Hasbahçedeki güller

Dün bir gazetenin ‘Hasbahçe’de inşaat’ diye özetlenebilecek bir manşetlemesiyle başladım güne. Başka şey yok muydu bu olağanüstü günlerde derseniz, yoktu. Hasbahçe neresidir? Topkapı Sarayı’nın bahçesidir.

Ne olmuş? Bir ilçe belediyesinin başvurusu üzerine 1. dereceden SİT alanı olan bu yer, ilgili kurulun kararıyla 3. dereceden SİT alanına çevrilmiş. Yani üzerindeki koruma kalkanı zayıflatılmış.

Sonrası? “Kontrollü inşaat” için zemin oluşmuş.

Sepetçiler Kasrı’ndan Ahırkapı’ya kadar olan kısmı içeren bu değişiklik niçin yapıldı, kimlerin ne niyeti var, bilemem. Müthiş güzel şeyler mi yapılacak onu da bilmiyorum.

Belki de önüne yol ilave ederek ‘kara suru’ hâline getirdiğimiz şehir surları yeniden aslına rücû edecektir!

Ama fakat lâkin insaf be birader.

Dünyaya üç asır nizâmat veren bir mekânın atmosferiyle, görünümüyle oynanma ihtimali bu kadar kolay mı oluyor?

Çok eskiden bir gazetenin köşesinde titri de profesör olan bir zât-ı nâşerifin evlerden uzak şöyle bir cevizesine rastlamış idim: “Efendim, Ayasofya Bizans eseri, Sultanahmet Osmanlı eseri. Peki hani bizim cumhuriyetimizin eseri. Bu iki eser arasına derhal bir cumhuriyet eseri kondurmamız icabeder.” Al, yap deseler, kuşkunuz olmasın konduracaktı o binayı.

Ayasofya’nın hemen altında, o muhteşem kubbeye ve Boğaz’a, Marmara’ya bakarak 18 yıl oturmuş ve o bahsedilen güzergâhı her gün iki defa katetmiş biri olarak ister istemez şöyle bir duruyor ve kelimeleri epeyce eksilterek şey diyorum: Yapmayınız. İnşaat.

Gidiniz köyünüzde araziniz varsa, izin alıp istediğiniz uygun inşaatı yapınız ve güle güle oturunuz. Ama bir milletin, bir medeniyetin sayısız değerli sembolünü ve hatırasını içinde barındıran, sadelik ve asaletin zirve yapılarından biri olan bu mekâna aslında olmayan bir eklenti inşaatı bırakın yapmayı, varsa olanları da yıkınız.

Ve içinizdeki inşaat canavarını durdurunuz.

Şemsipaşa’da neler olduğunu görmedik mi? Yarın Kabataş’taki o martı ucubesi bittiğinde Beşiktaş’tan bakınca artık asla göremeyeceğiniz şehir silüetinin eksikliğini hissettiğinizde görmeyecek misiniz? Her şey rant değil. İstanbul’un son güzelliğini de inşaatladığınızda, paranın seyredilmeyen ve esmeyen bir şey olduğunu anlayacaksınız.

Hani bir otobüs durağı bile yapılırken halka sorulacaktı?

“Lime tegûlune mâ lâ tefalûn”?

İnşaallah yanılıyoruzdur. Birisi orada neyin imha değil de ihyâ edileceğini açıklar da, biz de rahatlarız.

CESUR YÜREK

Çocukların resim ve kelimelerle kurdukları dolaysız ve hesapsız ilişki bazan olağanüstü sonuçları beraberinde getiriyor. Geçen birdenbire böyle bir şeyle karşılaştım. Elif Uysal (11) isimli kardeşimizin yazdığı şiiri sizinle paylaşıyorum; çocuklar eksilmesin pencerelerden.

17-10/14/wwwwww.jpg

ANONS: BİR HOCA

1971 yılında vefat eden değerli âlim ve 15. Diyanet İşleri Başkanımız Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendiyi rahmetle anıyorum. Kendisi her hâlükârda görüşlerinden taviz vermemesiyle tanınmış, herkesin hürmet ettiği bir âlim idi. Yazmış olduğu Hukuk-u İslamiyye isimli eser ABD tarafından ödüle layık görülmüştü. Ancak kendisi ödülü almadığı gibi “nerede hata yaptım da bunlar benden hoşlandı?” diye dertlenmiş idi. Merhuma tekrar Allah’tan rahmet diliyorum.

17-10/14/56565565.jpg

YORUMLAR (8)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
8 Yorum