Back To Top
Dicle’nin kenarındaki koyunlar ve kurtlar

Dicle’nin kenarındaki koyunlar ve kurtlar

 - Son Güncelleme: 12.09.2017 Salı 00:18
- A +

Herkesin her şey hakkında konuşabildiği bir toplumda hiçbir şey konuşulamaz.

Bir şeyin konuşulamadığı toplumlarda ise kokuşma ve çürüme başlamış demektir.

Bazan da bir toplumda bir konu hakkında herkes konuşabiliyorsa yine durup bakmak gerekebilir.

15 Temmuz sonrası yargısal süreçler ve bunun alt başlıkları konusunda uzun süredir geniş bir kesimde ‘birşeyler’ konuşuluyor.

Yargısal süreçlerin başlaması, devamı, deliller konusu, FETÖ ile kurulan bağların niteliği, gerçekliği, gerçekliğin delillerle araştırılma yöntemi, tanıkların ileri sürdüğü iddiaların sağlıklılığı, nüfuzlu sanıkların önce gözaltına alınıp sonra kamuoyunu tatmin etmeyen gerekçelerle tahliyesi gibi bir çok konu, sanıldığından daha geniş bir toplumsal tabanda konuşuluyor, değerlendiriliyor, orada da ‘hükümler’ veriliyor.

Bir süredir Anadolu’nun çeşitli şehirlerini geziyor, dostlarla, arkadaşlarla buluşuyor, konuşuyorum. Bunlardan birisi de Urfa’da oldu. Bir kamu kurumunda çok başarılı bir yöneticilik yapan bir arkadaşımızın başına gelenleri kendisinden dinleme fırsatını buldum ve üzüldüm.

Özetle, kimliği belirsiz bir tanığın ihbarı üzerine süreç başlamış ve 6-7 aylık bir tutukluluk sonrası kendisine ‘pardon’ denilip tahliye edilmiş. Düşünün; örnek gösterilen bir yönetici bürokratın, kimliği belirsiz bir ihbardaki tamamı asılsız iddialarla hayatı alt üst ediliyor, terör örgütüyle irtibatlandırma yönergesi anlamını taşıyan o meşhur 17 kritere uyan, bir tane ama tek bir tane bile suç delili bulunamıyor, tam aksine aksi yönde bir çok delil ortaya çıkıyor ama sonuçta olanlar oluyor; o haksız sürecin her aşaması hayat karartan bir sayfa olarak bu insanın hayatındaki yerini alıyor.

Arkadaş eli kalem tutan biri. Edebiyattan da anlar, düşünceden de. Ucuz siyasetten haydi haydiye anlar.

Şimdi sanıyorum tazminat talebi için AİHM’ne başvuracak ve muhtemeldir ki talep ettiği tazminatın tümünü kazanacak.

Peki o kimliği belirsiz tanık ve o tanıklığa bağlı olarak gelişen ve sonuçta kendi haksızlığını kendisi görüp ifade eden süreç ve bu sürecin sonuçları, sorumluları ne olacak, bilemiyorum.

Herkes kendi etrafında ‘terör örgütüyle kesinlikle ilgisiz’ bu tür örnekleri biliyor ve konuşuyor.

Uzun vadede bu mağduriyetler, sanırım telafisi zor bir ‘haksız terör sanığı’ sosyolojisi doğuracak. Bu durum bazı eyyamcıların, amigoların umurunda olmayabilir.

Ancak ‘adalet’ kavramının şöyle bir yanından geçenler için durum tam anlamıyla vahimdir.

Dicle’nin kenarında çok koyunlar, kuzular kapılıyor.

Kurtların kimliği de çok meçhul değil.

Siz bilirsiniz.

 

TAKSİ SORUNUNU UZAYLILAR MI ÇÖZECEK?

Geçen yazınızda taksiyle ilgili tesbitlerinizi okudum.

Daha hiçbir şey yazmamışsınız diyebilirim. Gerçekten de bu sektör kesinlikle toplumsal ruh sağlığımızı ve kişisel sağlığımızı mahvediyor.

Nasıl rehabilite edilecekler, nasıl disiplin altına alınacaklar bilemiyorum. Ama bu hâliyle hiç iyi değil.

Ankara’yı İzmir’i bilmiyorum fakat İstanbul’da durum bir facia. Mutlaka ama mutlaka sinirlerimizi zıplatacak bir şey yapmayı başarıyorlar. Kabalık mı dersiniz, ücret konusunda, dolaştırma konusunda tartışma mı dersiniz, temizlikleri mi dersiniz? Neyse zaten hepimiz biliyoruz meseleyi. Sorumuz şu: Ne zaman, kim çözecek bu işi, uzaylılar mı?

KARİKATÜR VE MÜFREDAT

Bir ders kitabındaki ‘skandal’ karikatürle ilgili ‘gelişmemeler’ devam ediyor.

Bendeniz matematik dâhil her ders kitabında çirkin görselliklerin, ‘resmî’ çizgi yönergelerinin kalkıp, üstdüzey çizgi ve görselliğin daha fazla gecikmeden müfredata girmesini isterim. Çünkü okul yıllarında o her gün açılıp kapanan kitaplardaki metinler ve resimler, bir neslin beğeni düzeyinin de temellerini döşüyor.

Tıpkı mimarî bir eserin, o şehirde yaşayanları her gün yeniden biçimlemesi gibi, ders kitaplarındaki metinlerin ve görsellerin kalitesi de çocukların iyi ya da kötü düzey başlangıçlarını tetikleyebiliyor.

Sözkonusu karikatüre gelince; Selçuk Erdem, çok geniş bir kitlenin beğenisini kazanmış ve bu toplumun kimi kodlarını başarıyla çözüp bunu çizgilerine yansıtmış bir karikatüristtir.

‘Ayıp işaret yapan ayı’ karikatürü konusunda çok şey söylenebilir. Ama galiba olayın kendisi denetmenler açısından ayrı ve üzerinde durulması gereken bir başka kara karikatür çiziyor.

Tamam o bir ‘ayı’ olarak o işareti yapıyor (işarete ‘millî’ diyenler de var, bak sen!) ama bayım her şeyin sorumlusu da ayı değil ki.

ANONS

Eleştirinin değerini bilmeyen, varlığının anlamsal imkân sınırlarını ıskalamanın sonuçlarını da göze almış demektir. Yaftalama faaliyetlerine gelince; bir gün sen de vücudunun nazik bir bölgesinde bir damgayla dağlanırkenki feryadını işitebilirsin.

 

 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
ihrac ogretmen 12 Eylül 2017 21:03
Mevlana bey bahsettiginiz 17 kriter hukuki degil.bendr de sadece istifa edilmis sendika uyeligi mevcut. Okul zili caldiginda ve arkadaslarin vefasizligi karsisinda yasadiklarimi Allah bilir. Kredi karti kullanmaktan 7.5ay hapis yatip ihrac olan polis arkadasi (mahkeme sucsuz bulup 6bin tl tazminat vermis)ve binlerce rezil ornekleri okuyunca ve duyunca halime sukrediyorum yine de. Allah, dini irki dusuncesi ne olursa olsun hicbirini ayirmadan zulme ugrayan magdur ve mazlum butun insanlara yardim etsin.
tepekoylu 12 Eylül 2017 16:29
tespitinize katılmakla bırlıkte teşbihinize katılmıyorum..koyunlar bu devırdekı kadar rahatı hiç gormemışlerdır..dıcle kenarından guvenlı otlaklara gelmış kendılerıne sunulan otlaklarda yıyıp içip semırıyorlar..dıclenın kıyısında kapılanlarsa koyun olmaya karşı çıkanlardır..çok basıt hukuk ıhlallerını gordugu halde ama vardır bır sebebı memlekette yargı var demek 12 eylül 28 subat jargonudur..ne yanı o devırde yargı mahkeme yokmuydu o devırdekı bazı hukuksuzlukları yapanlar yargı mensubu değilde bakkal kasap manavmıydı yanı..suçun ve suçlunun huzerıne gıdıp mahsumada sahıp çıkmak gerekır..adalette sencılık bencılık sahıbı olana kayırmacılık sahıpsızede toptancılık olmaz..
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 14:15
Dicle'nin kenarındaki koyunları kapan "kurtlar" kim? Kimliği meçhul değil demişsiniz ama "meçhul" bırakmışsınız. Acaba neden ola ki?
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 12:29
"Dicle’nin kenarında çok koyunlar, kuzular kapılıyor. Kurtların kimliği de çok meçhul değil.'' bu sözden öte söylenecek bir şey yok. Elinize sağlık.
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 09:49
Sayın beyefendi okurmusunuz yorumları bilmem ama tutamadım kendimi o sizin belirtiğimiz 17 kriterden kaçı legal kaçı illegal bi bakın sonra bu kriterlerle hayatı karartılan kişilere bakın sonra hak hukuk diyip AİHM den alınacak tazminatlar halkında bir hüküm belirtin altı doldurulamayan hiç bir kriterle hüküm verilemez verilirse zan ile verilir buda bence iftiradır hiçbir adli işlemi olmadan veya hakimlerce suçsuz bulunan on binler zan ile işsiz bırakıldı hapse atıldı ve çileleri devam ediyor bence bu ülkede namuslu cesur insanlar var fakat onlarada ne bi gazetede köşe veriliyor ne de seslerini duyurabilecek bi ortam veriliyor yazık ettiler ülkeme güzel insanlarınıza
KARAR OKURU 12 Eylül 2017 09:44
Taksi plaka ücreti diye birşey olmamalı
Maraşlı 12 Eylül 2017 08:59
İlk başta herkes fetöcülere yapılan işlemlere destek verdi. Fetöcüler toplumdan iyice dışlandı ama o kadar gereksiz mağduriyetler oluşturuldu ve mağdurlar arttı ki artık kimse adaletin varlığına inanmıyor. Darbe davası bile bu adaletsizlikler yüzünden sulandı.Kızı Ankara belediyesinden ihraç edilen Ak parti milletvekili kızını 1 ay içinde ilk Khk ile iade ettirdi ama hiç ilgisiz binlerce insan sesini kimseye duyuramadı. Dicle nehrindeki koyundan da kurttan haber alınamıyor.
N.Öztürk 12 Eylül 2017 07:56
Sayın Yazar, Urfalı arkadaşa geçmiş olsun, gene de ucuza kurtulmuş. Kusura bakmayın ama, siz de konuya, hadi "uzaylı" demeyelim ama , bizi pek tanımayan bir Eskimo gibi girmişsiniz valla, günaydın. Bu memlekette 5-6 yıl yatırılıp da "pardon" denilen tonla insan var. Dahası, bu insanlar canhıraş seslerini duyurmaya çalıştıklarında, pencerelerini kapatan, evlerinin ışıklarını söndüren "köşe komşularınız" oldu. Yapmayın etmeyin. Bakın şahsen, tarikatların tarihte kalması gerektiğine inanan, Fetö'ye 15 temmuzdan sonra moda olduğu için değil, 15 yıldır "Fetö" diyebilen biriyim. Ama son süreçte, ( kim suçlu, kim değil bunu yargı tespit edecektir ) gözlerden kaçan başka bir ağır konuyu kendimce dillendirmeye çalışıyorum : Fetö'cü denilen kesimin çocukları... Tamam anne-babaları suçlu olabilir, suçlu olan cezasını çeker. Fakat, bu kesime dahil çocuklar, iki değirmen taşı arasındaki buğday gibi eziliyorlar, okul başarıları blok olarak düştü, çoğunda psikolojik sağlık sorunları oluştu, bu kesime yönelik hiç bir psiko-sosyal destek duymadım, görmedim. Anne- babası suçludur, öyleyse çocuk da suçludur denirse o başka. İşte yine okullar açılıyor, bu çocuklar hepimizin. Sayın yazar, bu memleket hepimizin, saygılarımla.
h 12 Eylül 2017 07:53
Ben de bayram ziyaretleri sırasında anlatılan bir olayı aktarayım:Bir polis,meslekten ihraç edildiğinden,görevli polisler silahını ve kimliğini almaya gidiyorlar.Anlattığı şey şu: "Ev alacaktım,evi satan kişinin hesabı Bankasya'daymış,sen de orada bir hesap açtır,parayı alıp vermek kolay dediler.Ben de açtırdım,bütün suçum bu." Bundan başka suçum yok diyen polisin bir klasör dolusu bylock konuşması çıkıyor.Yani bu konuda yalanın bini bir para."Siz bilirsiniz"diyorsunuz. Muhtemelen muhatabınız siyasiler.Sanırsınız ki siyasiler,birilerini önce elleriyle içeri atıyor,sonra dışarı çıkarıyorlar.O kadar da değil yahu. Memleketin bir de yargısı var.Yargı eften püften gerekçelerle insanları içeri dolduracak olsa hapishane mi yeter?Ben de sayın yazara şunu diyorum: İş gevşek tutulsun,iddiaların, ihbarların üzerine gidilmesin,bir 15 Temmuz daha yaşayalım.Siz bilirsiniz!
HACI CAVCAV 12 Eylül 2017 11:12
1
Bu yorumda isim yerine yazılan h harfi Hacı Cavcav'ın h'si.Yanlışlıkla sadece h harfini yazınca gönderildi.
KARAGÖZ 12 Eylül 2017 21:18
1
Aslında cevap olarak uzun bi metin yazmıştım fakat anlayamacağınızı düşünüp sildim sadece yazarın yazıda belirtilen 17 kriteri resmi ağızlardan mı yoksa gazete olduğunu iddaa eden kağıt parçalarından mı kendine sor bakalım
Karar Okuru 12 Eylül 2017 04:56
Siz mufredati nasil buluyorsunuz? Dunyanin degisen sartlari ile basedebilecek ve ulkesini gelecege tasiyacak bireyler yetistirebilir mi?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN