Back To Top
Şiiliği biliyor muyuz?

Şiiliği biliyor muyuz?

- A +

Suriye’de yaşananlar Türkiye’nin geçmiş birtakım hastalıklarının da nüksetmesine yol açtığı için farkında olmadan ikiye bölünebiliyoruz. Mezhepler üstü bakmaya çalışanlarımız bile farkında olmadan bir noktada mezhepçilik tuzağına düşebiliyor. Muhafazakâr çevreler kendiliğinden Sünniliğe savrulurken Aleviler, Kemalist ve Solcular ise Sünnilikten hoşlanmadıkları için Şiiliği destekler görünüyor. Buna rağmen Sol-Kemalistlerin bir kısmı İslam ve Sünnilikten hoşlanmasalar bile kültürel kodlama olarak Kürt sorununda nasıl Türkçülüğe sapabiliyorsa bu konuda da bir noktadan sonra Sünniliğe meyledebiliyor. Ancak kimsenin Şiilik hakkında doğru düzgün bilgisi yok.

Sıradan bir vatandaş basında yazılanlardan yola çıkarak Şiiliği İran’a has bir inanç sanabilir. Tüm Arapları Müslüman sanmamız gibi Şiileri de İran ve Farslardan ibaret sanıyoruz. Bu nedenle Suriye üzerinden Şiiliğe vurmanın ya da Şiilik üzerinden Suriye’yi okumanın açmazlarını bir türlü fark edemiyoruz ve de sık sık tahlil hataları yapılması kaçınılmaz oluyor.

Geçmişten bugüne en büyük yanılgımız, Şiiliği Mecusilik ve Perslilikle ilişkilendirirken bu ilişkiyi abartmamız. Bu ilişkiyi o kadar temelsiz kullanıyoruz ki bu bize tarih bilmemenin bir hediyesi. Şiiliğin bugün kısmen İran ve çevresine sıkışmışlığı üzerinden geçmişte de böyle olduğunu sanıyor ve anakronik (tarih dışılık) bir hataya düşüyoruz.

İran ne zaman Şii oldu? Bilen yok ama sallayan çok. Uzatmayalım, İran’ın Şiiliği sanıldığı kadar eski değil. Ne Hz. Ömer’in fethine tepki ne de Emevi Hanedanına karşı soylu aileyi tutma yoluyla İslam’dan intikam alma girişimi. Tam tersi, İran asırlarca Şiilikten çok Sünniliğin kalesi olmuş.

Bugünkü İran’ı Şiiliğin merkezi haline getirenler Şah İsmail ve Türkler. Bugün İran nüfusunun büyük bir kısmını Şii ve Alevi Türkler oluşturuyor ve yine İran Pehlevi Hanedanına kadar bin yıla yakın bir süreyle Türkler tarafından idare edilmiş. Ancak Osmanlı’nın Sünniliği tercih etmesi sonucu bizde Türklüğü Sünniliğe indirgeyen tarihsel bir mit inşa edilmiş. Cumhuriyet de bu miti devam ettirdiği için Safevî İmparatorluğuna Cumhurbaşkanlığı forsunda yer verilmiyor. Yazarımız Alaattin Karaca’nın son iki yazısı bu konuda bize fikir verebilecek öğeler taşıyor.

Bu nedenle, Azeriler söz konusu olduğunda sık sık “tek millet, iki devlet” derken köşelerde Şiiliğe bu kadar saydırmamız biraz tuhaf kaçmıyor mu? Osmanlı-Safevi çekişmesinin yadigârı mezhepçiliğimiz o denli derin ki; rahmetli Özal bile aynı hataya düşmüş; Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgaline tepki göstermesi istenildiğinde “Biz Sünni onlar Şii. İran’dan yardım istesinler” minvalinde talihsiz sözler sarf edebilmişti.

Suriye sorununda maalesef baştan beri ne İran ne de Şiilik faktörü dış politikamızı belirleyenlerce yeterince anlaşılabildi ve dikkate alındı. Aynı 3. Köprüye isim verirken dışarıya mesaj vereceğiz derken toplumumuzun bir kesimini rahatsız edebileceğimizi hiç düşün(e)mediğimiz gibi… Suriye’yi değerlendirirken de hep Nusayriler azınlık Sünniler çoğunluk diyerek, Arap baharının etkisiyle despot iktidarın bir darbede yıkılacağı zehabına kapıldık.

Suriye’de Nusayriler iktidarda gözükse de Sünni aşiretlerin de iktidardaki paylaşımda söz sahibi oldukları, ülke kaynaklarının bir şekilde paylaşıldığı bu nedenle rejime çok ciddi bir iç desteğin olduğu Türkiye tarafından görmezden gelindi.

Suriye burnumuzun dibinde olduğu ve milyonlarca muhacire ev sahipliği yaptığımız için dikkat kesilmemiz normal ama körfez ülkelerinde ve de Yemen’de egemen devletlerin Esed’den farksız uygulamalarının bizleri rahatsız etmemesi tuhaf değil mi? Halep’e gözyaşı dökerken zulmün mezhep sormadığı başka yerleri neden unutuyoruz. Sünni değil de Şii olmaları mı sebep ya da kızdığımız beş büyük gibi bizimde mi gizli ajandalarımız var? Sahi bir de Boko Haram vardı değil mi? Müslümanlar olarak bir karikatür için dünyaları yıkarken çok da umursamadığımız…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
O k u r 30 Aralık 2016 08:21
Belli ki söylediğiniz bazı şeyleri siz yeni öğrenmiş ve hayrete düşmüşsünüz... Ama neden sizden başka herkesi bununla itham ediyorsunuz. Ayrıca dış destek olmasa çoktan düşecek Suriye rejiminin ayakta kalmasını çok yanlış bir nedene bağlamış ve bu yanlış içinde olmayanları da basiretsizlikle suçlamışsınız. Hem kel hem fodul misali, isabetsiz görüşlerle üst perdeden iddia sahibi olunmaz.
Adnan sahbaz 29 Aralık 2016 18:12
Tamamda bilader yazını sonuna kadar okudum. Yanlış anladığımız şiiliğin ne oldugunu bulamadım. Allah rızası icin bizi aydinlatirmisin şiilik nedir?
KARAR OKURU 29 Aralık 2016 09:17
Zulümün Mezhebi olmaz, devletlerin yalnızca çıkarları ve politikaları vardır. Yazar çok yerinde tespitlerde bulunmuş.
MUHAMMET APAYDIN 28 Aralık 2016 23:02
Tebrik ederim, gerçekleri bütün "acı"lığıyla ortaya koymuşsunuz; dileyelim, bunu görüp anlamak istemeyenlere biraz "idrak" verir Allah!
ramazan gün 28 Aralık 2016 22:36
sen şii misin, sünni misin?.. işte bütün mesele... bunun dışında, herhangi söylenen bir argümanın, herhangi bir şart ve zaman altında, herhangi bir yer ve bakış açısıyla doğru olacağı bir vakıa ve sen bu manada yukarıdakicümleleri peşpeşe sıraladığında, herhangi bir yer, zaman ve bakış ile doğru görünmesi vaziyetine sığınarak ne elde edeceksin ki?... yani haklısın desem ne yanlışsın desem ne?.. sonra... 'mezheplerüstü' ne demek?.. mesela fetonun 'dinlerüstü' gibi mi?... ve genelde mezhebe takılmayalım lafzı özellikle sünni bölgelerde şii sızma hamlesinin birincil kelamıdır... diğeri de sünniyim deyip hep şiiliğe referans veren lafızcılık... şiiyim dese kimse iplemeyecek... sonra... imam rabbani 'şiiliği zemmetmiş, reddetmiş, neredeyse dini içten yıkan kafir demişken, seni miyoksa onu mu dinlemeliyim?.. yada gazaliyi mi, veya imam azamımı seni mi?... üzgünüm; hiç şansın yok;sureta dahi zira adamların şöhreti dahi senden misli ile büyük, yazdıkları sayfa sayısı senin okuduklarından fazla.. dışyüzden bile kıyas kabul etmezken!... ve -mesela- ben sünniyim (ne kadar layıkım ayrı dava) eğer sünniliğin şurasını burasını beğenmiyor olsam, veya sünni olup şiaya beğeni sunsam; o halde ben neden sünniyim diyorum ki, gider şii olurum zira hem sünniyim deyip ardından şiiliği beğenirsem iki yüzlü olurum... sonra.. teorik olarak şiilik reddedilen bir durumken, seninde yukarıda saydığın tarihi siyasal özetle sosyal alanda şiilerin durumu ile ilgili meselelerde soyut bir iyi veya kötü demememin, bana bunu tasdik ettirmiş olmanın sana ne faydası olacak, şiilere ne faydası... şiiliğin türkmenlerde yoğun olduğu doğru, türk olmaları sebebiyle bir şiiyi bir sünniye tercih etmem neden mümkün olsun ki?... pekive dahası, iranın adi neden İRAN?.. neden bu paçasızlar farsiya benzeri bir isim yerine ARİAN ismini tercih etmiş, ettirilmişler?.. ve bir ipucu; şiilik de tıpkı sosyalizm gibidir; çok iyi propaganda edilebilir fakat asla uygulanamaz!... yani iran, yada iran halkı, şiiler, asla şiiliği yaşayamazlar... bunu bildiği için iran şiiliği tıpkı sovyet gibi sadece dışarıya propaganda unsuru olarak kullanır... ooops; demokrasi ve propagandisti batı da aynen!...
Ekrem Hayri Peker 28 Aralık 2016 21:05
2011 yılında Suriye2de olaylar patlak verince Bursa'da yerel bir TV kanalını aradım. Haber müdürüne "Suriye ve Yemen'de yaşayanlara niye Şii diyorsunuz, Osmanlı Devleti Suriye'dekilere Nusayri, Yemen'dekilere İmami (Caferi) diyordu. Üstelik suriye'de mezhep kökenli bir ayaklanma yaşanmadı" dediğimde bana Anadolu ajansı'ndan böyle geliyor dendi. "Anlaşıldı"dedim."Orta Doğu'da mezhep savaşları başlatılıyor". Maalesef ülkemizdeki ulema da,tarikatçılarda, Kardavi de buna destek verdi.Bu politikaların sonunda Irak ve Suriye'de etkin olmayan İran güç kazandı.
Hak 28 Aralık 2016 17:26
Ehli sünnetin içinden böyle düşünenler in olması insanın içini ferahlatıyor yandaş yalaka cahil basın 24saat Şii düşmanlığı yapmakla meşgul. Halk desen onlar dünden razı yorumlara bakınca durumun veyametini daha iyi anlayabiliyoruz. Balık baştan kokmuş zaten.
KARAR OKURU 28 Aralık 2016 14:24
Kalleşligin islam örtüsü ile örtüldügü sapkınların inancı şia biliyoruz evet
Erkan Doğan 28 Aralık 2016 11:51
bak kardeş yanlış yerde iş tutuyorsun. bunlar alevileri bölmek için kırk takla atar. Sapına kadar emperyaldirler yani. Fetih için silahı olmadığından islamı kullanırlar. onun için boşuna anlatma kimse dinlemez. mensubu olduğun toplumun gözünde de hain olma
Ali avcu 28 Aralık 2016 11:31
Çok yerinde bir değerlendirme olmuş. Ancak iranda ciddi bir Alevi Türk nüfus olduğu iddias doğru değil. Alevilerle kimi kastettiğinizi anlamadım.
Sol Kemalistim. Yazınızı ilk defa okudum. Siyaset yapmadan, yalpalamadan çok güzel yazmışsınız. Kaleminize sağlık.
KARAR OKURU 28 Aralık 2016 04:03
Bu yaziyi okuduktan sonra Siiligi ogrenecegimi dusunmustum, ama yanilmisim. Umarim bir sonraki yazinizda bu konuda bizleri daha fazla aydinlatirsiniz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN