Back To Top
Modernliğin çaresizliği

Modernliğin çaresizliği

- A +

Küreselleşme bu kez çok yönlü bir kriz olarak dünya sahnesine çıktı. Oysa modernliğin başlangıcı olan ‘geniş’ 16. Yüzyılın, ya da olgunlaşma ve sıçrama dönemi olan 19. Yüzyılın küreselleşmeleri böyle değildi. Açılım dinamiği güçlü olanın elindeydi ve onlar söz konusu dinamiği kendi nüfuz alanlarının genişlemesi, hegemonyalarının derinleşmesi için kullandılar. O zamanlar da ilişki ve etkileşimin iki yönlü olduğunu söyleyebiliriz, ama çevrenin merkeze etkisi ancak egzotik bir dokunuş ve çeşitlenme biçiminde kaldı.

Oysa bugünün küreselleşmesi modernliğin zaten krizde olduğu bir zamana denk geldi. Yani modernliğin sorun çözemediği, aksine sorun yarattığı bir dönem… Dolayısıyla ideolojik tahakkümünün yıprandığı, ilerleyen teknolojinin karşılıklı etkileme açısından güçlü ile güçsüz arasındaki farkı iyice azalttığı bir ‘geçiş’ aralığı…

***

Küreselleşme bizzat modernliğin ilkesel kıldığı eşitlik, adalet ve özgürlüğün herkes için olması gerektiği fikrini hızla yaygınlaştırdı. Geri tepmenin engellenmesi belki demokrat bir modernlikle, yani birlikte yaşamayı ve sorumluluk almayı ilkesel hale getiren bir yaklaşımla mümkün olabilirdi ama Batı kendi liberalizminden gayet memnun olduğu için nerede aksadığını anlayamadı. Bugün bile anlamış olduğu söylenemez…

Çevredeki mağduriyet ise entelektüel geleneğinin zayıflığı ve cemaatçi yapının belirleyiciliği nedeniyle en kolay tepkiyi verdi. Bugün yelpazenin bir ucunda teknolojiyi kullanarak Batıya zarar vermeyi bir siyaset haline getiren ‘radikaller’ bulunuyor. El Kaide ile başlayıp Işid ile devam eden, El-Nusra ve benzeri oluşumlarla melez görünümler alan, nihayet meşruiyetçi olmaya özen göstermekle birlikte ‘gerektiğinde’ şiddete başvurmaktan çekinmeyecek olan bir dizi anlayış… Batının gözü bunların üzerinde ve bütün askeri/siyasi önceliklerini söz konusu tehdidi ortadan kaldırmak, en azından kısıtlamak üzere harekete geçiriyor.

Bu durum modernliğin penceresinden bakanları bir süre daha oyalayabilir. Tehlikenin ‘dışarıdan’ geldiğini, duvarları yüksek tutarlarsa medeniyetlerini koruyabileceklerini varsayabilirler. Ama mesele çok daha girift... Çünkü ‘çevre’ bugün doğrudan ‘merkezin’ içinde… Kültürel özellikleri üzerinden cemaatleşme eğilimi gösteren, dolayısıyla kamusal alanın bireyci niteliğini bozan göçmenlerle ne yapacağını bilen devlet yok. Terör korku yaratarak hayat tarzının fiziksel açıdan kısıtlanmasına neden olabilir ama onun ‘kimyasını’ değiştiremez. Oysa göçmenler modernliğin kimyasını değiştiriyorlar…

Nitekim Batılı toplumların ayrımcı bürokratik sitemlere sahip olduğu, ırkçı bakışın yaygınlığı bir sır değil. Öte yandan göçmenlerin bulundukları ülkelerde muhatap oldukları kişi ve kurumları ırkçılıkla suçlamak sayesinde kendilerine avantaj elde ettiklerine dair birçok yaşanmış olay da mevcut. Diğer deyişle bazı göçmenler ayrımcılıktan muzdarip olmadıkları gibi, bunu ideolojik bir silaha dönüştürebiliyorlar.

***

Modernliğin asıl başa çıkamayacağı gelişme, alttan alta yayılan bu ve benzeri davranış kalıpları olacak. Bugün ‘entegrasyon’ politikalarının sona ermesinin nedenlerinden biri de, batılı devletlerin kendilerini maruz buldukları ‘davranış bozukluğu’ karşısında çaresiz hissetmeleri. Öte yandan göçmenlere yüklenebilecek ‘suç’ işin ancak ufak bir parçası olabilir… Temel mesele demokrat olmayan ve bunun gereğini anlamakta zorlanan modernliğin, kendi yeteneklerinin sınırında olduğu bir tarihsel dönemde kaçınılmaz bir küreselleşme girdabına yakalanmasıdır.

Keşke Türkiye bu tarihsel fırsattan yararlanıp demokratlığa yönelebilseydi… Ama bunun için zihniyet değişiminden korkmayan bir kültüre gerek var ve henüz o noktadan çok uzağız.    

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Bir yorum 29 Ağustos 2017 20:52
Sayin mahcupyan.onceki yazilariniz gibi Bu yazinizdaki düşüncenizide onemseyerek. Eksik buldugum noktaya ilgi cekilebilir mi. Diye umarak! Bati yani kuresel etkisini evrenin her yanina veya himalaya dahil. Hegomanyasini kurmuşken bu kapital iliski duzleminde daha genis bakmak yani evrensel kimligi ile aslinda kendini biei kavrayamadigini salt sosyalistler degil. Emperyalislerde bunun farkinda mi diye zihnimi yormaya cabaladim. Saygilarla!
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 17:45
Dusunsel derinligi olan guzel bir yazi olmus
Bazı arkadaşlar Siyasal İslam ile Ilımlı İslamın farklı kavramlar olduğunu ifade etmiş:) Şimdi ben buna güleyim mi ağlayayım mı :) Yahu bu neye benziyor biliyor musunuz? Efendim Tavuk ile Civciv farklı türlerdir külliyen benzerlikleri ve yakınlıkları yoktur :)) Sevgili dostlar Ilımlı İslam denen kavram zaten Siyasal İslamın ta kendisidir evladıdır :)) Siyasi hareket olduğu için zaten yer yer Ilımlı İslam diye litaretürde geçiyor..Siyasi hareket olmayan hareketler zaten Şiddet ile anılan radika kökten dinci örgütlerdir :)ABD Sovyetler Birliği döneminden beridir Türkiyede ve diğer Orta Doğu Ülkelerinde Siyasal İslamı sınırsız bir şekilde desteklemiş bunlara milyarlarca dolar fon akıtmıştır.Bugün bile kesintisiz bir şekilde Türkiyede Siyasal İslamın en büyük hamisidir ABD.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 19:09
3
Cahillik örgütlü olmak zorunda değil. Bu yorumdaki gibi ferdi de olabiliyor... Amerikanın Türkiyede siyasal İslamın babası Erbakan'a milyarca dolar yardım ettiğini iddia etmek, örgütlü olsa da olmasa da farketemez, büyük cahilliktir.
KARAR OKURU 30 Ağustos 2017 00:43
3
Türkiye'de Siyasal İslam'ın dört partisi hukuksuzca kapatılırken, ılımlı İslam'ın Türkiye sorumlusu, Fetö elebaşı, kanlı darbeye teşebbüsüne rağmen ABD tarafından koruma altına alınmıştır... Siyasal İslam'la onu yok etmek için tezgahlanan Ilımlı İslam'ı aynı şeymiş gibi göstermek, kripto bir durum değilse, büyük cahilliktir.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 14:53
Etyen Bey, yine mi demokrasi kutsaması? Bu işi temcit pilavına çevirdin. Demokrasiye de eziyet ediyorsun...
Bekri Mustafa 30 Ağustos 2017 00:05
4
Ne olmasını bekliyordun ey kaari! Etyen bey demokrasiyi değil de dinci faşizmi mi kutsasaydı?Etyen beyin demokrasi konusunda bu kadar yazmasının sebebi biz halkta demokrasi skalasının düşük olması.Kutsama dediğine göre bir 7.sınıf sosyal bilgiler kitabına bak bakalım hangi skaladasın;demokrasinin neresindeyiz? Belki beraber aydınlanırız.
KARAR OKURU 30 Ağustos 2017 10:52
4
Mısır'da demokrasiyi korumak bahanesi ile ırzına geçenlere peçete tutan müptezel Batı ve onun meftunları mı demokrat... Türkiye'de kanlı darbe yapan Fetöye yataklık yapmak mı demokratlık?.. Demokratlık buysa dinci faşizm çok daha pirim yapar...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 13:09
Modernizm ile postmodernizmi birbiri ile karıştırmış, büyük ihtimal ikisi arasındaki farkları tam olarak özümleyememiş bir kalemden çıkan bir yazı. Muhtemelen okuyanda bir şey anlamayacak fakat yazarı daha önceden entel olarak bellediği için akıllı olduğu anlaşılsın diye yazıyı çok beğenecek veya konu ile alakasız yorumlar yapacak. yazının tam açık olmasada bir anlam çıkarılabilecek tek tarafı son paragrafı . ben size bir iyilik yapıp son paragrafta yazarın demek istediğini ve niyetini biraz daha açık şekilde anlatmaya çalışayım’’ FETÖ nün erdoğanı devirebilmesi ve erdoğanın cemaati yok edememesi için erdoğanı OHAL i kaldırıp demokratikleşmeye çok davet ettik fakat maalesef o bizden akıllı çıktı ve bu ortamı demokratikleşmek için tehlikeli buldu ve bizde gizli amacımıza ulaşamadık. Erdoğan başkalarının göremediğini görüp ,yapamadığını yapıp, gözü kara bir şekilde uygulamaya koyarak kahramalık yapmayı çok sever , bizde kendisine dünyada demokrasinin azaldığına, yok olmaya yüz tuttuğuna dair ikna edebilirsek belki Tayyip gaza gelip , batıya bak sizde yok ama bis geliştiriyoruz diyebilmek amacı ile daha fazla demokratikleşmek isterde bizde demokrasinin boşluklarını kullanıp kendisini devirebiliriz’’ sayın kemalist chp liler bu kıyağımı unutmasın lütfen.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 15:22
10
Yani şöyle de diyebiliriz. Sisi, demokrasiyi korumak maksadıyla Mısır'da kanlı darbe yaptığını söyledi, Batı bunu alkışladı. Erdoğan, demokrasiyi Fetö darbesinden korumak için OHAL ilan etti, Batıya göre diktatör oldu.. Biz de bunu yedik!.. Gerçi yiyenler de yok değil. Onlara afiyet olsun...
külyutmaz 29 Ağustos 2017 12:55
Batı'nın çaresizliği mi ? ne olmuş Batıya, vatandaşları botlarla Doğu'ya mı göç ediyor ? iç savaş mı var ? 21.yüzyıla başarısıyla damgasını vuran siyaset biçimi demokrasi ve liberalizm ve geri dönüşsüz biçimde bu trend devam edecek gibi görünüyor.Esas parçalanan yapılar ,kendi vatandaşını soyan yerel kabadayıların ülkeleri iken, "Batı'nın krizi" diye bir durum icat etmeyi neye dayandırıyoruz acaba.Hatırlatmakta yarar var 1960'larda Amerika dünyayı resmen besliyorken bile Avrupa solunun ve İslam dünyasının fikirbazlarının en hoşlarına giden ve her fırsatta söyledikleri şey " Amerikan imparatorluğu sona yaklaştı" laflarıydı.Galiba alışkanlıklar değişmiyor.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 15:42
10
Etyen, Batının çaresizliği demiyor, modernliğin çaresizliği diyor... Bu ne Batı muhipliğidir.
külyutmaz 29 Ağustos 2017 17:15
0
@15:42 Modernlik nedir ki ? Alman siyasetçiler eylemlerini modern olsun diye mi icra ediyor? Modernite bit tanımdır, insanın olayları anlama çabasıyla bazen zoraki korelasyonlar kurma çabalarından biridir.Bir ideoloji ya da bir referans değildir.Mahçupyan'ın modernliğe veya liberalizme atfettiği eylemler tam tersi cemaatçi , korunmacı veya pratik 'oy'cu tepkilerdir.Sayın Mahçupyan neredeyse batı yerine modernlik demiş.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 10:38
Tek başına Demokratlık, Batılı toplumları insan yapmaya yetmemiş... Siz ise bu yetersizliği göremediğiniz için, kusuru kimi zaman muhafazakarlıkta, kimi zaman modernlikte arıyorsunuz... Demokrasi, insanı insan yapmak için sadece bir zemin oluşturabilir. Ondan sanra birey ve toplum için sağlam akaidi olan müesseler lazım. Bu manada hiç bir vasfı olmayan demokrasinin insana erdem katacağına inanıyorsunuz. Sizinkisi demokratik bir "iman".
Cemalettin Gulec 29 Ağustos 2017 10:15
Peki biz 20 yuzyilin basinami donuyoruz.uluslasmanin keskinlestigi ulusal sinirlarin daha kati korundugu ve sonrasinda 2 tane dunya savasiyla biten bir yikim sureci
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 09:50
Sn.Yazar, ulkemiz dışındaki etkili ve değişken faktörler ve ulkemizin, toplumsal değişim dönemimizin dışımızdaki bu gelişmelerden de etkilenerek devam ettiği gerçeğini açıklamaya çalışan güzel yazınız için teşekkür ederim. Ancak, modernite, liberalizm, küreselleşme ... kavramları ve "batı" fazla mı idealize ediliyor diye acaba diye düşünüyorum. Çünkü, batının emperyalist geçmişi ve bugün dahi bazılarınca "matruşkaya" benzetilen, mesela "en dıştaki Merkel'in içindeki Hitlerin matruşkalar açıldıkça ortaya çıktığı" teşbihinin haklılığına siz de yazınızda değinmiş olmakla birlikte, sanki bunu ihmal ederek değerlendirme yapmıssınız izlenmi edindim. "...Bugün ‘entegrasyon’ politikalarının sona ermesinin nedenlerinden biri de, batılı devletlerin kendilerini maruz buldukları ‘davranış bozukluğu’ karşısında çaresiz hissetmeleri..." ifadesinde hata yoksa, batı pasif ve dışarıdan aktif bir saldırı altında anlamı çıkıyor. Oysa batı ve ABD nin (ve diğer küresel güçlerin) bu şekilde değerlendirilemeyeceğini en iyi bilenlerden birisiniz. Hatta senaryolarını tesadüfe bırakmayacak kadar tedbirli olmalarını Afganistanı dizayn ederken El Kaideyi, ortadoğuyu dizayn ederken Daeş/İşid'i üretmelerinden, kimyasal silah yalanıyla Irak'a yapılanlardan, terörü ve teröristleri açıkça desteklemelerinden iyi biliyoruz... Kendi inançları, güvenlikleri ve menfaatleri söz konusu olduğunda demokrasi, adalet, eşitlik,hukuk, insan hakları, ohal... vs hemen ayaklar altına alabilmeleri de bu kavramlardan/değerlerden ne kadar kolay vazgeçebildiklerini, ilkesel duruşlarının olmadığı, başka dengeler gözetildiğini gösteriyor. Yine de kötü emsal olmaz misali ülkemiz için bu kavramları hayata geçirebilmek amacımız hep kızılelmamız olarak kalmalı. Zamanı ve fırsatı iyi kullanamamamız konusundaki hayıflanmanıza katılıyorum. Kolay değil ama tüm toplum kesimleri bu zihniyet değişimi mücadelesini kendi içinde başlatırsa, hep birlikte bu değişimi daha kolay ve çabuk başarabiliriz diye düşünüyorum.
nuray 29 Ağustos 2017 09:28
batı halkları kendi konforlarının bedelinin başkaları tarafından ödenmesi fikrinden kurtulmalı. mülteci istemiyorlarsa ,mültecilerin geldikleri ülkeleri karıştırmaktan,kaos çıkarmaktan vazgeçmeliler.hem insanların ülkesini kasıp kavur ,göç edince de ağla.
A.A. 29 Ağustos 2017 17:36
2
Suriye'de Esad karşıtı eylemleri ilk başlatanlar Batılılar mıydı? Eğer bu olaylar Batılılar tarafından başlatıldı ise, o halde Türkiye'de iktidar partisi neden Esad karşıtlarına silah ve muhtelif diğer destekleri sağladı? İç savaş başladıktan sonra hem Batı ülkeleri hem de Rusya, Suriye'ye müdahil oldu. Rusya'ya da Batılı ülkelere söylediğiniz şeyi söylüyor musunuz? (Tabii internette Putin aleyhine konuşacak cesaretiniz var ise-hodri meydan).
Sezon Sonu 29 Ağustos 2017 08:10
Etyen Bey ABD ve İsrail Yeşil Kuşak (Siyasal İslam) Projesini Türkiyeye ve Orta Doğuya neden ihraç etti..Bizi çok sevdikleri için mi :))) Bugün Orta Doğu ve ülkemizde yaşanan Kaosun Terörün İstikrarsızlığın Yolsuzluğun Çürümenin İç Savaşın Kaynağı olan Siyasal İslam nasıl palazlandı..ABD ısrarla neden Siyasal İslamcıları Milyarlarca Dolarlık destek sundu ve hala sunuyor...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 12:39
10
Kavramaları karıştırmayın. "Yeşil Kuşak" Ilımlı İslam projesinin adıdır ve Siyasal İslam'a karşı üretilmiştir. Eskiden "yarım hoca din yıkar" derlerdi. Şimdi de yarım anlayanlar dini yıkacak...
Ebu El Musa 29 Ağustos 2017 08:07
Başımıza Siyasal İslam denen musibeti ABD ve İsrail sardı..Şimdi bu kanserli yapıdan nasıl kurtuluruz buna kafa yormak lazım...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 10:46
13
Türkiyede 40 senedir Siyasal İslamın baş düşmanı Fetö, İsrail ve ABD'nin orgazisyonu çıktı... Ilımlı İslam İslamı ile Siyasal İslamı karıştırmışsınız...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 12:26
7
bu teşhisle biraz zor ''kafa '' yorarsınız.
Hayırlı Bayramlar 29 Ağustos 2017 08:04
1950 den berdiri ABD İsrail ve Neo-Conlar neden Siyasal İslamı destekliyor Etyen Bey? Neden Demokratik Liberal Laik Rejimleri değilde ısrarla Siyasal İslamı desteklediler...İşid El Nusra EL Kaide bugünden ortaya çıkmış yapılar değildir.60 Yıldır ABD tarafından desteklenen Siyasal İslamın Soncudur..1960 Afganistanına bak bir de şimdi ki Afganistana bak..1960 lı yılların Türkiyesinin Sosyolojik ve Siyasal yapısına bak bir şimdi ki yapısına bak...ABD ve İsrailin labratuvarında yaratılan Siyasal İslam tüm bölgeye kan göz yaşı iç savaş ve yozlaşma getirdi..
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 13:02
9
Önce Siyasal İslam nedir, Türkiye'de Siyasal İslam'ı kim temsil etmiştir, onu doğru dürüst anlamak lazım. SİYASAL İSLAM: İslam'a saygılı bir devlet için, mevcut yasalar çerçevesinde, teröre bulaşmadan, siyasi faaliyette bulunmaktır... Bunun dışındaki hiç bir oluşum Siyasal İslam olarak tarif edilemez... Türkiye'de Siyasal İslam'ı Milli Görüş hareketi temsil eder. Ve bu hareket bahsettiğin ABD İsrail ve Neo-Conlar tarafından linç edilmiştir. Ak Partinin ise Siyasal İslamla uzaktan, yakından alakası yoktur. Ak Patinin Küresel Sistem tarafından kabul edilmesinin yegane sebebi, Siyasal İslama mesafeli oluşudur... Siyasal İslam emperyalizm için bir beladır. Ama emperyalizm; kendisi için bela olan Siyasal İslam'ın, Müslümanlar tarafından zararlı bir şeymiş gibi algılanmasını başarmıştır... Hele İşid, El Nusra, EL Kaide gibi örgütleri Siyasal İslam ile birlikte anmak bu işi hiç bilmemektir...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 07:17
havanda su dovmeye tam gaz devam. sn Yazar burasi okul veya sohbet toplantisi degil. Gazete Yazar inin gorevi halka yol gostermek, dogruyu yanlisi gostermek, iktidara karsi halki savunmak, gucluyu ve iktidari elestirmek ve halka Medya sorumlulugunu yerine getirmektir. Allah askina siz neyin yazisini yaziyorsunuz?
....... 29 Ağustos 2017 14:52
4
Bir gazete yazısından ne çok şey bekliyorsunuz... şaşırdım kaldım..
evin 29 Ağustos 2017 06:50
entegrasyon politikalarının sona erdiğini nereden çıkarıyorsunuz? almanya daha geçen yıl 1 milyon göçmen aldı, abdnin güney eyaletlerinde ana dil ispanyolca gibi ve hispaniklerin nüfusu hızla artıyor...entegrasyon sona falan ermiyor, ezbere konuşmasak keşke...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 12:28
8
sakın göçmenlerin akbillerini ödemek istemiyorum kampanyasını almanya ya taşımayın bari oradakiler rahat binsin otobüslere...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 12:29
4
biz 3 milyon göçmen alınca kızıyorsunuz almanya 1 milyon alınca gözünüze hoş geliyor bu bir çelişki değilmidir saygılar.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 12:51
1
Evin sana katılyorum. Kaldıki bırak 1 milyonu 5 milyon alsalar da durum çözülmez. Şu anki hal itibari ile multecilere serbestiyet verilmiş olsa dünya nufusunun belkie yarı ya yakını gelişmiş batı ülkelerine hucum eder(mesela yönetici sınıf haricinde demokratık Kongo cumhuriyetinde batıya göç etme şansı bulduğu anda sevinçten takla atmayacak tek bir kişi yoktur beklide) ve bu durumun demokrasi ile falan çözülmesi mümkün değil. batının , Afrika ve doğu devletlerini fakirlikten kurtulacak şekilde ekonomilk olarak doğru yönlendirmemeleri eleştirilebilir fakat ben böyle bir iddiayada katılmıyorum zira burada esas olarak modern batıdan çok SSCB veya komunizm veya daha da doğrusu RUSYA dır. Bu fakir ülkelerin büyük bir çoğunluğu daha çok rusyaya meyletmiş, vahşi kapitalizm yerine sosyalizm-kapitalizm karışımı karma ekonomilere yer veren veya henüz gelişmeden sosyal demokrat politikalar gütmüş ülkelerdir. Dikkat edilirse doğru kapitalizm ilkelerini uygulayan ülkelerin hemen hemen hepsi bir şekilde zenginleşmiştir bir örnek:kapitalizmde her şeyin özelleşmesi gerekir. Kamu sadece halka alt yapı ve eğitim-sağlık hizmeti verir. Halbuki halendaha eski rus/sosyalizm etkisindeki kemalist CHP zihniyeti ‘’özelleştirmeye devletin malının satılması veya peşkeş çekilmesi ‘’ gözü ile bakar. Akp öncesinde de durum aynen böyle idi, sağ hükümetler iktidar olsada chp güdümündeki ordu da özelleştirmeye devletin zayıflaması gözü ile bakmaktaydı ve bu nedenledirki bizlerde 14 yıl öncesi itibarı ile nufusumuzun en azından yarısının avrupaya göçmen olarak gitmek için çırpındığı bir ülke idik. Anlayana tabiî ki. Nedense küresel konularda tüm suç batıya atılır ve kimse 20 yy da en çirkin politikaları ıygulamış olan sosyalist RUSYA ya dokunmaz. Anlayana tabiiki
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 06:31
Sayın Etyen tespitlerinizin hepimiz farkındayız sanırım. Bunu malesef batı ,kapitaizmin aç gözlülüğü sayrsinde başardı. Paylaşımcı olsaydı hem kendi kazsnırdı hemde kültürel çatışma alanları azalır dünya daha adil bir dünya oluverirdi. Bu bağlamda dönüşebileceğine inanmak zor çünkü , mülteci sorunu bir seçim kültürüne dönüştü. Batı daha milliyetçi bir yola girdi. Ciddi güç birikimi olan batı bu rüzgarın devamı halinde kenfi içinde de açmaza girecektir. 2. Dünya savaşından kalma kuyruk acıları tekrar kaşınabilir. Bu konjonktürde ideali , bölgesel olarak cok ciddi sıkıntılar ortasından beklemek, çok ta akılcı bir söylem olmasa gerek. Batı vahşi merkantalizmin bedelini bir şekilde ödeyecektir. Sanırım bunun için sahne hazırlıklarıda tamamlandı. Az bir vakit sonra oyun başlayabilir. Saygılarımla...
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 14:24
3
!yani batılılar üretsin, bize versinler biz de yiyelim" diyorsun.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 03:28
Esas temel mesele şirketlerin bireylerin çok ötesinde güce erişmelerinde. Bugünün şirketleri elde ettikleri ekonomik güç sayesinde işçileri ve toplumu hukuka rağmen göstere göstere eziyorlar. Kapitalist ekonomilerin elleri lobilerle susturulmuş parlementerler yüzünden bağlı. Bilgisayar ve otomasyon uygulamaları ile git gide azalan işgücü ile dünya ekonomisi hızla mega kriz noktasına doğru gidiyor. Bunun modernlikle de alakası yok. yayınlamasanız da olur.
KARAR OKURU 29 Ağustos 2017 10:56
1
Şirketler robot değildir. Onların sahipleri de bireylerdir. İnsanın insana zulmü söz konusudur. Kendini Tanrı yerine koyan bireyi; olgunlaştıracak, nefsini terbiye edecek müesseseler lazım... Ancak ne gariptir ki, zulüm eden de, zulüm gören de işin bu tarafına karşı...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN