Back To Top
Devletin devletinden herkesin devletine...

Devletin devletinden herkesin devletine...

- A +

12Eylül askeri darbesinin üzerinden 38 sene geçti. Yetmedi, o günden bugüne 28 Şubat (1997) süreci ve 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. 28 Şubat, 12 Eylül’den farklı olarak askerin doğrudan yönetimde olmadığı ve toplumun belirli kesimini hedef alan bir darbe türüydü. Yine askerin istediği oldu ve sadece dindar kesimin görünürlüğüyle, bu kesimin siyasi temsili, sivil toplum örgütlenmesi ve bütün olarak kamu yönetimindeki varlığı hedef alındı. 28 Şubat da 15 Temmuz da farklı amaçlar taşımakla birlikte esasen askerin kendinde gördüğü yönetme imtiyazının tezahürleriydi. Birincisi zaman içinde, ikincisi de hemen o gece bertaraf edildi. Böylelikle, toplum sahip olduğu demokrasi hakkını, bir kez daha hak ederek kazanmış oldu.

Ne var ki 12 Eylül’ün etkileri, zihniyeti ve siyaset başta olmak üzere birçok ünitede yarattığı tahribat tam olarak asla silinemedi. Çünkü, bu darbe sistem üzerinde direnilmesi zor bir referans seti oluşturdu, darbe sonrası hukuk veri haline geldi. Türkiye, yolunu sanki 12 Eylül’den önce bir demokrasi tecrübesi yaşamamış gibi bu tarihe göre belirlemeye çalıştı. 12 Eylül’ü aşmak bir hedefti ama atılan birçok adım 12 Eylül’e kıyasla yapılabildi; yani hak ettiğinden daha azla yetindi. Bu açıdan, özellikle 15 Temmuz’un hemen Silahlı Kuvvetler’in ve bir bütün olarak ordunun yapısında yaşanan değişiklikler, atama ve terfi modelinin yenilenmesi, askeri liselerin kaldırılması dahil olmak üzere kuvvet komutanlıkları hiyerarşisinin desantralize edilmesi ve en nihayet Genelkurmay Başkanı’nın Savunma Bakanı’na bağlanması fevkalade önemli demokratik adımlar olarak kaydedilmelidir. Bu kadar acı darbe tecrübesi olan ve artık bir daha olmaz derken daha dün 15 Temmuz’u yaşayan bir ülkede askerin sistem içinde geriletilmesi kadar doğru bir hamle olamaz. Ordunun sivil iktidara tabi olması ve kendi iç iktidarının ürettiği vatanın tek sahibi olma psikolojisinin dağıtılması gerekliydi.

***

Elbette Türkiye’nin tek sorunu askerin sivil alandaki etkinliğinin kırılması değildir. Dolayısıyla 12 Eylül’ün ve devamının sistem üzerinde bıraktığı enkaz ve zihinlerdeki tahribatının giderilmesinin tek yolu miltarist geleneği geriletmekle mümkün olamaz. 12 Eylül zihniyet olarak devleti vatandaşa amir ve hayatının her alanına müdahil olarak dahil ettiği için sistemin kılcal damarlarında hâlâ hayat bulabiliyor.

Hem askeri imtiyazcılığın hem yargısal egemenliğin hem de bütün irili ufaklı vesayet teşebbüslerinin panzehiri daha fazla demokrasidir. Güçlü serbest piyasa ekonomisi, teminat altına alınmış temel haklar, vatandaşa sahiplenilme duygusu veren kuvvetler ayrılığı ve şeffaf bir hukuk sistemi… Yani herkesin birlikte sahip olduğu ve yine herkesin birlikte istifade ettiği bir yapı zarurettir. Devlet içinde örgütlenerek veya devlete bir şekilde tesir ederek yönetime sandık dışında ortak olmanın imkansızlaştığı bir model kurmak temel şarttır. Böyle şekillenen bir devlette darbe teşebbüsü şöyle dursun kimse bunu aklından geçirmeye dahi niyetlenemez. Bırakın darbeyi, devlet eliyle ve yoluyla avantaj temin edemez. Yorgan herkesin ortak malı olduğu için kavga da biter…

Bu anlayış hakim kılınırsa 12 Eylül o zaman tarihin tozlu raflarına mahkum olur ve 15 Temmuz zihniyeti de gömülür gider.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 13 Eylül 2018 23:12
Kaytan bıyıklılardan bir haber yok mu ola... 'güçlü serbest piyasa ekonomisi' bu günlerde var mı ola... Hemi de dindara uyar mı ola... Yoğusam arpa torbası boşalan fayton atının kafasını sağa sola sallaması gibi entel takımının kafasını arpa kırıntıları için bir bu yana bir o yana sallaması mı, kafasını 'evet efendim' ci sallaması mı çözüm ola... Borç faizsiz, tarla icarsız (pardon, memleket mi ola) mı ola... Ah A. Nesin ah! Dü bakali n'ola? Glu, glu, gluuu!; milletimmm hindi gibi mi ola (Ayyar Hamza'nın düşünen hindisi mi ola), battı da su yutar
KARAR OKURU 13 Eylül 2018 13:03
Gazetelerin kalite gosterisi yayinlanan degil, iktidar elestirisi yapan yazmadiklari/yayinlamadiklari yazilardir...
KARAR OKURU 13 Eylül 2018 09:29
Tebrikler şahane bir bakışı açısı. Umarım ders alması gerekenler okur.
KARAR OKURU 13 Eylül 2018 09:19
Mustafa Bey! Mustafa Bey! Masa başında dalmışsınız efendim. Televizyonda açık kalmış. Üşüteceksiniz! İsterseniz odanıza geçin! Daha rahat uyuyabilirsiniz.
Volkan Erol 13 Eylül 2018 04:17
Muhsin Batur, özel sohbetlerinde Menderes'i nasil tutukladigini, Ankara'nin uzerinde jetleri nasil ucurdugunu anlatirken, adeta dunya meydan muharebesini kazainmiş bir mareşal gibi gururla anlatirdi.. 27 Mayis da ordudan atilan rurtbeli sayisi 7 bin. 1960 lar Feto vb zehirli tohumlarin ekildigi yillar. 12 Eylul, Sag-Sol belasindan kurtulalim derken, zehirli tohumlarin devlet bunyesinde yeşertildigi yillar. Fetö'yu devlet icine sokan, koruyan ve buyuten; Kasim Gulek.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN