Back To Top
Geri dönüşsüz yollar

Geri dönüşsüz yollar

 - Son Güncelleme: 13.02.2018 Salı 00:23
- A +

Her hamle, her demeç, her resmi ya da gayrı resmi açıklama; hasılı her gelişme, Afrin’le başlayan sürecin şu saatten sonra yarım bırakılmasının imkansızlığını ortaya koyuyor. Başlangıç günlerinde belki uluslararası meşruiyet açısından anlamı vardı ama bugün ABD ve Rusya’nın da dahil olduğu uluslararası güçlerin Afrin operasyonuna şöyle ya da böyle itiraz etmemiş olması yeterli destek olarak kayda geçmiyor.

Türkiye, sahada da masada da kartlarını açık oynamayı seçti, yolunu böyle çiziyor. Afrin herakatının ‘tema’sı ve planlaması YPG/PKK terörünün bertaraf edilmesi üzerine kurulu olmakla birlikte, siyasi anlamı şimdiden bunun çok ötesine taşınmış bulunuyor.

***

Bir yandan Afrin-Münbiç-Fırat’ın doğusunu kapsayan hattın temizlenmesi planının ilanı, bir yandan da özellikle ABD’ye yönelik kesin tavırdan anlaşılacak budur.

Önce Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve en nihayet Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamalarından anlaşılan o ki Türkiye, ABD’yi tümüyle gözden çıkarmaya hazır bir noktada bunuyor. Bozdağ, “Bizi ikna etmeye gelmeyin” dedi, Çavuşoğlu, “Tillerson görüşmesinde ilişkiler ya düzelecek ya da tamamen bozulacak” diye devam etti. Yıldırım ise, “ABD aklını başına alsın” diyerek iki ülke arasındaki ilişkilerin kritik seviyesini olabilecek en net şekilde tanımladı. Bütün bu açıklamalar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haftalardır ABD bağlamında yürüttüğü açık diplomasinin tamamlayıcı cümleleridir. Bilinen deyimle ve açık ifadeyle bir devlet politikasının yansımalarını duymaktayız. İki ülke ilişkileri tarihinde en ileri sözlerin söylendiği bir noktadayız… Tıpkı, Afrin harekatının geri dönüşsüzlüğü gibi, en yetkili ağızlardan gelen bu sözler de anlamlı bir adım atılmadığı müddetçe diplomatik geri dönüşsüzlüğe işaret ediyor.

Ankara apaçık bir şekilde, ABD’nin “Afrin-Münbiç ve Fırat’ın doğusunun terörden arındırılması” paketinden uzak durması halinde, ‘stratejik ortağı’ bir müttefik olarak da denklemden çıkarma eğilimini gizlemiyor. Böyle bir finali göze alabileceğini ifade etmekten kesinlikle çekinmiyor.

En nihayet, PKK terörü gibi Türkiye’nin bir numaralı meselesinde ABD’den destek alamadıktan sonra başka ittifaka ne hacet noktasında bulunuyoruz.

***

Bu noktaya nasıl gelindi? Birkaç yıllık problemler dizisi var ama yakın dönemi tarayalım… Önce, ABD yönetiminde kafa karışıklığı, belirsizlik, tutarsızlık var denilerek bir anlamda muhataplarımıza süre tanındı. Ne var ki kısa sürede Beyaz Saray’ın, Pentagon’un ve Dışişleri’nin Türkiye konusunda bir kafa karışıklığı olmadığı gibi hiçbir başka meselede görülmediği kadar antipatik bir tutumda ortak hareket ettiklerini gösterdi. Ankara’nın ilettiği hiçbir duyarlılığın bu merkezlerde karşılık bulmadığı anlaşıldı. YPG’nin silahlandırılması, silahların toplanma programı açıklanmaması, YPG gruplarının intikaline izin verilmesi ve en önemlisi de Münbiç konusunda tekrarlanan hassasiyete duyarsız kalınması bardağı taşırıp durdu.

Tekrara gerek yok, Türkiye uzun ve zorlu bir koridorda bulunuyor. Yine tekrara gerek yok; askeri ve diplomatik mücadeleyi sonuna kadar soğukkanlı olan kazanacaktır. Sadece cephede değil masada da üstelik birden çok masada soğukkanlı olmak mecburiyeti vardır. Güvenlik kaygısını bertaraf etmenin en ideal hali, uluslararası güçlerin de bir parçası olduğu düzenin tesisiyle temin edilebilir.

Soğukkanlılık ve müttefik hukukuna riayet iki tarafladır. İki ülke arasındaki ilişkilere hassasiyet göstermek Türkiye’nin olduğu kadar ABD’nin de sorumluluğundadır.

Diğer Yazıları

Yorumlar

KARAR OKURU 13 Şubat 2018 14:16
Abov ne guzel yazı muttefiklik iki tarafliymis binlerce tir silahı pkk ya biz verdik değilmi bey yazar
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 13:16
bizim hükümetin üslubu, bir yol bulalım bu sorunu halledelim üslubu değil. erkeksen çık dışarı üslubu. acaba hükümet abd ile sıcak çatışmanın maliyetini (ekonomik, beşeri ve askeri) hiç hesapladı mı da böyle bodoslama gidiyor.
kadir 14 Şubat 2018 11:35
1
Sınırımızda kurulacak bir pkk devleti ile seni zayıf bir anında savaştırıp doğu ve güneydoğuyu elinden alacaklar. Bu zaten bir varoluş mücadelesidir. Korkuyorsan kendine avrupada bir mekan bul
Sumeyye 13 Şubat 2018 12:38
sahi suriye'de neden savas cikarrtik?
kadir 14 Şubat 2018 11:36
4
Bir gözlük doktoruna gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 08:32
daha bu sabah trump; abd bütçesinden yaklaekşık 800 milyon doları ypg ve icraatı için talep etti. yani ypg desteklenmeye devam edilecek. biz de hala abd'nin dostluğunu?! kazanmak çabasındayız.
vicdan 13 Şubat 2018 06:09
iran’ın toprak bütünlüğü (oradaki Kürtler varlığını acem/şii varlığına armağan etsin) ırak’ın toprak bütünlüğü (oradaki Kürtler varlığını arap/şii varlığına armağan etsin) suriye’nin toprak bütünlüğü (oradaki Kürtler varlığını arap/nusayri varlığına armağan etsin). Türkiye’nin toprak bütünlüğü (buradaki Kürtler varlığını türk varlığına armağan etsin) . bu mu geri dönüşsüz yol! sayın yazar bir günde Şeyh Sait ayaklanmasını ve sonrasında yapılanları anlatta, "dönüşsüz yolun" "çıkmaz sokak" olduğunu
Bahtiyar Kavık 13 Şubat 2018 08:03
6
Saçmaladınız kardeşce yaşamak varken her kabileye, her ırka devlet mi kuralım.....
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 11:25
7
Peki siz, Haziran 2015 seçimlerinde AKP oy kaybı verince, üst aklın "Salla düșecekler" sinyaline uyup, Kürt açılımını öldürenlere ne diyorsunuz? Ki bu açılım, 80 yıllık TC tarihinde ilk defa Kürde Kürt diyen ve kendi iktidarını tehlikeye atmak pahasına bu açılımı hayata geçiren Erdoğanlı Ak parti döneminde gerçeklești. Hendek kazanlar, hendeklerinde boğuluyorlar diye üzülelim mi?
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 13:28
5
@Bahtiyar Kavık: Kardeşce mi? Haziran 2015'e kadar Kürtler "kardeş" di. HDP'nin yükeselişini görünce ve "Seni Başkan yaptırmayacağız" slogan'dan sonra "kardeşlere" karşı savaş acıldı. Kardeşlikden bahsetmeyin.
cevat karakalem 13 Şubat 2018 04:43
Afrin'den YPG'nin anlasma ilecekilmesi ve Turkiye kontrolune gecmesi,Munbic'ten YPG'nin cekilmesi ve yonetimin Arap agirlikli yerel konseye birakilmasi ve Firat'in dogusunda 30km'lik guvenlik kusagi bence cok makul bir oneri su sartlarda.Umarim buna yakin bir plan uzerinden ABD ile anlasma saglanir.Tabii is sadece Suriye'de bitmiyor. Misir ile iliskilerin yola konmasi ve Katar konusu da bu gorusmelerde gundeme gelecektir.ABDnin ana hedefi Iran'i sinirlamak bu yuzden YPG'ye ihtiyac duyuyor hala.Iran'in etkisinin kontrol altina alinmasi Turkiye'nin de cikarinadir.
Bahtiyar Kavık 13 Şubat 2018 08:01
3
Türkiye yide sınırlamak değilimdir, hatta asıl Türkiye yi snırlamaktır majdatları
kadir 14 Şubat 2018 11:55
0
Sen hala Abd ile ortak hareket etmemizden dem vuruyorsun. Hadi yılan ile yatağa girdin. bir sokuldun sesin çıkmadı. İki sokuldun sesin çıkmadı. Hep böyle devam edecek değil ya. Bir yerde kuyruğuna basmak lazım
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 03:05
Elhak dogru tespit yapmışsınız.
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 01:46
Sayın Karaalioğlu tespitleriniz ve uyarılarınız çok önemli
KARAR OKURU 13 Şubat 2018 01:02
Stratejik ortaklığın devamında karar kılındığını açıklamadı mı sayın İbrahim kalın? Ben yanlış mı okudum acaba?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN