Back To Top
‘Ergenekon’ meselesi

‘Ergenekon’ meselesi

 - Son Güncelleme: 06.12.2018 Perşembe 01:59
- A +

Cumhuriyet Savcısı, “Ergenekon silahlı terör örgütünün varlığının kesin ve inandırıcı deliller ile kanıtlanamadığı, bu nedenle de varlığı kanıtlanamayan örgütün liderliği, üyeliği ve örgüt adına suç işlenmesinin de söz konusu edilemeyeceği anlaşılmıştır” diyor.

Keşke “doğrudur” deyip geçebilseydik; “ama”sız, “fakat”sız…

***

“Ergenekon” soruşturması, 2007 yılının haziran ayında başlamıştı. O dönemde TSK’da cuntaların yahut potansiyel cuntaların cirit attığına hâlâ inanıyorum (Bu tehdidin tümüyle ortadan kalktığına inanmadığımı da belirtmeliyim). Bırakın cuntayı, Genelkurmay Başkanlığı kurumsal olarak bile darbe işareti vermişti. 27 Nisan 2007 tarihli “e-muhtıra”nın ilgili bölümünü hatırlayalım: “Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır.”

Dikkat buyurun: “Tavrını” demekle yetinmeyip “davranışlarını” da ortaya koyacağını belirterek açıkça müdahale tehdidinde bulunmuştu Genelkurmay Başkanlığı; düpedüz askerî darbe kozunu kullanmıştı. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri darbecilerin yanına kâr kaldığı için, o dönemde askerî darbe tehditlerini daha açık ifadelerle savurmak da tabii karşılanıyordu, ama bu işe daha ziyade “sivil kuvvetler” bakıyordu.

Darbe heveslisi subayların ve bunların sivil işbirlikçilerinin “Ergenekon” adlı bir çatı örgüt altında faaliyet göstermiş olup olmamaları bir yana; evet, sivil ayağı da olan bir askerî darbe ihtimali o dönemde kesinlikle mevcuttu ve bunun kapı gibi zanlıları vardı. Ergenekon diye bir örgüt yoksa yoktur; ama bu davanın sanıkları arasında bulunanların birçoğunun cuntacılığı 28 Şubat’tan beri aşikârdır ve bunlar –haklarındaki davanın FETÖ kadroları tarafından yanlış açılması, yanlış yürütülmesi ve fena halde suiistimal edilmesi yüzünden- hukuken aklanmış olsalar bile vicdanlarımızda mahkûm olmaya devam edeceklerdir. 

2014’ün mart ayındaki “Ergenekon” davasındaki tahliyeler üzerine yazdığım şu satırların bugün de arkasındayım: “Polis ve yargıda yıllardır hüküm süren Pensilvanya militanlarının zerre kadar adalet duygusuna sahip olmadığını artık hepimiz öğrenmiş bulunuyoruz. ‘Selam Terör Örgütü’ tezgâhını kurarak kendilerine karşı potansiyel de olsa tehdit gibi gördükleri binlerce masun insanı -kendilerine iltifat edenleri bile- türlü çeşit iftiralarla hapse tıkmaya çalışırken suçüstü yakalanan bu zalimlerin ‘Ergenekon’ ve ‘Balyoz’ davalarında kurunun yanında yaşı da yaktıklarına, hem de taammüden yaktıklarına hiç şüphe yok. Kurunun yanında yaş yakılırken doğru dürüst sesimizi çıkarmadık maalesef; şimdi yaşın yanında kuru da tahliye oluyorsa onu da sineye çekeceğiz. Bununla beraber, ‘Ergenekon’daki tahliyeler üzerine ‘Demek ki sivil iradeye kasteden kimse yokmuş, demek ki bu dava bütünüyle palavraymış’ diyenlere asla katılamayız. Askerî darbeleri ve darbe teşebbüslerini, bunların ‘silahsız kuvvetler’ ayaklarını, ıslak imzalı komplo belgelerini, kan akıtmaya ant içilen silahlı yemin törenlerini vs, vs, vs, unutmamız mümkün değil. (“Ergenekon” Tahliyeleri ve Mirzabeyoğlu, Star, 12 Mart 2014)

***

At izinin it izine karıştığı “Ergenekon” davasından ders alınmazsa, FETÖ davaları da günün sonunda ‘yaşın yanında kurunun da aklanması’ sonucunu doğurabilir.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Ocak 2017’de TBMM 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda sunduğu mütalaadan: “Bizzat içinde yaşadığım süreçlerle gerçekliğine ve asıl niyetlerinin seçilmiş meşru hükümetleri devirmek olduğuna inandığım darbecilerin yargılandığı Ergenekon ve Balyoz davalarının sulandırılarak nasıl rotadan çıkarıldığı, masum birçok insanın bu yolla hayatının nasıl karartıldığı ve nihayetinde yargı süreçlerinin güven erozyonuna uğraması dolayısıyla asıl sorumluların hesap vermekten kurtuldukları unutulmamalıdır. Bu hastalıklı yapının (FETÖ’nün – ha.) yargı süreçlerini tahrif etmesi nedeniyle milletimiz 28 Şubat, Ergenekon ve Balyoz davalarındaki darbeciler ile maalesef yüzleşememiştir. 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren hainlerin mutlak surette hak ettikleri cezayı almalarının garantisi, bu sürecin mağduriyetlerle sulandırılmaması olacaktır.”

 

18-12/06/hakan-albayrak.jpg

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Umutlar kayboluyor 06 Aralık 2018 19:02
Toplum olarak çoğunluğun bozuk olduğunu biliyoruz.Ama güçlü yetkileri olan yargıçların her döneme uyarak tarafgir-siyasi-menfaatçi kararlar vermesi toplumu şok etti.Tahmin etmiyorduk böyle olduklarını...Allah korusun eline düşen masumlar ne yapacak.Ne safmışız ki hakim- savcıları aşırı dürüst diye bilirdim...Siyasileri biliyoruz.Torpil ,tarafgirlik,menfaat vs.vs...Ama ihtimal vermediğimiz güç adliyenin bu durumu insanı korkutuyor.
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:52
(7)ama, batıda da artık sorunun demokrasi ıtlak olunan rejim sorunu değil, daha yapısal bir sorun olduğu ortada ki; 'yeni dünya düzeni'nden bahsediliyor.. ve mirzabeyoğlu tüm açıksözlülüğü ile ekliyor; 'yeni dünya düzeni diyorlar, bir değişim zaruretinin alameti. biz de diyoruz ki, fikri altyapısı tamam bir BÜYÜK DOĞU teklifimiz var elimizde; burdan başlasın!'.. ben haddim olmayarak ilave edeyim ki, hasta ruhlar bir tarafa, kafasında acabalar barındıran samimiler için söylüyorum; büyük doğunun senden fedakarlık istediği şeyler zaten kurtulman gereken şe
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:44
(6)haliç konferansında bir cümlesi vardı. aklımda kaldığı kadarıyla: 'arkadaş, sen o söylediğin demokrasi iklimini, ballandırarak anlatıyor ve bir tür nova atlantis hikayesi anlatıyorsun da, içeriğini de eleştirmeyelim tamam ama, sen bunu nasıl gerçekleştireceksin?. BURDA 'BEN' VARIM!. istediğin şeyi gerçekleştirmene ben müsade etmeyeceğim ki!'(..) buna 'vay'! demenin alemi yok; benim istediğimi gerçekleştirmeme de sen manisin!. ayrıca, o da, şu da, bu da mani; zira her kesimin kendi İSTEDİĞİ sözkonusu..
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:38
(5)yani, ne olmasını istediği değil ne olmamasını istediğinin söylenme metodu.. onun içindir ki, millet-halk iradesi tarafından her 'yakalandığı' yerde demokrasinin tarifinde ya ekleme veya çıkarma ile tadilat yapılır; 'demokrasi sandık değildir'!. 80 sene sandıktı da şimdi ne değişti?. mirzabeyoğlu çok acayip bir adam arkadaş!. büyük fikri meseleleri avucunun içine aldığı misketleri yuvarlar gibi yuvarlamasını kastetmiyorum. sözüne sadık, riyakarlıktan uzak, kimseye sahte cennet vaadetmeyen, muarızına prensiplerini baştan koyan, takiyyesiz!.
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:28
(4) ve mesele daima iktidar meselesi ise.. mücerred olarak, aslında her DARBEYE KARŞIYIM diyen adamın bu cümlesinin altında, BU DARBEYİ NEDEN BEN YAPAMIYORUM DA SEN YAPIYORSUN? itirazı yatmaktadır.. demokrasi belalı kelime; kenan evren bile 'demokrasiyi yeniden tesis için' diye başlamıştı cümlelerine.. millet-halktan ziyade, güçler dengesi içinde iyi kötü bir yer tutabilmiş her hizip için durum o dur ki; 'benim sana-size yer gösterici olmadığım her rejimde demokrasi ya eksik veya yoktur'! demenin nezaket ve nezahet kisvesidir!.
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:20
(3)bu durumda, tabi olarak hakkın, hakikatin kendinde olduğunu düşünen bir güç merkezi olarak ordunun veya içindeki bir zümrenin, yer gösteren olarak, yoldan çıkmış olana darbe ile müdahalesinde ne tür bir tutarsızlık olabilir ki?. olsa olsa, demokrasi lafzını çokça zikrettiği için, yaptığı ile söylediği arasındaki tutarsızlık yüzüne vurulabilir.. neticede, bir savaş aygıtı bütünü olarak orduyu elinde tutan zihniyet, dediği gibi bir taraftır; orantısız bir taraftır ama taraftır.. mücerret olarak iktidarı meşru kılan galibiyettir..
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:11
(2)görüldüğü üzre, mesele aslında iktidar meselesi; iktidar olan ve olmayan, yer gösteren ve gösterilen.. iktidarın ve mülkiyetin en temel kaynağı ne idi?. savaş ve işgal!. rejimin sınırlarını kim belirler?. -diyelim ki- devlet. demek rejim içinde olmak iktidar olmak demek değil. öyle ise iktidar olmak devlet olmaktır. devlet nasıl olunur? onu gerçekleştirecek savaş, işgal ve sürdürecek güç tasarrufunu elinde tutarak.. şimdi.. bir rejim olarak demokrasi gerçek bir iktidar imkanı sunmuyorsa, neticesi 'demokrasi paradoksuna' varıp tıkanıyorsa...
ramazan gün... 06 Aralık 2018 18:05
(1)şimdi bişey var. yanlış anlaşılmaya müsait ama,doğrusunu anlamayı yüksek idraklere bırakarak, fevri ve savruk devam edelim.. demokrasi üzerine bir sürü şık tarif olsa da, en demokrat zihniyet sahibinin dahi bir ropörtjda dediği üzre, mesele iktidar ise, demokrasi seçim ve sandık demektir; bundan başka belirleyici kriter yok.. bu benim tarifime yakın geçiyor aslında: 'demokrasi, rejim oluşu itibarıyle, bir iktidara gelme ve onu kullanma yöntemidir'!. neticede elinde dünyayı kurtaracak formül olsa, kullanacak iktidara sahip değilsen beyhude!..
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 17:39
Yargı geçmişde olmuşlara, geleceğe yönelik ihtimallere kulağını ve gözünü kapamalı, kendini taraf hissetmemeli, aleyhte ve lehte yasal delillere ve yerel ve evrensel yasalara göre vicdani bir şekilde karar vermeli. Aksine ; varsayımlar, baskılar ve idari maslahatlara göre verilen kararlar mağdur üretir, düşman üretir.. Aslına bakacak olursanız gruplaşmaların ve devlet aygıtını ele geçirmeye çalışmaların kökeninde de bu mağdur ve düşman üretme adaletsizliği vardır..
İlbeyhan 06 Aralık 2018 12:26
Müslümanın ferasetinden diye başlayan bi laf var...Şahsın başta olmak üzere ABD ,FETÖ ,PKK , Silüeti bozan İstanbula ihanet ettiren müteahhitler , AB , ESAD , KADDAFİ , Kardeş GÜL , Davudunoğlu vs vs Aldatmayan varmı sizleri ...Kırmızı başlıklı kızmısınız siz, yoksa meczupmu...Ya o laf yalan ,yada siz MÜSLÜMAN değilsiniz...O saldırı USA cıların ,USAcı olmayanlara saldırısıydı...USA işbirlikçilerinin ...
KISA YOL 06 Aralık 2018 12:24
Ctrl + A'nın, Ctrl + F'nin, Ctrl + P'nin, her zaman aynı işlevin kısa yolları olmaları gibi, sosyal siyasal sonuçları olan olayları "anlamak" için de, kullanabileceğimiz kısa yollar vardır. En bilineni : “KİME YARADI ?”, kısa yoludur. Cevabı aranacak soru şudur : Ergenekon ve 15 Temmuz ‘dan kim karlı çıktı ?
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 13:43
1
Kime yaradıysa arkasında o vardır.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 13:59
1
Başarılı olsa kime yarayacaktı?
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 20:24
0
Aynı kişiye, 13:59. Çünkü Ergenekon planı da, 15 Temmuz projesi de başarılı oldu.
musto 06 Aralık 2018 11:53
1960 darbesi dahil bütün darbelerin arkasında siyasilerin büyük hataları iş bilmezlik halkı kamplaştırmak ülkeyi bölünme noktalarına getirdi vatan cepheleri kurulması sağ sol ile nerdeyse mahalle ve kahve haneler ayrıldı halk canından bezmişti dört gözle darbe bekler olmuştu hakan bey katılmıyorum ortam müsait olsa ihtiyaç olsa ordu istediği zaman darbe yapar fetö bunu yanlış okudu tıpkı talat aydemir gibi ...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 16:13
1
Buna inanmak kabil değil. 27 Mayıs bu ülkede yapılmış en kötü şeydir. 12 Eylül ise 27 Mayıs’ı teyit etmiştir. Amerikan gücüne göre vaziyet alınması için, içeride nasıl bir hava esmesi gerekiyorsa o devlet eliyle estirildi. Siyasiler bu işte ana aktör değil, figüran olabilirler.
musto 06 Aralık 2018 17:26
0
İktidar olanlar vatandaşların tamamını kucaklamadığı ya bizden olursun ya bertaraf olursun sağcılar adam öldürdü diyemezsin radyolardan filanca kişi vatan cephesine katıldı vs vs ülkeyi kamplara böler fırsatcının istediğini vermiş olur sonrada döğünür durursun...
T.durak 06 Aralık 2018 11:50
Ancak bugün değilse bile yakın geçmişimizde kişiler namaz kıldıkları için kanunsuz bir şekilde cezalandırılmış, icabında memuriyetten bile atılmıştır. Bunun en çarpıcı örnekleri, askeri okul ve askeri sivil devlet kurumlarda yaşanmıştır. Kişiler namaz kıldıkları için fişlenmiş, eşleri başörtülü diye de meslekten men edilmişlerdir.Bu gün değişen bir şey varmı yok,referans yoksa işe giremiyorsun,asker ocağında siyasi propaganda varsa,ergenekon ve fetöcülerden ne farkı var.
karar okuru 06 Aralık 2018 11:46
Şimdi hakanın bu dediğini kabul edersek eğer 17 - 25 Aralık olaylarını nereye koyacağız o zaman. İnsanları aptal yerine koymak böyle oluyor işte. Şike olayını nereye koyacağız hakan. O zaman oda doğrumuydu diyeceğiz. Mit Müsteşarını ifade üzerinden kurulan kumpasadamı doğru diyelim o zaman. İşte dediğimiz gibi hukuka güven olmazsa,hukuk üzerinden kumpaslar kurulursa hakan gibilerde böyle yazılar yazar. Kuddusi Okkır a , Ali Tatar a , Kaşif Kozinoğlu na ve ailelerine çok ayıp ediyorsun hakan. Sonra seni Allah ta Millette affetmez haberin olsun.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 15:17
0
Bırakın bu toptancılığı … O yoksa bu da yoktur.. O varsa bu da vardır... Biri var olup diğeri yok olamaz mı? Çok mu zor ayırt etmek. Darbe yapmak isteyenler, hatta bunu televizyon kanallarında kuyruğu dik bir şekilde söyleyenler vardı..Diğer taraftan ilgisi olmayıp kurunun yanında yakılan yaşlar da vardı... Yaş olanlar kuruları yaş yapmayacağı gibi, kuru olanlar da yaşları kuru yapamaz....Farklı insanları bir biri üzerinde mahsuplaştırmayın.. bu çok ilkel bir yaklaşım... Ya bendensin ya kara toprağın... Varsa suç bireyseldir...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 16:15
0
“Bir ulan ne kadar büyükse, inananı o kadar çok oluyor”
karar okuru 06 Aralık 2018 11:31
ergenekon yoktura çok üzülmüş gibisiniz.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 13:50
1
keşke memurun yok demesiyle yok olsa.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:31
Veda Hutbesi: "Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba oğlunun suçu üzerine oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz. "
HACI MURAT 06 Aralık 2018 11:26
"O dönemde TSK’da cuntaların yahut potansiyel cuntaların cirit attığına hâlâ inanıyorum... Bırakın cuntayı, Genelkurmay Başkanlığı kurumsal olarak bile darbe işareti vermişti" diyen Hakan Albayrak yerden göğe kadar haklı.Ergenekon adında bir örgütün olup olmaması tali bir mesele.Siyasetin tepesinde demoklesin(cuntacıların) kılıcı sallanıp duruyordu o dönem. Sadece siyesetin değil,halkın tepesinde de sallanıyordu.Halkı rahatlatacak her icraatın önüne bir takoz koyuyordu cuntacılar.O zulmü kimse unutturamaz.
T.durak 06 Aralık 2018 14:24
2
Şimdi demoklesin kılıcını sivil otorite sallıyor,ne değişti.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 14:58
1
o zaman sizin bu söylediklerinizin aynısı "tevhit ve selam" örgütü için de geçerli. örgüt olup olmaması önemli değil.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:26
MÂİDE-8: Ey Inananlar! Allah icin adaleti ayakta tutup gozeten sahidler olun. Bir topluluga olan ofkeniz sizi adaletsizlige suruklemesin; adil olun; bu, Allah'a karsi gelmekten sakinmaya daha yakindir. Allah'tan sakinin, dogrusu Allah islediklerinizden Haberdardır.
karar okuyucusu 06 Aralık 2018 11:26
Halen pensilvanya şarlatanının peşinden giden varsa vatan hainidir...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 15:19
0
Birey olun... Kimsenin peşinden gitmeyin....Cemaat, tarikat, parti lideri... Hiçbirine aklınızı kiraya vermeyin...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:25
Zümer 7: ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ.. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 10:42
hala baş papaza inanmaya devam eden mankurtlar , bu konulara girmeyinde iş sulanmasın.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 10:39
Sayın Albayrak, yasal bir bankaya para yatıranlar örgüt üyesi ve hapiste, ama bankanın CEOsu serbest. Zengin olanlar, siyasiler ve FETÖye zamanında en büyük desteği verenler serbest ama nedense devlette dahi çalışmayan, örgüt hiyerarsisinde yer alamayan, sadece sempatizan seviyesinde kalanlar 3-7 yıl ile cezalandırılıyor. Ben bu isten bir şey anlamadım. Adalet bunun neresinde?
KARARLI VE KARAR'DA KARARLI 06 Aralık 2018 16:26
0
Kurunun yanında yaş da yanıyor deniyor ya,, öyle değil.Kurular az yanıyor,yanan çoğunlukla yaşlar.Bu işi ben de anlamadım.Anlayan varsa lütfen izah etsin.Bir de;at izinin,it izine karışma mes'elesi var.Herşey karışmış,çorba olmuş.Bu izleri karıştırmadan ayıracak, vicdanlı ve insaflı yargıçlara hava kadar ihtiyaç var.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 10:34
Darbeye karışan, kumpas kuran, iftira atan, soru çalan ve hainlik yapanlar en ağır cezaları almalıdırlar. Ama darbeden haberi olmayan ve bizzat suç işlememiş insanları, örgüt üyesi diyerek 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırmak hangi insafa sığar? Siyasiler artık neden çözüm bulmuyorlar? Mağdur edilenler bizim insanımız, komşumuz, akrabamız ve arkadaşımız. Yazıktır.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 09:41
Hep mağdur , en mağdur kim bu ülkede... Suçlular Etö, Fetö, Ketö,.... Pardon ya ülkeyi yönetmek için milletten vekalet eden Siyasetçiler nerde...Niye masum...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 08:39
Şu an bile geçmişden ders almıyoruz algıyla adalet olmuyor dogruyu yanlışı karşdırdık
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 04:28
Darbecilerle maalesef yüzleşilemedi.Şimdi ekranlardan sallamaya devam ediyorlar.Kim inanır.Fetöyü palazlandırıp meşru kılan da bunlar.% 70i adam yerine koymayıp ezince birileri adeta mecburen gayrımeşru yoldan hak almaya çalıştı. Bu gerçeği itiraf edip pişmanlık duymayan kemalist darbeciye inanmak ve dinlemek saflıktan öte bişey..
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 03:00
bu yazi yine birseyi kanitliyor, Din i egitim ile yetismis kisiler rasyonel analiz yapabilme sonuc cikarabilme dogruyu yanlisi ayirt edebilme olaylara tarafsiz gozle bakabilme konularinda yetersizler. Sn Yazar hakikaten yazik etmissiniz yaziya
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 10:00
12
Laik kafayla yetişenlerin de ne kadar adil olduklarını ve rasyonel analiz yapabildiklerini 28 şubatta 12 eylülde gördük. Bu günkü siyasi yapıyı onların zulümlerine borçluyuz
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 10:42
0
CMKya göre hukuka aykırı delil hükme esas alınmaz ancak hukuka uygun diğer delillerle hüküm kurulur.Masumiyet şüphesi bulunanı beraat ettirirsin,ancak bu gerekçeyi eylemleri kabak gibi ortada olana nasıl teşmil edersin.Bütün deliller mi hukuka aykırıydı?Bu mu şimdi rasyonel düşünce.Demagoji bu sözler,başka birşey değil.
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 11:32
0
Ne saçma bir yargı...
KARAR OKURU 06 Aralık 2018 15:08
2
10:42 zaten ortada yargılamayı gerektirecek deliller olmadığı için sahte delil yaratıp dosyaya koydular ya. eğer delil olsaydı sahtesine gerek kalmazdı.
Kasim Özdemir 06 Aralık 2018 00:51
Türkiye m intikam yolunda... Adalet sözleri tamam ama Adalet yolu henüz asfaltlanmadı. Bizim hayatımıza ulaşmaz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN