Back To Top
Yüksek faizde milli dönem

Yüksek faizde milli dönem

 - Son Güncelleme: 06.11.2017 Pazartesi 02:05
- A +

Düşük faiz istiyoruz.

Bunun uğruna Ali Babacan’ın başına neler geldiğini hatırlayın.

Ya Erdem Başçı?

Haklarında neler söylenmedi ki...

Faiz lobisinin ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyordu. Karşılarında sözde millicilerden kurulu birileri çıkmıştı.

O tarihlerde Merkez Bankasının piyasaya verdiği paranın faiz oranı yüzde 7,50-8,50 aralığında seyrediyordu.

Yine o tarihlerde ülkemizde ortalama enflasyon oranı da yüzde 7,60-7,80 aralığındaydı.

İşte bu veriler eşliğinde adı yüksek faizciye çıkartıldı Ali Babacan ve Erdem Başçı’nın isimleri. Gayri milli olmakla suçlandılar. Yüksek faiz vererek ülkeyi zor duruma düşürdükleri ortalığa söyleniyordu.

***

Bugün durum ne?

Enflasyonda 10 aylık ortalama %10,87

Merkez Bankası Mayıs ayından bu yana faizde yüzde 11,90’ın altına bir türlü inmedi. Bazı günlerde yüzde 12,0 bile görüldü.

Erdem Başçı döneminde de krizler yaşandığında ara ara çift hane görüldü ama hiçbir zaman bu kadar yüksek ve bu kadar uzun süre çift hanede kalınmadı.

Merkez Bankası faizinde küresel kriz sonrası tarihi rekorlar yaşıyoruz. Hem oran hem de süre bakımından.

Ve galiba bu yüksek faize de bir kulp bulundu..

Artık ülkemize yabancı doğrudan yatırım daha az geliyor. Dış borçlanma imkanları da azaldı. Yabancı sermaye ihtiyacını bu yıl çok büyük oranda faiz getirisinden karşılıyoruz.

Kısaca cari açığı yüksek faize dayalı sıcak para ile kapatıyoruz.

İşte o nedenle artık yüksek faiz önemli ve değerli oldu.

Bugün ülke yararına yüksek faiz uygulanıyor.

Eskiden ekonomide uçmamızı önlüyor dediğimiz yüzde 7,50-8,50 faiz oranı yerine; bugün yüzde 12,0 faize milli gözle bakıyoruz.

Anlayacağınız o ki, oranlar yükseldi ama;

faizin lobisi gitti

Millisi geldi

Açıklama: Sloganla yönlendirilmek istenen ekonomide yüzde 7,50-8,50 faize lobi dersiniz. Ama yüzde 12,0 faizi de milli diye savunursunuz.

ÜRETİM SORUNU!

Hormonlu ekonominin büyüme sevincini tam yaşayamadan, yan etkilerini yaşamaya başladık.

Yeni yılda vergiler yüzde 14,47 artacak. Bir çok harç-haraç artış oranı belli oldu. Kesin kararı Bakanlar Kurulu verecek ama Naci Ağbal “MTV’de yüzde 15,0 zaten olacaktı. Üstüne 10 puan zam yaptık” demedi mi?

Enflasyon artışı kolay kolay düşecek gibi durmuyor. Baz etkisi ile 2018 başında küçük bir düşüş olur ama o da geçici. Yani tek hane geçici..çift hane kalıcı hale geldi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi aslında gerçeği söyledi: “Yüksek talebi keserek enflasyonu düşürmek istemiyoruz”.

O zaman üretimi artırmak gerekiyor. İyi ama zaten bir çok sektörde kapasite 3 vardiyaya çıkmış durumda. Kapasite Kullanım Oranı yüzde 80’lere geldi.

Geriye yeni yatırımlarla üretimi artırmak kalıyor.

Ama OHAL sürecinde yatırımlarda olmuyor. Dünyanın bir numaralı teşviklerine rağmen yatırımların artmasını bırakın, azalıyor.

Çare ne?

***

Son beş yılda ülkemiz reel olarak yüzde 30,9 büyüme göstermiş. Buna karşılık sanayi üretimi (miktar bazında) bu büyümenin yarısında kalmış (%15,055)

Büyümeyi karşılayacak üretimi gerçekleştirmediğimiz sürece enflasyonda hedefler tutmaz oldu.

Talep  artıyor

ama

arz artmıyor.

Şimdi yeniden soralım: Talep eksenli (tüketim) büyüme modelinde daha ne kadar ısrar edebiliriz?

Not: Genişleyici maliye politikasını yıllardır savunuyorum. Ama genişleyici maliye politikası tüketime değil, üretime yönelik olmalıydı.

Orta yaş fırsat ülkesinde savunmacı ekonomi politikası bizi potansiyelimizden uzaklaştırır. Ama tüketim odaklı agresif büyüme de bizi savurgan bir toplum haline getirir. Stagflasyonun ayak seslerini duyar gibiyim...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
Ali eren 06 Kasım 2017 19:38
Faizler nominal olarak yüksek, ama reel olarak düşük, hatta sıfır. Daha ne faizi tartışıyoruz. Haram olan faizin kendisi, faizin düşük yada yüksek olması değil. Düşük faiz daha zararlı, çünkü kredi talebi patlar, ekonomi şimdi olduğu gibi kredi bağımlısı olur. Halbuki yüksek faizde sadece çok isteyen faize gider. Düşük faiz, faiz talebini uçurdu.
KARAR OKURU 06 Kasım 2017 18:54
OHAL can Allah'ın mülk padişahın demektir. Böyle bir ortamda kim yatırım yapar. Devletin ohal bahanesi ile 80 milyon vatandaşın herhangi birinin malına çökmyeceginin garantisi var mı ?
Bir yerde durmadan “milli, yerli ve din” gibi kavramlar birdenbire çok kullanılmaya başladı ise, şu iki şeyiniz tehlikededir; canınız ve malınız(paranız, paranızın değeri vs) bunu söyleyen çin in ilk Başkanı mao. Adeta bizi anlatmış. Bir zamanlar laik diye diye şimdi de yerli siye diye anamızı ağlatmaktadırlar.
Eski bir AK Partili 06 Kasım 2017 17:24
Sayın Kahveci son 2-3 yazısında durumu o kadar net özetledi ki, okuyan herkesin anlayabileceği kadar. Karşımızdakini dinlemek, dinlediğini/yazılanları anlamak önyargılar nedeniyle kolay değil. Bazan gerçekleri duvara çarpınca anlıyoruz. Allah memleketimize ve milletimize zeval vermesin.
Abdullah hasan 06 Kasım 2017 16:21
Sosyallikle ekonomi aynı mı diye düşünüyorum. Her yerde, her zaman ve herkez tarafın dan torpilin bu kadar revaç bulduğu ve devletin vereceği ulufelerden (hakkım varmı yokmu diye ) hiç düşünmeden talip olanların bu kadar çok olduğu bir toplum da kim neden üretim riskini alacak. Bunu düşünüyorum fakat ilmi midir bunu toplum bilimcileriyle ekonomistler birlikte karar verecek ve gelecek vakitlerde bunu doğrulayacak veya yalanlayacak sanırım.
KARAR OKURU 06 Kasım 2017 16:16
Eğitimde, bilimde , sanatta, sporda ilerleme yok, bilakis hepsinde çöküş var. Değerlerin istismarı had safhada... ülke olarak borcun 1 trilyon dolara yaklaşmış, 15 yılda 81 yıllık Cumhuriyet tarihinin %400 kadar borç yapmışsın. Üretime dayalı olmayan, emlak sektörü üzerinden sahte bir zenginlik yaratmışsın. Yalancı baharla çiçekleri erken açtırıp dona maruz bırakmışsın. Hala meyve verecek diye bekliyorsun. Kral çıplak diyenlere etmediğin hakaret kalmamış. Ürettiğin fazlasını harcayan sürekli cari açık veren bir ülkenin ekonomisi nasıl başarılı olabilir. Eğitim, bilim, sanat ve sporu her gün geri giden bir ülke nasıl güçlü bir ülke olabilir. İktidarı yere göğe sığdıramayanlar bu söylediklerimin hangisi yalan..?
KARAR OKURU 06 Kasım 2017 14:50
dunyada enzor şey insan yönetmek malesef bazilarina ne yapsan yaranamassin adam sana kafadan dusman bu ulkenin 55 memnun yalnız dusmanlar değil ogadar kötü bu hukumet 17 senedir niye başta demekki hukumet iyi siz kötusunuz
uhuvvet 06 Kasım 2017 12:43
Yaklaşımımızın kökten değişmesi gerekiyor. Bu da uzun vadeli bir plan gerektirdiği için reçetesi biraz acı olur. Reçetenin acı olması da oy kaybetmek anlamına gelir. AK Partinin, daha doğrusu Erdoğan'ın şu an üretime dayalı bir ekonomiye geçmesinin imkanı yoktur. Erdoğan kutuplaştırıcı söylem ve politikalarıyla günü kurtarmaya ve ekonomiyi de buna kurban etmeye mahkum durumda. Çok geç kalındı. 15 senelik iktidarında dışarıdan gelen sıcak paraya, özelleştirmelere ve dünya genelindeki ekonomik iyileşme eğilimine sırtını dayayarak ancak buraya kadar ittirebilirdi kağnı. Türkiye gibi ülkelerde ekonominin durumunu politikacıların ne ölçüde milliyetçileştiklerini gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Milliyetçi ve hamasi söylemler arttıysa bilin ki ekonomi uçuruma sürüklenmektedir.
delinin biri 06 Kasım 2017 12:39
domates ihracı tamam herşey kontrol halinde bunlar dış güçlerin işi zaten herşey dış güçlerin oyunu yoksa bizi kim tutar maşallah
külyutmaz 06 Kasım 2017 11:36
Uluslararası ekonomi içindeki bir ülkenin gelişmesi ,ürettiği malların miktarını arttırarak olmaz.Sen bir malı üretip satıyorsan zaten kısa zamanda kapasiten maksimuma çıkar.Bir mobilyacı düşünün ayda üç dolap yapıyor.Talep gelirse zaten bir çırak bulur üretimi dörde çıkarır.Talep yoksa beş dolapta üretse gelirini arttıramaz çünkü satamaz.Gelirini arttırmasının tek yolu daha 'lüks' dolaplar yani katma değeri yüksek dolaplar imal etmesidir.Çünkü eski çırağı zaten yan tarafta aynı dolaptan üretmeye başlamıştır bile.Bunu için dolap modasını ve teknolojisini takip etmeli makinelerini yenilemek için iyi bir ödeme planıyla bankadan kredi kullanmalı, yani kendini geliştirmeli eğitmelidir.Yani bilgisiz siyasilerimizin yaptığı gibi teşvik vererek üretimi değil , bilgiyi arttırmak gerekir.
Cem 06 Kasım 2017 11:20
Aslinda Siz Mete Yarar`in yazisini daha iyi okumalisiniz; ekonominizi güclendirmez ve sayin Kahveci`nin yaz yaza bitiremedigi gerekli reformlari yapmazsaniz, iste o zaman o güclere kolayca yem olursunuz. Her iki yazida birbirini cok güzel tamamliyor. Duygusal reaksiyonlar göstermek yerine, biraz aklimizi kullansak daha iyi olur. Bu ülkeyi, bu devleti hepimiz seviyoruz, sadece bazilari degil...
KARAR OKURU 06 Kasım 2017 09:49
acımasız olarak iktidarı eleştiren kahveci ve onun her yazdığını alkışlayan şakşakçı yorumcular aynı gazetede yazan mete yararın bugünkü yazısını bir okuyun derim belki içinizdeki düşmalıktan dolayı sağlıklı düşünemeyen beyninize bir ilaç olur
karadeniz 06 Kasım 2017 10:31
3
borçlanarak büyüdük ,yedik,içtik,inşaat yaptık,cari açığımız hiç düşmedi ve sonunda ekonomik olarak coni nin parasına daha muhtaç hale geldik.mili diye diye geleceğimiz nokta bumuydu? syn. kahveci ne hainlik yapıyor ne yalakalık.gerçekler can sıkıyor,ama bunun suçunu kendisinde aramayacaksınız herhalde.
gerçekler acıdır 06 Kasım 2017 12:24
1
sayın Kahveci gerçek ve tarafsız bir ekonomisttir
KARAR OKURU 06 Kasım 2017 18:48
0
o yazıyı tekrar tekrar okumanızı asıl size tavsiye ediyorum,umulurki bazı melekeleriniz harekete geçer. bu dümenleri, ayak oyunlarını dünyada bilmeyen mi kaldı. asıl cevap verilmesi gereken ,15 yıllık tek başına iktidarın aldığı tedbirler nedir? aşırı borçlanmayla operasyona açık hale kimler getir di? üçkağıt ekonomisi(faiz,döviz,borsa) muhafazakar olduğunu iddia eden iktidara yakışıyor mu?
hakperest 06 Kasım 2017 08:54
Tek başına 1 sayfa gazete çıkar. Normal fiyattan sat. Traj rekoru kırar.Şahsıma 1,5 yıldır gazete almıyorum. Bir S..Z gazetesi var_ okunacak; ; onlarda inancıma uymuyor.İnancıma uyan görünenlerde de her türlü yalan ,iftira bini bir para. Sabeteizm ülkeyi perişan etti.1930 lara geri götürdü.
KARAR OKURU 06 Kasım 2017 08:15
hızlı bir şekilde bir ekonomik krize doğru yuvarlanıyoruz maalesef.farkında mı tepemizdekiler? pek sanmıyorum.
İrfan 06 Kasım 2017 07:09
Artık gerçeklerle yüzleşme vakti, suni büyüme rakamları ile olmuyor. Enflasyon en az % 20 lerde niye bunu açıkça ifade etmiyoruz. Nerden biliyorsun derseniz çarşıya pazara çıkan bunu görür. Üretime dayalı büyüme olması için bu işi yapacak kobileri adam gibi desteklemek lazım kredi ile olmaz ( çünkü çoğu kobiye kredi vermiyorlar) sgk primlerini düşür, elektrik ve mazotu düşür, kimseye kredi verme. Bak nasıl üretim ve istihdam artıyor. Piyasada nakit yok çek ve senetler ödenmiyor peki nasıl dönecek bu piyasa? Öyle düşürün şunu demekle olmuyor.
Abdullah hasan 06 Kasım 2017 13:47
1
irfan arkadaş (aynı anda Kahveci de cevaplayabilir) kobilerin desdeklenmesi ile şuan yapılanların arasın daki fark nedir, İbrahim beyin 3.11.2017 tarihli yazısında''Eylül 2017 itibariyle BDDK verilerine baktığımızda bankalarımız 1 trilyon 993 milyar lira kredi vermiş. En büyük kredi kalemi 634 milyar lira ile işletme kredisi. İkinci sırada ise 385 milyar lira ile tüketici kredileri geliyor.'' şimdi buradaki büyük kredi İŞLETME kredisi olduğuna göre bu niçin Üretime yönelmemiş, İşletme Ürünün işlendiği yer manasına değilmi.
evin 06 Kasım 2017 06:17
ali babacan da diğerleri gibi kaderini kabullendi ve sessizliğe büründü. bize sessizliğe bürünen değil hakkını arayan isyan eden insanlar lazım...
Karar okuru 06 Kasım 2017 03:59
Ne endise. Dunya Bankasi yeni bir Dervis gonderir sonunda.
Bozkurt 06 Kasım 2017 02:37
Cok Guzel bir yazi olmus. Ne yazikki Ali Babacan gibi kaliteli bir ekonomisti, o kadar kolay harcadilar ki. Insallah isi tekrar isin ehline birakirlar.
Ali Adıyaman 06 Kasım 2017 02:12
Abi yol yapıyorlar ya
Murat Ahlatcı 06 Kasım 2017 08:15
21
yeter ya artık başka bir espri bulun bu artık mide bulandırıyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN