ne kadar yine malum 'popülistler'den eleştiri değil hakaretlerle karşılaşacağınızı bile bile."DURMAK YOK,YOLA DEVAM."
Eren 03 Eylül 2017 10:24
Etyen Bey, bir de beton Türkiye'yi yazsanız.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN