Back To Top
Eski bir öngörü

Eski bir öngörü

- A +

Bugün 4 Eylül 1998’de Yeni Şafak’ta yayınlanan ve Rusya konusundaki öngörümü içeren bir yazımı paylaşacağım. Bunu da kişisel bir övünç payı için değil, kimi güncel tartışma başlıklarının, özellikle de aydın kesimlerdekilerin bazen ne kadar yanıltıcı olabileceğini örneklemek için yapıyorum. Yazı şöyle:

“Zbigniew Brzezinski 1988 tarihli Büyük Çöküş (İş Bankası Yayınları) kitabında ‘Yıllardır pek çok Batılı bilim adamının göz ardı etmeye çalıştığı ve tüm Batılı politika belirleyicilerinin hala tabu saydığı konu: Doğu Avrupa’da ve özellikle de Sovyetler Birliği’nde milliyetçiliğin doğuşu artık açıkça tartışılması gereken bir konu haline gelmiştir’ ve ‘Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği’nde çok farklı anlamlara gelmesine rağmen, milliyetçilik ve komünizm aslında politik yönden birbiriyle ilişkilidir’ deyip şunları ekliyor: ‘[Tarihsel süreç içinde] İdeolojinin zayıflamasıyla komünistler her yerde iktidarlarını kuvvetlendirmek ve meşru hale getirebilmek için milliyetçi fikirleri keskin bir şekilde savunmuşlardır. Her ne kadar bu milliyetçilik anlayışı komünist doktrine karşı çalışmaktaysa da otoriter fikirlerin kuvvetlendirilmesine de yardımcı olmaktadır.’ Yine Brzezinski’nin sözleriyle, ‘İnanç bakımından dogmatik komünizm, katı milliyetçilik ile karışmış ve hatta bir anlamda onu körüklemiştir.’

Brzezinski’nin kitabında, komünizmden uzaklaşma safhaları adını verdiği ilgi çekici bir şema var. Kısaca göz atalım. 1. safha komünist partinin mutlak hakimiyet ve kontrolüne dayanan ‘komünist totaliteryanizm’den oluşuyor. 2. safhaya geçiş koşulları olarak ‘sosyoekonomik imtiyazlar elde etme uğraşı çerçevesinde, yönetime geçme mücadeleleriyle komünist partinin bölünmesi’ geliyor. Böylece ‘toplumsal zeminde belli bir muhalefetin başladığı komünist sıkı idareden’ oluşan 2. safhaya geçiyoruz. 3. safhaya geçiş için ‘artan sosyal baskılara karşı yapılan bir darbe’ geliyor. 3. safha ‘komünizm sonrası sıkı idare’den oluşuyor; Brzezinski’nin bu safha için tanımı şöyle: ‘Milliyetçilik görüşüne dayalı sıkı idare; sivil toplum politik topluma dönüşür.’ 4. safhaya geçiş için ‘karışıklık’ öngörülüyor; ‘eğer değişiklik bloke olursa’ doğacak sonuç ‘parçalanma.’ Nihayet Brzezinski’nin 4. safhasına varıyoruz: ‘Komünizm sonrası çoğulculuk; politik ve sosyoekonomik sistemler çoğulcu sistemler haline gelir.’ Ben Brzezinski’nin dillendirdiği Batılı şemayı o dönem çok ilginç bulmuştum, bana hala da öyle geliyor. Siz ne dersiniz?

Tabii bu şemada aksayan bir taraf var. O da, benim iddiama göre, 3. safhayla 4. safhanın yer değiştirmesi gereği. Kişisel kanım, Batının bu tip bir senaryoyu bilinçli şekilde benimsediği ve uzun vadede kendi istediği yönde bir gelişme sağlayacağı umudunu taşıdığıdır. Ama ben, Batının bu farkında tutumuna karşın, kendi iddiamda ısrarcı olacağım: Milli hedeflerini asla terk etmeyen ve geçmişin emperyal yapısına bağlılığını koruyan Rusya, önümüzdeki beş ila yirmi sene arasında 3. safhaya geri dönmüş olacaktır. Diğer deyişle, Rusya dünya üzerinde ‘milliyetçilik rüzgarı’nın bayraktarlığını yapan üç beş aktörden biri arasında yer alacaktır. 

***

Peki, bu düzlemde, Türkiye için ne söylemek gerekiyor? Çok açık ifadelerle konuşmaya çalışacağım. Türkiye’nin aydın kesiminde ‘çoğul sistemler’ fantazmasına yoğunlaşan tartışmalar, memleketin selameti açısından bir işlev taşıyorsa mesele yok. Ama salt bu düzleme kilitlenen bir bakışın Türkiye için yeni stratejik açılımlar üretmesine de imkan yok. O halde, şu sıralar çok ‘gerçek’ bulduğumuz nice tartışmanın aslında biraz ‘fantazmik’ yönler içerdiğini ve ‘global milliyetçilik dalgası’ gibi bugün itibariyle biraz ‘fantazmik’ görünen başlıkların oldukça ‘gerçekçi’ bir içerik taşıdığını kabul etmemiz lazım. Özellikle de milliyetçiliği ‘anlamsız’, ‘muhayyel’ ya da ‘aykırı’ bir ideolojik bakış olarak görüp yok sayma eğilimini terk etmek şart. Ancak bu yolla yakın gelecekte karşımıza çıkacak mesele ve tehditlere ‘gerçekçi çözümler’ üretebiliriz.”

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Hala başı ezilmeye çalışılan 'dünya insanı' olma kavramı bilmemne baronları tarafından güç odağı olan bilmemne siyasetçileri tarafından engelleniyor. İçimize giren her yabancıyı casus dış güçlerin şer odakları olarak göstermeye çalışan bedelli gazetecilerimiz de var. Her kim ki kafa bulandırmıyor onun yazısını beğeniyorum. Sade kafa ütüleyen ideoloji ve sapkınlıklardan uzak...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN