Back To Top
Nereden nereye

Nereden nereye

- A +

Ülke ordularının dünya içindeki sıralamalarını gösteren belli başlı araştırma kurumları mevcuttur. Bunlar farklı endeksler kullanarak ülke sıralamalarını belirlemektedir. Örnek vermek gerekirse, “Endekse; askere çağrılabilecek nüfus, tank, uçak, nükleer başlık, uçak gemisi, denizaltı sayısı ve savunma bütçeleri” girmektedir.

Burada asıl önemli olan bir unsur atlansa da (savaşma azmi ve tecrübe) bu veriler kabul edilmektedir.

***

Türkiye bu listede teamüllerin aksine üst sıralarda yer alan tek ülkedir. Normalde bu liste G8 listesi ile paralellik göstermektedir. Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisine sahipken ordusu 8’inci sırada yer almaktadır.

Bir başka istisna ise diğer ülkelerin ‘gelişmişler’ arasında yer aldığı için kendi silah sistemlerini üretmeleridir. Geçmiş yıllarda Türkiye bu konuda çok geride yer almasına rağmen listede hep yukarıda kalmasını bilmiştir. Bu ise ülkeye ekstra bir yük olarak binmiştir.

Gelişmiş ülkelerde savunma sanayisi ülkenin katalizör sektörlerinden biri olarak görüldüğü için desteklenmiş ve hep ülkeye teknolojik katkısı olmuştur. Bu sanayi sayesinde ülkelerle ayrı askeri işbirliği anlaşmaları imzalanabilmiş ve siyasal anlamda ayrıcalıklı bir konum elde edilmiştir.

Türkiye son yıllarda savunma sanayinde yapmış olduğu atılımlarla bu pastadan gerekli payı almayı bilecektir.

ASELSAN’ın Borsa İstanbul’da en değerli şirket konumuna gelmesi rastlantı değil. Ayrıca savunma sanayinde yapılan özgün projelerde binlerce mühendisin önü açılmaktadır. TAİ projelerinde çalıştırmak üzere farklı yıllara yayarak yaklaşık 4 bin mühendis alacağını açıklamıştır.

Üniversiteler, Savunma Sanayii Müşteşarlığı ile yapmış olduğu AR-GE anlaşmalarıyla özgün projeler yaratmayı başarmaktadırlar.

Ülkemiz savunma sanayisinde alıcı pozisyonundan satıcı pozisyonuna geçtiğinde birçok sektörün de önünü açacaktır.

ATAK projesinde ürettiğimiz parça sayısı 6 binin üzerindedir. Üretimdeki payımız ise yüzde 60’lar düzeyinde.

Savunma sanayiindeki projelerin tamamını düşündüğünüzde küçük KOBİ’lerin yüksek teknoloji gerektiren projeler sayesinde büyüdüğünü de görebilirsiniz.

Önemli bir unsur da üretilen ürünlerin bütün dünya tarafından kabul edilmesidir. Çünkü bu pazar kötü mala tahammülü olmayan bir yerdir. Ucuz mal yalnızca muadil ise alınır. Ucuzluk tek başına bir tercih nedeni değildir.

Türkiye, ordusunun gücünü ekonomik kazanımlar elde etmek için de kullanmayı öğrenmek zorunda. Askeri işbirlikleriyle enerji kaynaklarına ulaşmak zorundadır.

Önümüzdeki dönemde istikrarlı bir büyümeyle Türkiye ordular sıralamasında ilk beşe girdiğinde ekonomik anlamda ilk on içinde yer alacaktır.

Bazı arkadaşlar sıklıkla şu soruyu sormaktadırlar; “Neden ABD ve AB ülkeleri Türkiye-Rusya yakınlaşmasından endişeleniyor?”

Sebebi oldukça açık... Bölgesel anlamda Rusya ve Türkiye’nin ordu gücüyle kıyaslanacak bir ülke bulunmamaktadır.

ABD savunma planlarında Rusya’yı dengeleme unsuru olarak Türkiye konumlanmaktadır. NATO planlarında ise Türkiye’ye daha büyük misyonlar yüklenmiştir. İşin açıkcası onlar Türkiye’yi Rusya’ya kaptırmak istememektedir. S-400’ler bu yüzden başından beri hava savunma sistemi olarak görülmemekte, bir siyasi tercih olarak algılanmaktadır.

***

Türkiye önüne bakarak ilerlediği müddetçe onlar bizim bulunduğumuz pozisyona geleceklerdir. Türkiye jeostratejik konumu, ülke potansiyeli ve etki alanına alabileceği coğrafyalarla düşünüldüğünde yeri doldurulamayacak bir ülkedir.

Süreci baltalamak isteyecek olanlar, Karlov suikastı benzeri olayları planlamak isteyecek, İran ambargosu davası ve PYD gibi konularla ülkemizi tehdit edeceklerdir.

Bu tuzaklara düşmek istemiyorsak siyasal anlamda krizlerden uzak durmalı ve yol haritasını bir güvenlik strateji belgesiyle deklare etmeliyiz. Bu sayede kişileri hedef yapmaktan da kurtarmış oluruz.

Eski bir asker olarak ülkenin savunma sanayiinde geldiğimiz yeri anlatmak için dile getireceğim en doğru söz; “Nereden nereye geldik” olurdu.

Daha gidilecek çok uzun yolumuz var. Dönem üretme ve çok çalışma dönemidir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Güven 18 Aralık 2017 01:05
Mete Yarar sizi biraz eleştireceğim. Kusura bakmayın. Yeni nesil gazeteciler olarak araştırmacı yönünüz biraz eksik. Bu tank motoru ile gelişmeleri neden gidip birinci ağızlardan öğrenmiyorsunuz. Mesela Ethem Sancak'la bir röportaj yapabilirsiniz. Koç yetkilileriyle konuşabilirsiniz. Üretim tesislerini gezebilirsiniz. Hatta Almanya'ya gidebilirsiniz. Bu Rheinmetall bu işi nasıl yapıyor. Türkiye'de yatırım yapmak için önüne nasıl engeller çıkarılıyor, araştırabilirsiniz. Nerede takılıyoruz. Nerede sıkıntılar var. Tanınmış bir gazetecisiniz. Akreditasyonunuz var. Bütün kapılar size açık.Bir öğrenin bize de aktarın . Birçok konu havada kalıyor.Eski gazeteciler daha girişkendi. Hulki Cevizoğlu Necip hablemitoğlu ile günlerce röportaj yaptı.
Servet Gültepe 17 Aralık 2017 09:22
Sayın Mete Bey ülkemizle ilgili değerli tespitleriniz, yorum ve önerileriniz çok aydınlatıcı ve güvenilir buluyorum. Çalışmalarınızın sağlık ve huzur içinde devamını dilerim
Herif 16 Aralık 2017 19:21
S400 meselesi siyasi tercihten öte bir meseledir.ABD ve İsrail şuan için istediği ülkeyi bombalar ve çıkar.Bunu da siyasi baskı unsuru olarak da kullanır,asıl bu kozları ellerinden alınacağı için bu panik.
KARAR OKURU 17 Aralık 2017 18:16
1
S400 ler sakın Rusya nın Tr. işgaline zemin hazırlamasın.Nedir bu Rusya muhabbeti anlamak zor?
Kadir 15 Aralık 2017 18:54
Daha geçen yıllarda teröristlerin patlattığı her bombada devleti, milli istihbarat teşkilatını suçlayan muhalefet ve onun peşinden giden bir kesim olduğu müddetçe provokatif olaylar süregelecektir. Gezi olaylarında sokağa dökülen insanları benzeri eylemlerde kullanmayı yine isteyeceklerdir. Aynı Osmanlıda olduğu gibi. Sloganlar bile aynı, kaynak aynı. Sanırım üretilen emtianın yerli olması önemli ama muhalefetin de yerli ve milli olması daha önemli.
İdi Amin 17 Aralık 2017 09:13
3
Senmisin milli. Bu ne hadsizlik. Bu ne terbiyesizlik. Muhalefet olmasa ne iyi olur, değilmi. Memleketin yarısı milli değil de nedir. Bu söz resmen düşmanlık, alçaklık, ve bölücülükle iğdiş olmuş bir beynin apaçık hainliğinden başka bir şey değildir. Böyle alçakça bir yorumu yayınlayacak kadar pespayelik size yakışmıyor KARAR.
Balkan 15 Aralık 2017 10:19
Yol haritasını bir güvenlik strateji belgesiyle deklare etmeliyiz. Bu dediğiniz önemli. Mete bey, bir dönem sıkı bir şekilde Arap, İsrail savaşlarına çalıştığınızı söylemiştiniz. lütfen bununla ilgili bir şeyler yazar mısınız? Geçen gün program da bu konuyla ilgili anlattığınız olayı şaşkınlıkla dinledim.
KARAR OKURU 15 Aralık 2017 02:07
Bu işler sessiz sakin derinden olmuyor mu mete bey? biz bu 15 yıllık tek başına iktidar döneminde niye kendi motorumuzu yapamadık! niye kendi yazılım sistemlerimizi geliştiremedik? niye bu konuda hala Almanya'ya Avusturya'ya mahkûmuz?bizim Boğaziçi,ODTÜ, İTÜ vb. Üniversitelerden yetişen zehir gibi mühendislerimiz yok mu? bunlar niye organize edilmiyor?siyasi irade bu işlerle uğraşacağına,İnşaatla uğraşıyor...ekonomik anlamda 17. büyük ülkenin,askeri anlamda sekizinci olması; ver Mehteri diyerek ancak Kurtlar Vadisi,diriliş Osmanlı gibi dizilerin gazıyla olan şeyler... İran kendi PKK sını bitirdi ama biz o kadar askeri güce rağmen hala bitiremedik ...20 yıl önce Apo'yu getirdik ama ondan sonra Kandilden getirilen hiç kimse olmadı elebaşlarıdan ...2,3 kişinin beyni delinseydi Pkk diye bir şey kalmazdı, psikolojileri delik deşik olurdu ama yapamadık.yani böyle devamlı kendimizi pohpohlayarak nereye kadar gidebiliriz?
KARAR OKURU 15 Aralık 2017 08:38
0
Motor işi çok kolay iş mi zannediyorsun motor üğreten belli başlı ülkeler var. Rusya abd almanya bunlar her türlü üğretir çünkü kaç yıllık tecrübe var bizde motor sorununu böyle giderse yaklaşık 20 yılda hallederiz.
Güven 15 Aralık 2017 01:21
Kimse bundan bahsetmiyor ama belki ABD'nin sıkıntısı elindeki bazı silahları çöpe atacağına Irak ve Suriye gibi çatışma alanlarına yığmak istemeside olabilir. Verilen silahlara bakalım. Hummer'lar, birtakım zırhlı muharebe araçları, mayınlar ve tanksavar silahları. Bunlar ABD için çer çöp hükmünde silahlar. Silah şirketleri ABD'deki kongre üyelerini sıkıştırıyor olabilir yada bunlara rüşvet vererek Suriye'ye silah gönderilmesini teşvik ediyor olabilir. Bu araştırılabilir. Bir başka mevzu Fırat'ın doğusunda bir yapılanma olduğu ve bunun ABD tarafından özellikle korunduğu muhakkak. Buna karşılık Ruslar'da Fırat'ın batısını ve güneyini kontrol altına aldılar.Bu bana Berlin'in ikiye bölünmesini hatırlatıyor. ABD ve Rus askerleri Berlinde ulaştıkları hatta Berlin duvarı inşa edildi biliyorsunuz.Bir haberde ABD bölgesine uçan Rus uçaklarının, Amerikan uçakları tarafından engellenmesi. Bu dünyanın iki süper gücünün açıkça Suriye'yi bölüştüğünü gösteriyor.Bence yapılabilecek tek bir şey var. Fırat'ın batısındaki bütün güçlerin bir araya gelmesi. Bunlar gerek heyet-ül tahrir ül Şam, gerek Özgür Suriye Ordusu, Suriye hükümeti , Türkiye, Rusya ve İran'dır. Bunların arasında bir bölünme ABD ve pyd'nin işine yarıyor artık bu açık. Bunu herkesin anlaması lazım. ABD ile direk bir savaşa girilmesi hem politik açıdan, hemde bölgeye açıkça bir müdahele etmesine yol açacağından sıkıntılı olur. Şu yapılabilir. Sürekli bir yeraltı faaliyetleri ve taciz. Bölgeye sızılarak sabotaj. Bölgenin elektrik ve su kaynaklarını kesmek, bozmak, biyolojik savaş olabilir. Bir de bölgenin Erbil'le bağlantısını kesmek. Irak'ın kuzeyinden gelen yardımı engelleyecek şekilde dahuk, zako bölgesinin Irak güçleri tarafından ele geçirilmesi, geçişlerin engellenmesi. Bunlar basit işler değildir. Eğitimli asker gerektirir. Kullanacağınız gruplar sadık, güvenilir olmalı ve işini iyi yapmalıdır.
KARAR OKURU 15 Aralık 2017 00:16
Suudi Arabistan,BEA,Mısır İslam dünyasını sattı.Bu üç ülke ABD ile anlaştı hedef İran değil Hedef Türkiye Mete bey.İran hedef saptırma ama ortalık toz duman olacak Arap ülkelerini ve ABD'yi inşallah darmaduman edeceğiz.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 22:55
Mete bey Venezüella devlet başkanı Sn.Maduro Türkiye'ye geldikçe ABD kuduruyor Askeri üs kuracağuzz desek ne yaparlar acaba.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 21:35
Mete bey CNN de ki bir haberde Türkiye tarafından satıldığını ima eden bir propaganda içindeler.ABD deaşla anlaşan ve kuran olmasına rağmen bizi DEAŞ silah veren bir ülke algısı yaratma içindeler.Bu kadar kalleşler bunlar bunları tv'den söyleyin
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 21:17
Komutanım Irak ve Türkiye lojistik üs olarak kullanmak istiyor diyor ve Irak isteksiz diyor Irak isteksiz olsa da hayır deme şansı varmı.Ertesi gün Barzani'yi desteklek çünkü ABD nin çok kaypak olduğunu dünyada bilmeyen varmı ? Gelmelerinde ki tek amaç Türkiye ile ayırışacak konulara itmek,Türkiye'yi ötelemek Pazartesi açıklayacakları Milli siyaset belgesinin de ayağını tamamlamak.
B 14 Aralık 2017 18:52
Yazınızdaki en hoşuma giden kısım şuydu.“Neden ABD ve AB ülkeleri Türkiye-Rusya yakınlaşmasından endişeleniyor?”Sebebi oldukça açık... Bölgesel anlamda Rusya ve Türkiye’nin ordusuyla kıyaslanacak bir ülke bulunmamaktadır. Bu konuyu biraz açmakta fayda var. Bir kere şunu anlamak lazım ki silah teknolojisi anlamında kimse bazı Avrupa ülkelerinin eline su dökemez. Almanya tank ve tanksavar silahları yapımında, Fransızlar ve İngilizler savaş uçağı ve gemi yapımında, İtalyanlar mayın ve helikopterleriyle bizden üstünler. Bu üstünlüklerinin nedeni % 100 kendi üretimleri silahlara sahip olmalarındadır. Burada başka bir şey var. Türk askerinin manevi gücü olarak yorumlanabilecek, ölümden korkmamak, savaşa ülkesi ve yüksek manevi değerlerle girme kabiliyeti gibi üstünlükleri olduğu. Savaşlarda Türk esir almak çok zordur. Çok nadir bir durumdur. Halbuki Almanlar ve İtalyanların Afrika'da binlerce askeri müttefiklere esir düşmüştür. Binlerce Rus yine Almanların elinde esir düşmüştür. Bu Avrupa'lı askerin canını kurtarmak için vatanından ve ulvi değerlerden kolaylıkla vazgeçebileceğini gösteriyor. Bu rakamlar Rusya'da yüzbinler seviyesindedir ki. Yüzbin asker esir düşmektense düşmana saldırsa ve silahlarını ele geçirse yine galip gelebilir. Türklerde bu küçük düşürücü esir düşme olayı çok istisnaidir. İşte güç buradan ileri gelmektedir. Bu bir. İkincisi Türkiye neden kendi milli silahlarını üretemiyor, yada neden bu kadar geç kaldı, yada neden bu üretimler yüzde yüz milli değil. Bunun birinci sebebi Türkiye ciddi bir konvansiyonel savaşa girmedi. Kıbrıs harekatı sayılmazsa en son savaşımız kurtuluş savaşıdır. Bu savaşta da ne tank ne uçak ne gemi ne de helikopter ya icad edilmemişti yada iptidai şekilleriyle dünyada kullanılıyordu. Kurtuluş savaşından sonra yapılan bazı girişimler ise engellenmiştir. Özellikle ikinci dünya savaşından sonra Marshall yardımıyla gelen silahlar, bunlar hibe şeklinde gelmiştir. Savunma sanayimizin hazırcı bir yapıya soktu. Her şey ABD'den bedava geliyordu nasıl olsa yapmaya gerek yoktu. Ayrıca Türkiye tehdit olarak sadece Rusya'yı görüyordu. Terör yoktu. Bu verilen tank ve uçaklarda yeterliydi hatta o zamanın Türkiye'sine göre fazlaydı bile. Bugüne gelecek olursak bambaşka bir durumdayız. Terör tehdidi maksimum seviyeye gelmiştir. Ancak Türkler yeni durumlara uyum sağlama konusunda yine de başarılıdır. Sınır güvenliği, İç güvenlik tehditlerini kendi teknolojisi ile altetmeyi başardı. Eğer daha büyük bir tehdit algılarsa da ona yönelik sanayisini eminim yönlendirecektir. Bir de işgal etme amaçlı stratejiler geliştirmek isterse işte o zaman ağır sanayi dediğimiz motor ve seri üretim mevzuları gündeme gelir ki, bu aşama ancak bir savaş ortamında tetikleyici olur diye düşünüyorum. Benden şimdilik bu kadar. Sabrınız için sağolun.İyi akşamlar.
Jean Baudrillard 15 Aralık 2017 10:37
0
Osmanli gerileme doneminde bol bol savasa girdi fakat kendi silahlarini uretemedi. Savasa girildigi icin silah yapilabilir mantigi cok sacma. Kaldi ki Almanya ikinci dunya savasindan sonra butun sanayisini ve nitelikli eleman gucunu kaybetmisti. Marshall yardimi Turkiye ve Yunanistanda tarimi desteklerken Avrupa'da sanayi icin verildi. Agir sanayinin gelisebilmesi icin savasa girilmesi gerektigini oneren tezin cok sacma bir sey oldugunu dusunuyorum. Baudrillard'in Simulacra kitabini okumanizi tavsiye ederim hatta gulf war did not take place adli kitabini da okuyun.
B 15 Aralık 2017 17:36
0
Benim okuduğum kitaplar çok farklı, Mesela Guderian bir askerin anıları, Lidel hart 2. Dünya savaşı, Hitler'in generalleri konuşuyor kitapları. Ayrıca Hitler'in muhteşem komandoları, kahramanlar gibi bazı kitaplar. Dahası kitap okurken önüme bilgisayarı açarım. Savaşın nerede geçtiğini coğrafi olarak incelerim. Kullanılan silahları internetten bulurum. Kişilerin biyografisine bakarım. Her şeyi iki taraflı incelemeyi severim. Şöyle söyleyeyim. Stalingrad üzerine üç ayrı devlet film çevirmiştir. Almanlar, ABD ve Ruslar . Eğer hepsinde ortak nokta varsa o doğrudur. Yok bir nokta diğerinde yoksa ve tamamen tersse birinden biri doğru söylüyordur. Yani kitaplar ve filmlere şüpheyle yaklaşırım. Hele batılı yazarlara hiç güvenmem. Çünkü yazdıklarının ve çevirdikleri filmlerin çoğu propagandadır. Mesela son olarak bir Dunqerk filmi çevrildi. Bu film kesinlikle tarihi yanlış aksettiriyor. Ayrıntıya girmiyorum.
B 15 Aralık 2017 20:17
1
1860'da yapılan savaşta Osmanlı'nın Ruslara yenilme sebebi teknolojik değildir. O dönemde her iki tarafında topları ve tüfekleri vardı. Birde klasik atlı süvari ve kılıç kullanılıyordu. Ruslar sayı olarak fazlaydılar. Yani nüfusu Osmanlı'dan fazlaydı. Balkanlardaki savaştada bu devam etti. Birinci dünya savaşı ise 1914'de başladı. Bu savaşta teknolojik üstünlük bir yenilgi sebebi olabilir ama asıl sebep yine İngilizlerin sömürgeleri olan Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan gibi ülkelerden getirdiği çok fazla sayıda askere sahip olmasıydı. Denizlerde Osmanlı donanması yetersizdi. Buharlı savaş zırhlıları yapılamadı. Bu bir sebep olabilir. Bence ana sebep değildi. Kara ordusundaki eksiklikler Avusturya'dan getirilen mekanik toplarla kapatılmıştı. Akdenizdeki Osmanlı'nın hakimiyetinde bulunan Tunus,, Cezayir,, Libya,, Mısır gibi ülkelerin elden çıkması Osmanlı'nın donanmasını yenileyememesi bir sebep kabul edilebilir. Yine de ordunun içinde siyasi hareketler , yenilikçi subaylar yani ittihat terakki gibi, jöntürkler gibi padişaha karşı pasif direniş içine girmişlerdi. Bu da şunu gösteriyor ki bu kural günümüz içinde geçerlidir,, Amerikan tanklarıyla darbe yapmak marifet değildir. Subayların önce Türkiye'de neden tank yapılamadığına kafa yorması gerekmekteydi. Cumuriyet dönemi boyunca çıktık açık alınla diye yürümeye başlıyorlar ya nereye vardıkları malum.Dünya yüzünde 600 yüzyıl hüküm sürmüş ve sınırlarını cebelitarık boğazına kadar dayandırmış, Akdenizi bir Türk gölü haline getirmiş Osmanlı'dan bahsetmeden önce bir abdest almak lazımdır.
Holstein Cow 16 Aralık 2017 15:15
0
B tamam yazdiklarindan anladigim kadariyla muhtemelen Davutoglu'nun kitabini okumussun ve onun fikirlerinden etkilenmissin ama olmayacak kadar fazla etkisinde kalmissin. Her gorusten farkli farkli kitaplari oku ama fazla etkilenme. Beserin yazdigi her kitapta iyi fikirler oldugu gibi kotu fikirler de olabilir. Dunya ABD , Rusya ve kuresel sermaye tarafindan yonetilmeye calisiliyor ve diger aktorler de var. Bizim gibi orta buyuklukteki Turkiye gibi ulkeler bu cekismelerden dogal olarak etkileniyor. Bunlarin cekismesi son zamanlarda kazan kazan stratejisine donusmeye basladi. Davutoglu veya diger yazarlar kitaplarini iyi niyetle yazmis olabilirler, yazarken dunyadaki gelismeler bir anda degismeye baslamis olabilir ve tespit ve dusunceler gecerliligini yitirmis de olabilir ve dahasi hatali tespitler ve dusunceler her zaman olabilir. Ayrica tamam Osmanli ecdadimiz ve iyisiyle kotusuyle sayariz , severiz. Fakat İslam'da Osmanlidan bahsetmek icin abdest alinmasi gerekliligi yoktur. Bunu sen uygulayabilirsin ama bunu sanki farz veya vacipmis gibi soyleyemen yanlis. Bir Ingiltere Ingiltere olana kadar kac nesil coluk cocuk fabrikalarda gereginden fazla calismak durumunda kaldi ve yiprandilar. O zaman ellerinde Suriyeli multeci olsaydi onlari calistirirlardi. Sanayi Devriminde nesillere fazla yuklenilmis Ingiltere'de ve simdiki nesil o nesillerin emegini yiyiyor. Almanya'ya giden yurttaslarimiz da sanayi devrimindeki kadar kati calisma kosullarina tabi olmasalar da benzer sekilde agir sanayi fabrikalarinda calisirlarken bir olcude yiprandilar. Avrupa artik otomasyonu ve robotlari arttirdi ve fabrikalarda eskisi gibi is gucune gerek kalmadi. Suriyeliler Turkiye'ye gelmeyip Avrupa'ya gitselerdi muhtemelen onlari da fabrikalarda veya tarim hayvancilik sektorunde calistiracaklardi veya hazir gida sektorunde calismaya baslayacaklardi. Turkiye'de eleman sikintisinin oldugu ve isci talebi olmayan tarim hayvancilik gibi sektorlerde ve niteliklerine gore bazi diger sektorlerde Suriyelilerin calistirilmasi ekonomiye pozitif katki saglamalari ve bu suriyelilerden , Smith, Ricardo ve Marxa gore artik adina emek deger mi derler katki degeri mi derler yoksa artik deger mi derler, Suriyelilerden calistirilarak bu degerden elde edilmesi sokakta sogukta dilenen Suriyeliler gormekten cok daha iyidir tabi eger ulkeleri duzelince Suriyelileri geri ulkelerine gonderebilme ihtimali yoksa. Ayrica Suriyelilerin istihdami , vatandaslarin issizlik sorununu buyutmeyecek sekilde ve hatta vatandasin issizligini ve refahini arttiracak sekilde planlanmali.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 18:08
Savunma sanayi en uç teknolojileri kullanan, yoğun sermaye ve arge yatırımı isteyen bir sektördür. Türkiye'nin ekonomik yapısı, teknoloji üretimi, insan kaynakları, sermaye birikimi anlamlı bir savunma sanayi için yeterli değildir. Bu alana harcanan paralar anlamlı sonuç ver(e)meyecek. Türkiye öncelikle eğitim ve sermaye sorunlarını çözmeli. 17. ekonominin 7. etkili orduya sahip olması iyi bir şey değil, kötü bir şey. Askeriyeye orantısız kaynak ayrılıyor demek. Kalkınmaya ayrılması gereken değerli kaynak geri dönüşü olmayan alanlara harcanıyor demek.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 16:26
Guzel yazmissiniz Mete Bey. Fakat sunu da ifade etmek lazim ki, bir donem 3 universite disinda savunma sanayiine eleman alinmiyordu isterse digerlerinden kendi teknik konusunda cok daha bilgili ve yaratici olsun ve a b c universiteleri mezunlarindan cok daha iyi dil bilsin , a b c mezunu degilse kiymeti yoktu. Mesela ben bir sss de staj yaparken bir devre tasarlama gorevi A B C universitesi mezunlariyla bana ayni anda verilmisti ve D universitesi mezunu olarak devreyi sadece ben tasarlayabilip calistirmistim ama staj sonunda A B universite mezunlari tasarlayamadigi gibi bir de staj defterleri bos kalmasin diye tasarladigim ve calistirdigim devrenin semalarini istemislerdi ben de vermemistim. Okul bitti is basvurusunda bulundum sss 'den gelen yanit A B C universitesi mezunlarini ise aliyoruz olduydu. O elemanlardan da cok daha iyi dil biliyordum. . Neyse orada calismak hayirli degilmis diyor ve geciyoruz bir baska konuya. Turkiye'nin halen 17. ekonomi olarak kalmasinin bir diger sebebi ise bazi Turk insanlarinin acayip kiskanc olmasi ozellikle de kamu kesiminde. Calistigim yerdeki ekonomi iktisat mezunlari dil bilmiyorlar , dolayisiyla uluslararasi kuruluslardan dis burs alamiyorlar kendi aralarinda da gucu buyuk olanlar genel butceden yurtdisina dil ogrenmeye ve daha sonra da yuksek lisansa gidiyor. Ben bi 5 -6sene once sinavlara girdim bir uluslararasi kurulustan burs aldim yuksek lisans icin yurtdisina gittim. Calistigim yerdekilerden elinde gucu olanlar veya gucu oldugu zannedenler bana kiskancliklarindan ne zorluklar cikardilar giderken ne burokrasi ile ugrastim ben bilirim. Gittigimde yurtdisinda bile telefonla arayip ivir zivir icin rahatsiz ettiler. Mezun oldum dondum Ekonomi ile ilgili yazdigim fistik gibi tezi bile kiskancliklarindan iclerine sindiremediler. Turkiye'de oyle insanlar da var ki surekli harciyor ve tasarruf yapmiyor yatirim yapmiyor sonra tasarruf yapani kiskaniyor. Boyle kiskanc insanlarin oldugu yerde ne nasil gelisecek?
d 14 Aralık 2017 13:01
Sayın yazar dünyada kaç tane bağımsız ülke varda biz ekonomi de 17.oldu.1960 yıllarına bakın yine 16.sıradayız.Sadece milletin gazı alınıyor.Ne ürettiklerimizi bir yazsanıza.Üretilen savunma silahlarının parçalarını her fırsatta dışardan istiyoruz.
Ottoman 18 Aralık 2017 02:34
0
Sizin bu yazdıklarınıza benzer cümleleri 20 sene önce de yazıyorlardı. Çok şükür bugün 20 sene önce hayal bile edemeyeceğimiz şeyleri kendimiz yapabiliyoruz. Elbette eksiklerimiz olacaktır. Ancak sizin gibi ümit ve umut kırıcılar yine aynı şeyleri yazmaya devam ediyor ve edecekler. Bunu da biliyoruz.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 11:44
METE ABİ saygılar.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 11:11
Inşallah kendi hava savunma füze sistemimizide yaparız
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 08:40
Silah uretip satan bir ulke olalim diyorsunuz. Biz ABD, Rusya, Cin, ve Bati Avrupa ulkeleriyle rekabet edecek bilim ve teknolojiye sahip degiliz. Daha da onemlisi bu militarist zihniyet dunyayi cehenneme cevirmekte. Sila uretiminin artmasi demek, savaslarin devami demektir. Kar haddi yuksek bir is oldugu icin savas tuccari ulkeler dunyayi yangin yerine cevirmekte ve ulkelerin yillik butcelerinin buyuk bir kismi askeriyeye harcanmaktadir. Ornek olarak ABDnin yillik askeri ve silah masrafi 700 nilyar dolardir. Bu para halkan toplanan yillik 2 trilyon dolar civarinda verginin onemli bir kismidir. ABDnin 18 trilyon borcu oldugunu ve sosyal hizmetlerde Bati Avrupa ulkelerinden cok geride oldugunu da hatirlatmakta yarar var. Yani devlet halkin ihtiyaci olan saglik, egitim, issizlik gibi seylere destek verecegine gelirinin ucte birini askeriye ve silah uretimine harcamakta ve bu duzeni devam ettirmek icin dunyanin cesitli bolgelerinde catisma ve savas planlari yapmaktadir. 1950lerde ABDnin baskanligini yapmis olan emekli general Dwight Eisenhower yaptigi bir konusmada halki bu konuda uyarmisti. Bu militarist zihniyetten kurtulmadikca ne savaslar biter, ne de yoksullukla gerektigi gibi mucadele edilebilir.
Merve 14 Aralık 2017 07:52
Ay Yıldız'ın gölgesiyle süslenir seferleri İstiklaldir,İstikbaldir, şanlıdır zaferleri Ölümleri öldürüyor Türklüğün neferleri Gökte Kartal yerde Aslan dağda Bozkurt ordusu Var olsun yiğit Mehmetler yaşasın Türk Ordusu! Türkiye Cumhuriyeti çevremizde çizilen olumsuz senaryolara rağmen ekonomik siyasi ve teknolojik açıdan çok yol kat etmiştir. Savunma sanayiideki vermiş olduğunuz bilgiler ve gelişmeler buna en güzel örnektir Bu çok gurur verici dahada iyi olacak inşaallah teşekkürler
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 07:07
Rusya ile her alanda ilişkiler çok daha fazla geliştirilmelidir stratejik ortaklık muttefiklik seviyesine çıkarılmalıdır ve nato ile amerika ile avrupa ile de ilişkiler azaltılmalıdır çünkü bekamiza yönelik tehdit batıdan gelmektedir
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 18:00
1
Bize yönelik tek tehdit Rusya'dır. NATO üyesi olduğumuz sürece etkisiz bir tehdittir.
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 23:55
2
Başkanlık sisteminin risklerinden bir tanesi de budur ...bir de bakmışsınız ki Suriye'de olduğu gibi,başka bir ülkenin (Rusya) askerleri sizin ülkenizde konuşlanmış...İsmet paşa onun için "ayıyla yatağa giremezsiniz " derken koyunlara kaval çalmıyordu.cumhurbaşkanlığını kaybetse de çok partili hayata razı oluyordu.çünkü ülke için gerekli olan buydu.bundan dolayı kimse Rusya güzellemesi yapmasın.evet Rusya komşumuz siyasi ekonomik ilişkilerimiz iyi olsun,ama dikkat...
KARAR OKURU 15 Aralık 2017 04:36
0
Bize yönelik tehditin Rusya olduğunu söylemek saçmalıktır bunca somut net olay olgu var iken natoyu amerikayi Avrupa'yı müttefik bilmek nasıl bir akıl tutulmasıdır anlamak mümkün değil
Ben 14 Aralık 2017 04:26
Bazı arkadaşlar keşke sıklıkla şu soruyu sorsalar “Neden batı ülkeleri ile değil de Rusya ile beraber hareket ediyoruz?” Bosna ve Kosova'da müslümanların katledilmelerini teşvik ettiği için mi yoksa Çeçenistan'da müslümanlara çektirdiği çile için mi yoksa Kırım'da yaptıkları için mi? Yoksa Suriye'de terör örgütü PYD ile iş tutup bizim askerlerimizi 'yanlışlıkla' bombalayıp öldürdüğü için mi? Yoksa kendi muhalefetine reva gördüğü zehirleyerek öldürme, suikasta kurban etme ya da ülkeden kovma gibi KGB'den kalma yaratıcı çözümleri için mi? Ya da ne bileyim tarihteki yüzyıllara dayanan ilişkilerimize, bizden bir seferinde boğazları isteyen ve bir zaman İstanbul'un dibine kadar orduları ile gelen, başka bir zaman Kars'ı işgal eden, içimizdeki Ermenileri kışkırtıp silahlandırıp bize düşman eden ezeli komşumuz olduğu için mi? Ya da dilimize 'Moskof zulmü' diye geçen zulümlere sebep olduğu için mi? Hangisi? Bu soruları niye sormuyorlar acaba bazı arkadaşlar?
KARAR OKURU 14 Aralık 2017 02:20
ÜLKEMİZİN. SAVUNMA SANAYİ İ KONUSUNDAKİ BAŞARISI GURUR VERİCİ, ANCAK sanki işlet biraz ağır gidiyor gibi.ALTAY TANKI, PROTOTİP ÇALIŞMASI 2008 yılında başladı.2015 yılında 4 adet prototip yapıldı hala üretime geçilemedi.sadece gazete kaynaklı haberlere göre üretim tarihinin 2013 yılı olduğunu öğreniyoruz.BEŞ YILDA İSE SADECE 20 ADET ATAK HELİKOPTERİ YAPILABİLDİ. Tabiki sevindirici ama İŞLER BİRAZ AĞIR GİDİYOR GİBİ.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN