Back To Top
Bana Suriye hakkında ne düşündüğünü söyle...

Bana Suriye hakkında ne düşündüğünü söyle...

 - Son Güncelleme: 16.04.2018 Pazartesi 00:23
- A +

Döne Kuvvet'in kızı Nadire, Reyhanlı Belediyesi yakınında bir hediyelik eşya mağazasında çalışıyordu. Öğle yemeği için eve gelmişti. O sırada evde o gün şehir dışından ziyaretlerine gelmiş diğer kızı Kübra ve henüz 1.5 yaşındaki kızı Fatma Nur da vardı. Fatma Nur, teyzesiyle birlikte gitmek istedi. Torunun başına kırmızı kurdelasını bağlayıp teyzesiyle dükkana gönderen Döne Hanım, biraz sonra büyük bir gürültüyle sarsıldı. Belediyenin yanına doğru koştu. Yer yarılmıştı. Kızını ve torununu birbirine sarılmış olarak buldu, ceset parçalarını kendi eliyle topladı. İsyan ederken çekilmiş o fotoğrafı Reyhanlı Katliamı'nın da sembolü oldu.

11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı'nın en merkezi noktalarında üç dakika arayla patlayan iki bomba yüklü araç, Döne Hanım'ın kızı ve torunu gibi 55 insanı aramızdan aldı.

Katliamın failleri yakalandı. Başta bir numaralı sanık Nasir Eskiocak olmak üzere, dokuz sanık 53’er kez ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldılar.

İddianameye göre saldırının arkasındaki isim Suriye istihbaratı Muhaberat’ın yöneticilerinden Ebu Firas kod adlı Anas Asalieh’di.

1 Mart 2013 günü Anas Asalieh (Ebu Firas) Hatay Yayladağ kara hudut kapısından Türkiye'ye gelmiş, görüşmeler yapmış, 16 Nisan 2013 günü ise patlayıcıların illegal yollardan Türkiye'ye getirilmesinde görevlendirilen Yusuf Nazik ve Nasir Eskiocak Suriye'ye gitmişlerdi.

2 Mayıs 2013, katliamın organizatörleri tekrar Suriye’ye giderek Beşar Esad'ın halasının oğlu, Suriye muhaberatında çalışan Abu Hafız ile görüşmelerde bulunmuştu. Aynı günün sabahı katliamın bir numaralı ismi Nasir Eskiocak, Kesep'teki Şebbiha komutanıyla telefonda görüşmüş, öğleden sonra da bir kez daha Yayladağ Kara Hudut Kapısı'ndan Suriye'ye çıkış yapmıştı.

Nasir Eskiocak 9 mayıs günü sabah saatlerinde, Yayladağ Kara Hudut Kapısı'ndan tekrar Türkiye'ye giriş yapmıştı ve bu kez yanında patlayıcılar da vardı.

Saldırı ile ilgili ihbarlar gelmiş ama istihbarat-Emniyet-savcılık arasındaki koordinasyon sorunları nedeniyle Eskiocak’ın sınırı geçmesi engellenememişti.

İzini kaybettirmeyi başaran Eskiocak, patlayıcıları daha önce hazırlanan iki transit aracın özel bölümlerine yüklemiş ve ihbarlarda hedefinin Ankara olduğu söylenen iki bomba yüklü araç Reyhanlı merkezde ard arda patlatılmıştı.

O gün Reyhanlı’da 55 masum sivilin başına gelen, yedi yıldır Suriye’de her gün Suriyelilerin başına gelenlerin bir benzeriydi.

Ama nedense 40 yıldır ayakta kalmak için kendi vatandaşlarını topluca öldürmekten, terör örgütlerine ev sahipliği yapmaktan, komşularını terörle tehdit etmekten imtina etmemiş bir rejimin bunu yapabileceğine bazıları bir türlü inanmak istemedi.

Hadi 500 bin Suriyeli’nin gözlerimizin önünde jetlerle bombalanan şehirlerde öldürülmesi umurunda olmayanların hayallerindeki emperyalistlere karşı bağımsızlık savaşı veren laik Esad imajını, 55 vatandaşımızın ölümü bile bozamadı.

Herkese vatanseverlik dersi vermeye kalkanlar, bir istihbarat devletinin ülkemizde yaptığı katliama seyirci kalmaya ya da kör testereyle kesilmiş komplo teorilerinin arkasına saklanıp, bu gerçeği inkar etmeye devam ettiler.

Türkiye’de bir parkın korunması için direniş başlatanlara devletin sert müdahalesine karşı sokağa çıkanlar, haklı olarak OHAL’ın kaldırılmasını isteyenler, her türlü muhalif hareketin kriminalize edilmesini, komplolarla karşılanmasını eleştirenler, 40 yıldır bir ailenin diktatörlüğü altında yaşayan insanların, diğer Arap ülkelerinde başlayan isyanlar üzerine sokağa çıkıp isyan etmesiyle empati kurmaya çalışmadılar. Kendileri hakkında yapılmasından hoşlanmadıkları, dış güçlerin maşaları komplo teorilerine inanmayı tercih ettiler.

15 yıldır demokratik seçimlerle iktidarını sürdüren bir iktidarı otoriterleşmeyle suçlayanlar, eleştirilerinde çok rahat diktatörlük kelimesine başvuranlar, komşumuzdaki 40 yıllık diktatörlüğün yanında yer almaktan çekinmediler.

Yedi yıldır yaşanan savaşı görmeyenler, Ruslar tarafından bombalanmamış toprak parçası kalmayan bir ülkede olan bitene ses çıkarmayanlar, rejimin askeri tesislerine düşen ilk Amerikan bombaları üzerine, savaşa hayır pankartlarını kaldırıp, küflü anti-emperyalist sloganları atmayı tutarsızca bulmadılar.

O yüzden muhaliflerin yenildiği, her tarafını ayrı bir ülkenin kontrol ettiği, Rus generallerin itip kalktığı Esad’ın sarayında huzur içinde oturduğu bir Suriye’yi konuşurken artık sadece Suriye konuşmuyoruz.

Türkiye’de nasıl bir dünya, gelecek tasavvur ettiğimizi, demokrasi, insan hakları, hukuk isterken ne kadar samimi olduğumuzu, Türkiye’deki demokrasiye yönelik eleştirilerimizin cemaatsel, mezhepsel, ideolojik ve tepkisel mi yoksa herkesi kuşatan bir ahlaki ve siyasi zemin üzerinden mi olup olmadığını da konuşuyoruz.

Tabii ki Türkiye’nin Suriye ile ilgili dış politikası eleştirilebilir. Türkiye’nin kurduğu ittifaklar, destek verdiği gruplar, pozisyondaki zikzaklar üzerinden bu eleştiriler dillendirilebilir. Açık kapı politikasının zararları, mülteci politikası da bu eleştirilerin hedefi olabilir.

Ama bütün bunları yaparken bir diktatörü, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veren, “dinci”lere karşı laikliği temsil eden adam gibi görmek bambaşka bir siyasi tercihe, sadece Suriye ile ilgili değil Türkiye ile ilgili de siyasi tercihlere tekabül ediyor.

Türkiye’de muhaliflerin Suriye meselesinde ortaya koyduğu tavır, kalabalık muhafazakar kitleler gözünde onlarla ilgili güven sorunlarını artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Türkiye’de beka kaygısı gerekçe gösterilerek yapılan hukuki ve siyasi uygulamaları eleştirirken, Esad’ın beka kaygısıyla yaptıklarına anlayış gösterenlerin tutarsızlığı bir tarafa yazılıyor.

Hukukun, demokrasinin, adaletin tek bir harfinin bile olmadığı, 40 yıllık bir diktatöre söylenemeyen sözler, Türkiye’deki demokratik yollarla seçilmiş meşru iktidarın uygulamalarına ettikleri sözlerin değerini düşürüyor.

Belki çok da umurlarında değil, kitleleri ikna etmek gibi bir dertleri yok. Birlikte yaşadığımız 3.5 milyon Suriyelinin bu pozisyonlarıyla ilgili ne düşündüğünü de belki hiç umursamıyorlar.

Ama en azından Reyhanlı katliamında kızını ve torununu kaybeden Döne Hanım’ın onları dinlediğini arada hatırlamalılar...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 17 Nisan 2018 21:15
Duygularıma tercüman olan bir yazı olmuş. Yorumlardaki eleştrilerde çok tanıdık. "Kardeşim Esad" evet bu söz söylendiğinde henüz rejim uçaklarla kendi şehirlerini bombalamamıştı, Esad bazı reformlar yaparak bazı "iç sorunlarını" çözmeye çalışyordu. En sonunda baas rejimi yeniden hortladı. Türkiye'nin demokrasisine bir sürü eleştiri getirilebilir. Fakat %10 barajını kimlerin niçin getirdiğini biraz internetten araştırın bence. Yorumcular ısrarla katile katil diyememişler. ABD, batı geveleyip durmuşlar. Rusya (Gürcistan, Ukrayna) unutulmuş. Evet evet
KARAR OKURU 17 Nisan 2018 08:12
Kalemine ve vicdanına sağlık Yıldıray bey.Vicdanı aklının esiri olmuş olanlar sizi anlamayacaklar.
Sayın Yıldıray Oğur Gerçekten Suriye Kanlı İç Savaşı 7 Yıldır Tüm Tarafların Çözemediği Durumu Yerinde Tespit Etmişsiniz Bence'de Sadece Türkiye'nin Hatalarını Konuşmak Durumun Vahametini Yok Etmiyor Gözlerini Kapatanlar İçin Sorun Sadece Reis-Cumhur Bu kadar Sığ ve Yanlı Propagandacı Taraf Olmak Bizim Ülkemizin Kaderi Ben Reyhanlı,Suruç,Ankara Sıhhiye,İstanbul Atatürk Hava Alanı ve İnönü Stadındaki Bombalamalarını İster Pkk,İsterse Dhkp-c,İsterse Daiş (Deaş) Yapmış Olsun Hepsi Alçakça ve Haince Terörist Bombalamalardan Tüm Ülkemin Halklar
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 23:38
Ayrıca 40 yıllık diktatöre kim " kardeşim Esad" demişti, muhalefet mi..... Kim birlikte maç seyretti, tatil de mi yapmıştı birlikte... Muhalefet mi yine yoksa...
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 23:33
15 yıldır demokratik seçimlerle derken, demokratik olan neydi mesela, 10 % seçim barajı mı, mesela katılımcı demokrasi mi, yoksa tek yerden yönetilip parmak kaldırılıp indirilen demokrasi mi, lider partisi haline gelen bir iktidar partisi mi mesela... Sahi siz hangi demokratik ülkede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama, demokrasi seçmek demek değil sadece, istediğimi yaparım demek hiç değil. Bu kısmı saçma olmuş yani.
karar okuru 16 Nisan 2018 22:04
Yanlış yerden girilip yanlış sonuçlar üzerine kurgulanmış bir yazı. Tabiiki Esed bir diktatör ve katil. Babasıda öyle idi. İnsanlar bunu inkar ediyor gibi bir yazı haksızlık bence. Terör e gelirsek yazılacak o kadar şey varki şimdi oralar sokma bizi zararlı çıkarsın. Her türlü terörede lanet olsun. Sen ıraktan mısırdan libyadan bahset sonra suriyeden konuşuruz. Tek taraflı suçlamayı herkes yaparki sende onu yapmışsın. Iraktaki ölen çocukların hesabını senmi vereceksin. Yoksa mart teskeresine evet diyenlermi. Ölen çocuklardan tecavüze uğrayan kadın
kararlı okur 16 Nisan 2018 21:09
suriye şu anda bir leş durumunda , leşe üşüşen akbabalar ise kavga etmekteler.
Ayşe 16 Nisan 2018 19:28
Kalemine emeğine sağlık Yıldıray bey. Helal olsun. BİR numarasin
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 19:14
Propaganda için destek istenmiş belli!
külyutmaz 16 Nisan 2018 11:23
Davutoğlu'nun görevden alınmasının esas sebebi olan Rus uçağı krizi sayesinde ( Rusya sayesinde ) bir iç darbeyle köşe kapan pel-ü kan kliği bu sıralar öyle kederli ki ilk başta Yıldıray Oğur bunlardan bahsediyor sandım.Çok garip şekilde aynı tepkileri veriyorlar.Sözün gelişi garip...
KARAR OKURU 17 Nisan 2018 13:38
0
Sayın pek araştırmacı(!) yazarımız ulusalcı laikleri alıp hükumete vurmaya çalışarak aradan senin Kiziroğlunu kotarmaya çalışmış. Bunu dahi anlamamışsın.
Ali Hakan 16 Nisan 2018 10:32
"Müzmin Muhalefet" anlayışından uzak,makûl, mantıklı ve bir gözle hadiselere bakınca gerçeği,gerçekleri bulmak mümkün olabiliyor.....darısı, diğer "müzmin muhalif" okur-yazarların başına .......
Bu soruları Suriye, Libya, ırak'i bu hale getiren, "demokrasi ihracatçısı" Batı ve taseronlarina sormak gerek. Diktatörlük gibi bir sorunları olsaydı, Sisi'yi desteklemezler, Suudi, Ürdün, Katar'a kol kanat germezlerdi. Nedense israil'i rahatsız eden ülkeler seçildi?
M.Ahlatcı 16 Nisan 2018 07:42
Ağzına,kalemine sağlık.
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 07:41
tebrikler...güzel bir yazı olmuş
cevat karakalem 16 Nisan 2018 07:32
Olen kisilerin de bir "insan" oldugunu, hepsini bir hayati, umutlari, istekleri oldugunu bir anlayabilsek.3-4 sene once bombardimanda cocugunu daha anlar once kaybetmis bir babanin yakarisini gosteren bir video vardi.Hala gozlerimin onunde ve olene kadar da aklimdan cikacagini zannetmiyorum. Her turlu gaddarligave zulme hayir, hele ki insnalarin canini hunharca alanlara.
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 06:03
Ucuz polemik olmuş sayın yazar.
Andromeda 16 Nisan 2018 09:38
8
CHP-HDP-PKK güzellemesi yapsaydı polemik olmazdı değil mi?İşine gelmeyince hemen yaftala polemik diye.
Kürşad 16 Nisan 2018 09:43
5
55 masum nnsan kanı ucuz mu ,ucuz insan.
KARAR OKURU 16 Nisan 2018 10:03
5
Ahlaklı ve ilkeli olmak size göre ucuzluk mu?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN