Back To Top
Finansal esaret

Finansal esaret

 - Son Güncelleme: 14.11.2017 Salı 08:55
- A +

“Bir ekonomik tetikçi” gözüyle bakarsanız Türkiye nasıl bir ülke?

Milli bir ekonomi politikası ile yabancı sermaye bağımlılığını azaltan bir ülke mi? Kendi tükettiğinden daha fazlasını üreterek, siyasi bağımsızlığını ekonomik bağımsızlık ile taçlandıran bir ülke mi?

2003-Eylül 2017 arası;

tam 718 milyar dolar mal ticaretinden açık vermişiz

tam 532 milyar dolar cari işlemlerden açık vermişiz.

Anlayacağınız öyle bir ülkeyiz ki, yabancılar için cennet pazarız. AK Parti hükümetleri döneminde 1 trilyon 840 milyar dolar mal satmışız. Ama karşılığında 2 trilyon 558 milyar dolar mal almışız.

Yabancılar da bu açığı kapatmak için bize sürekli borç para vermişler. 150 milyar dolar portföy yatırımı olarak tahvillerimizi almışlar. 300 milyar dolar da, kurumlar üzerinden borç vermişler.

Kısaca yabancılar bize 581 milyar dolar para verirken, biz de onların mallarından fazladan 718 milyar dolarlık alım yapmışız.

Borç almışız, ama o borçla da borç verenlerin mallarını satın almışız.

***

Şimdi işin rengi bir adım daha değişiyor.

Biz yine dış ticaret ve cari açık vermeye devam ediyoruz. 2017 yılı ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolar cari açığımız olmuş.

Ama bu sefer cari açığı çok farklı kapatıyoruz: Sıcak para ile...

Geçen yıl 8,3 milyar dolar olan portföy girişi bu yıl 23,5 milyar dolara fırlamış. Artık kurumlardan doğrudan borç almıyoruz. Zaten doğrudan yatırım olarak gelen yabancı sermaye bitti bitiyor.

İşimiz sıcak paracı vurgunların eline kaldı. Yani spekülatörlerin...

Bilesiniz ki, spekülatörlerin dini imanı paradır. Onların ülkesi bile yoktur...Onlar kısa vadeli gelirler, vurgunlarını yaparlar ve en küçük sorunda çekip giderler. Giderken de geride perişan ülke bırakırlar. Bunu Çiller yaşadı...Bunu Ecevit yaşadı...Onlara Haçlılar mı saldırdı?

***

Oysa biz içerde durmuş “Haçlılar-vurguncular-bizi çökertmeye çalışan düşmanlar” diyoruz. Adamların hiç umurunda bile değil. Küresel vurguncuları hain ilan ederek nereye varırız bilemiyorum.

Oysa kimse de çıkıp: “Neden bu kadar dış açığa, ithalata ve de tüketime dayalı ekonomi politikası uyguluyoruz” diye sormuyor. “Neden her yıl 30-40 milyar dolar cari açık vererek yabancıların avucunun içine bakıyoruz” demiyor.

Bir kere şu basit noktaya dikkat çekelim: Bizler 50’li yaşlarda emeklilik gözlüyoruz. Yabancılarda emeklilik yaşı 65-68 arası. “Haçlılıkla” suçladığımız o insanlar 68 yaşına kadar çalışıp-üretiyor ve biz de 50 yaşında emekli olup yan gelip yatarak o malları tüketiyoruz.

Sonrada kahve köşelerinde “Haçlılar-hainler- ekonomiyi çökertmeye çalışıyorlar-bize saldırıyorlar vs vs” ahkam kesiyoruz.

***

Şimdi piyasalarda yeni ortama uygun dengeler oluşuyor. Mesela bankalardaki mevduatın 1/3’ü döviz cinsinden. Zaten yabancılardan aldığımız 103 milyar doları da Türk Halkına kredi veriyoruz. Ucuz yabancı kredisi ile pahalı yabancı mallarını satın alıyoruz. Çünkü bizler az tasarruf edip, çok tüketiyoruz.

Hani “Bir ekonomik tetikçi” ne yapmak ister derseniz; işte tam da Türkiye’nin yaptığını yapardı. Borçlandırıp kendi mallarını satmaya çalışırdı.

***

Dolar 3,90 sınırında. Euro 4,50’yi geçti. Bankalarda kaynak maliyeti arttı.

Uzun vadeli tahvil faizi %12,40 ama kısa vadelisi %13,75. Bankalar 6 aya kadar mevduata %13,0 üzerinde faiz veriyor. Ve bu faizlere rağmen döviz durmuyor. Çünkü enflasyonumuz da yüzde 12,0 sınırında. Maliyetler ve çekirdek enflasyonlarda rekorlar kırıyoruz (AK Parti dönemi olarak).

Neden mi? Çünkü hala ekonomiyi tüketimle nasıl büyütürüz arayışına devam ediyoruz. Her sorun çıktığında ithalata başvurup, yerlilerin canını çıkarttığımızı görmüyoruz. Sonra da düşman dışarıda diyerek kendi kendimizi avutuyoruz.

Hala “çok çalışana çok maaş” sistemini oturtamamış bir ülke olarak, 68 yaşına kadar çalışanlara Haçlı diyerek kimi kandırıyoruz? Tabii ki kendimizi...Dengeler değişiyor...Bilesiniz...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 15 Kasım 2017 00:00
İpin ucunu ruslara ab ye abd ye verdik hukmumuzu bekliyoruz. Sonuç hiç birinin ki bağımsız Türkiye değildir. Ülke hiç bir zaman bu kadar tutsak olmamıştı. Üstelik dusmanlastirdigimiz % 50 de içerde. Satılacak birsey de kalmadı. Sonra dış güçlerin oyunu yersen.
hulusi 14 Kasım 2017 23:11
Sayın yazar Çok kısa ifade ile gayet yalın bir ifadeyle herkesin anlayacağı dilde bir bilgilendirme olmuş . Bunu muhalif biri söyleyince ya fetöcü oluyor yada vatan haini veya da ülkemizin kalkınmasını kıskananlar sınıfına dahil ediliyorsunuz . Az önce Sayın elif çakır’ın yazısını da okudum çalıştığım 24 yıl ın belki 20 yılında mücadele ettiğim sorunları pisa temsilcisi de söylemiş.Kısaca sizin daha yakın olduğunuz ilgili bakanlara başbakana iletsenizde bir an önce önlem alsalar . neticede bu gemide hepimiz varız bilmem anlatabildim mi?
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 19:23
Canım ülkemde, 7 Haziran seçiminde AKP'nin hezimete uğramasından sonra, sürekli seçim ekonomisi uygulanıyor. UÇARAK 2001 şartlarına dönüyoruz. AKP’yi iktidar yapan şartlar, AKP’den kurtuluşumuzun yolunu açacak.
bezgin 14 Kasım 2017 17:55
Hukumeti destekleyin desteklemeyin, ama secmenlerden bir ricam var. Ankaraya gidin ve burokratlarin nasil zevk u sefa iinde yasadiklarini gorun ve oyle oy verin.
suat 14 Kasım 2017 17:05
Beni de 50 yaşında emekli ettiler. Uygun bir is bulsam. hemen çalışırım
delinin biri 14 Kasım 2017 16:13
valla üretimin olmadığı yerde sana oy lazımsa tüketimi canlandırırsın millet harcar harcarken mutluluk hormonu salgılar krediye ulaşımda geçmişe göre daha kolay olunca insanlar har vurur harman savurur 5000 liralık telefon için kuyruk oluşur sonra sıkıştımı tekrar borçlanır bu kısır döngü döner gider borcu verende memnun hayatından nasıl olsa verdiği parayla ondan mal alıyoruz.Hem üretim olmadan zengin olma yolunu bulalı kaç yıl oluyor biz 10 liralık arsayı 1000 lira yapıp 990 lira zenginleşmenin yolunu bulduk arada 3/5 kişide buradan servetine servet katarak milyonlar kulubune girdi dünya ekonomi tarihini adeta yeniden yazıyoz üstad sen nelerden bahsediyorsun.
nuran koçhan 14 Kasım 2017 16:11
devlet bankalari bile 30 yaş üstü personel işe almiyor iş nerde 65 yaşa kadar işe alan iş yeri varmi gençler işsiz emekli yaşi bizim ülkede yüksek 40 yaş üstüne iş yok
Boş adam 14 Kasım 2017 14:23
Seni seviyoruz İbrahim abi
cevat karakalem 14 Kasım 2017 12:54
Sirf ereken emeklilik degil ayni zamanda bir cok gereksiz devlet ve belediye kadrosu da baslica sorunlardan. Cevremde bu tip herhangi anlamda uretime ya da sistemin isleyisine katkisi olmayan islerde calisan o kadar cok insan var ki.
atilla pehlivan 14 Kasım 2017 11:00
evet tasarrufa yönelmiyoruz. en çok ihtiyacımız olan şey ekonomimiz için.ama biz harcamayı veya mülke yatırımı tercih ediyoruz. bunun sebebi var. kenara koymaya çalıştığımız hiç bir yöntem paramızın ''özdeğerini'' korumaya yetmiyor. yatırım yaptığımız her şeyin değeri aşağı-yukarı salındırılarak paramızın başlangıçtaki değeri eksiltiliyor. kısaca cebimizde tuttuğumuz her tasarrufumuz ^^bir yöntemle^^ çalınıyor. ve sistemli bir süreç bu. çok çok akıllı ve ekonomi dilini çok iyi okuyabilen ve gerektiği anda hızla pozisyon değiştirebilenlerin dışında herkes bu duruma mahkum. TASARRUF ETTİKLERİMİZ ÇALINIYOR devlet bizim tasarruflarımızı KORUYAMIYOR. VEYA KORUMUYOR. o zaman niye edelim. harcamayı tercih ediyoruz.
Köroğlu 14 Kasım 2017 10:11
Kümelenme (clustering) yalnızca şehirler için değil, ülkeler için de geçerli. Uzman ülke olmak, cari fazla üretmek açısından önemli. Türkiye, kendine doğal avantajı olduğu 5-10 alan seçip, bu alanlarda argeden başlayarak imalatta, satışta ve marka inşasında uzmanlaşmalı (güneş enerjisi, spesifik ilaçlar, kültür ve spor turizmi, gömülü sistem donanım ve yazılımı, vb gibi ) Bu alanlarda küresel tedarikçi olmalı. Geri kalan alanlarda ithalat yapmalı. Cari açığı kapatmanın ve artıya geçmenin etkili bir yoludur bu. Cari açıkta artıya geçmeden de Türkiye özgül ağırlık ortaya koyamaz. İthal ikameci bir politika ile yalnızca iç pazara dönük girişimler, hedeflenenin aksine Türkiye'nin bağımlılığını arttırır ve ekonomiyi çökertir. Türkiye'nin kısır döngüsü budur. Mesala: 70,9 milyar TL cirosu olan bir holdingin cirosunun ne kadarı küresel pazarlardan, AB'den, ABD'den, Pasifik'ten geliyor? Türkiye'nin en büyük on özel şirketinin küresel uzmanlık alanlarını say deseler sayabilir misiniz? Sayamazsınız, çünkü yok. Meselemiz budur.
arc 14 Kasım 2017 08:53
bravo on numara bir tespit...
Abdullah hasan 14 Kasım 2017 08:51
Herşeyi yazmışsın be İbrahim beyyy, birazda bize kalsaydı yazacak bişeyler. Gerçekten bu tembellikten kurtulmadan ekonominin iyi olduğunu veya iyi olacağını düşünmek nasıl bir yetenek anlayamadım.
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 07:59
Ortalama insan ömrünün 70 sene olduğu bir ülkede 65-68 yaşında emekliliği mi öneriyorsunuz? Batı'daki çalışma ve ücret koşullarını saymıyorum bile.Adamlar 80 yaşında ülke ülke gezerken bizim insanımız 60 yaşında elden ayaktan düşüyor.
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 22:41
1
bu söylediğiniz gerçekçi değil. yazara katılıyorum.
İrfan 14 Kasım 2017 07:29
Uzun yıllar iktidarda kalanlar yoruluyorlar yada kendilerini düşünüyorlar bunu afrikadaki ülkelerde görmek mümkün. Son onbeş yıldır başımızda olanlar da yoruldular ki bunu kendileride görüyorlar. Fakat suçu hep etrafımızdaki topraklara ve haçlılara atıyoruz. İyide bu bölge taa sıffından beri böyle yeni değilki. Artık gelişmiş toplumlar nadiren sikahla savaşıyor, parasıyla yada ekonomisiyle savaşıyor. Özal insanlara hep 12 eylül öncesini hatırlatırdı. Bunlarda alternatiflerinin olmadığını her vesilede söylüyorlar. Büyük bir zat ne diyor: Görelim mevla neyler neylerse güzel eyler
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 04:32
Küresel liberal kapitalist ekonomik sistem gerek devletler gerek birey bazında zengini daha zengin fakiri daha fakir etme amaçlı faiz ve doviz üzerine sömürü üzerine kurulu bir aldatmacadır çözüm mü çözüm var tabiki sosyalist ekonomik sistem
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 09:51
2
Mesala (rahmetli) SSCB, Küba, K.Kore. Oralar 'Gerçek Sosyalizm' değil mi yoksa?
KARAR OKURU 16 Kasım 2017 13:45
0
Sosyalizm demek devletin emeğin haklarını korumak ve gelir dağılımı adaleti ve paylaşım esaslarını gözeterek ekonomik sistemde mutlak egemen olması demektir bu bugüne kadar devletin ekonomiye doğrudan girmesi doğrudan yatırımı olarak uygulanmıştır ama bu sadece devletin ekonomiye mutlak egemen olması için uygulanan yollardan sadece biridir bunu keskin kesin yasalarla da yapabilirsiniz
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 04:01
Niye döviz yükseliyor, niye cari açık artıyor diye dert edecek halim yok. İşsiz güçsüz, devletten de zerre yardım almayan biri olarak benim derdim bana yeter. Ekonomiyi de maşallah her şeyi bilen devlet büyükleri düşünsün, onlar dert etsin.
KARAR OKURU 14 Kasım 2017 03:03
devlete kapağı attinmi sorunyok zaten her yuksek okul okuyan bunun için okuyor memur alımına devam seneye 70 bin memur 20 bin öğretmen urtmek bize gelmez karı koca ol memur gelsin lukusu hayat gerisi banane Lojmanları makam arabaları oh naala memleket
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN