Back To Top
Eğitimde reform ama nasıl?

Eğitimde reform ama nasıl?

- A +

Eğitim-öğretim söz konusu olduğunda geçmişe gitmek ve yaşananları tekrar tekrar tahlil etmek kaçınılmaz bir durum ancak geçmişe fazla takılı kalınca bu kez de önümüzü göremiyoruz.

***

Geçen hafta 8 ya da 9. sınıfın baraj sınıfı olarak belirlenmesi ve her öğrenciye akademik eğitim dayatmasından vazgeçilmesi gerektiğini vurgulamıştım.

Yeni sistemin hedefi öğrencilerin doğru yönlendirilmesi ve bunun için de herkesin kabul edeceği kriterlere sahip bir öğrenci Bireysel Takip Sistemi’nin (BTS) oluşturulması gerekiyor.

BTS ile öğrenci kazanımları düzenli takip edilmeli ve elde edilen veriler ışığında da öğrenciler lisede hangi tür müfredat yoğunluklu okullara yönlendirilecekleri ile ilgili net kriterler oluşturulmalı.

İstenen akademik yeterliliğe sahip olamayan öğrenciler mesleki eğitime yönlendirilmeli ve bu işin de sulandırılmasına izin verilmemelidir.

Kontenjan yetersizliği ve yüksek talep nedeniyle gözde (nitelikli(?)) okullar için ise yeterli BTS sonuçlarına sahip öğrencilerin girebildiği öğrenci seçme sınav-değerlendirmeleri yapılmalı. Nitekim 90’lı yıllara kadar Fen ve Anadolu Liseleri sınavlarına her öğrenci başvuramazdı.

Mesleki eğitim veren okullardaki çok tercih edilen bölümler için de benzer kıstaslar getirilmeli.

Spor ve Güzel Sanatlar Lisesi gibi özel yetenekle öğrenci alan okullara öğrenci kabulünde ulusal ve uluslararası başarılar elde etmiş, gelecek vaat eden öğrenciler için + puan verilmeli ve bu öğrenciler için kontenjanlar ayrılmalıdır.

Bu tür bir yönlendirme için en az 2 yıllık bir geçiş süreci planlanmalı veli-öğrenci bu sürece hazırlanmalıdır.

***

Lise ders müfredatları da BTS ortalama değerlerine göre hazırlanmalıdır. Okul türü, alan, yeterlilik vb. kriterlere bakılarak verilecek ders içeriği ve seviyesi belirlenmelidir.

Bugün olduğu gibi fen lisesindeki öğrenci ile meslek lisesindeki öğrenciye -sanki aynı seviyedelermiş gibi- logaritma öğretme dayatmasından vazgeçilmeli.

Akademik eğitim vermeyen okul türlerinde de asıl hedef gençlerin alt yapılarını tamamlamak ve mesleki başarılarını arttıracak kazanım ve becerileri kazandırmak olmalı.

Böyle bir yönlendirmeyi başarı ile gerçekleştirebilir ve herkese aynı müfredatı dayatma hastalığından vazgeçersek bugün olduğu gibi milyonlarca gencin hiçbir mesleki beceri kazanmadan üniversite önlerine yığılmasını da büyük ölçüde engellenmiş oluruz.

***

Çevremiz işsiz ziraat, inşaat, makine, çevre vb. mühendisleri, biyolog, kimyager vb. ile dolu.

“Neden?” sorusuna cevap vermeyeceğim, çünkü sebebini hepimiz biliyoruz.

Batı’nın alt yapısını görmezden gelip, doğrularını yapmak yerine ideolojik körlükle meslek liselerinin ruhuna Fatiha okur ve binlerce yıllık başarılı çıraklık sistemini çağa uydurmak yerine çocuk işçiliği istismarcılığı üzerinden değerlendirip yok eder, kaynaklarımız sanki sınırsızmış gibi har vurup harman savurursak olacağı budur.

Bu nedenle ülkemizin geleceği öğrencilerin doğru yönlendirilmesi ve mesleki eğitimin sorunlarının çözülmesine bağlı.

Herkes mühendis, doktor vs. olamayacağına göre meslek edinme yaşını erkene çekebilmemiz şart.

H H H

Her yıl 1 milyondan fazla gencimiz liselerden mezun oluyor ve 2 milyondan fazla genç üniversite sınavına giriyor. Halbuki biz bu gençlerin yarısından fazlasını üniversiteye gitmeden piyasaya iş gücü olarak sokabilmeliydik.

Lise çağındaki gençlerin yarısından fazlası mesleki okullara gitse de piyasada iş bulamıyor. Bulanların da büyük kısmı istenen vasıflara sahip ol(a)madığı için aldıkları maaşlar asgari ücreti geçemiyor.

Devletimizin yapması gereken; asgari ücreti yapay yolla yükseltmek değil, meslek liselerinin kalitesini arttıracak ve piyasanın kalifiye eleman eksikliğini giderecek tedbirler almak olmalı. Nitelikli iş gücü arttıkça bireylerinde kazançları devlet zoru olmadan kendiliğinden artacaktır.

Hatır ve gönülü bir kenara bırakarak böyle bir reforma cesaret eden bir hükümete halk başlangıçta kızsa da ileride muhakkak hayırla yâd edecektir.

Güçlü bir Türkiye ancak böyle bir cesaretle kurulabilir.

Not: Yeni dönemde Milli Eğitim Bakanı olan Ziya Selçuk’u öncelikle tebrik eder ve böyle bir cesareti göstermesini temenni ederim. Ve umarım ilk iş olarak sınıf geçme sistemindeki başıboşluğa el atar.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Sayın Şenol Kaluç, Ben bir öğretmenim. Yazınızı ilgi ile okudum. Her satırına katılıyorum. İyi niyetle sizin söylediklerinizi veya benzerini yapacaklarına inanıyorum ancak bunları yaparken öyle açıklar bırakıyorlar ki (en azından şu ana kadar yapılan yeniliklerde bu durum böyleydi) asıl maksada erişilmesi mümkün olmuyor. Yani zincirin halkalarını çok sağlam yapıyorsun ancak arada bazı çürük halka olması sağlamların önemini ortadan kaldırıyor. Maalesef hep böyle oldu. Gene de köşenizde bu konuları işlediğiniz için çok teşekkür
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN