Back To Top
Attila İlhan’ın şiirini özlemişim

Attila İlhan’ın şiirini özlemişim

- A +

Burada, hafta sonlarında biraz şiirle meşgul oluyorum. Bu beni siyasetin haşin havasından bir günlüğüne de olsa kurtarıyor.

Yazarken bir kronoloji gözetmiyorum.

Bir silsile-i meratip de takip etmiyorum.

Ne derler? Doğaçlama. Aklıma
kim düşerse.

Bazen bir şairi özleyip yazıyorum. Bazen bir mısra dilime dolanıyor, o mısraın şairiyle vakit geçirmek istiyorum.

Bazen de, yazmak lazım deyip yazıyorum.

Şair sağcıymış, solcuymuş, ona da
bakmıyorum.

Kimin şiiriyle alışverişim olduysa
yazıyorum.

Bir uzman olarak değil, şiirsiz bir hayat tahayyül edemeyen biri olarak, şiiri şu dünya hayatının nimetlerinden sayan biri olarak...

Bazen, ‘niye İsmet Özel’i yazdın?’ veya ‘niye Nazım Hikmet’i yazdın’ diye biraz tenkit havasında sual eden oluyor.

Onlara da bir diyeceğim yok. Belli ki ‘şiirşinas’ birinin sorusu değil. Allah bahtını açsın. Allah iyilerle karşılaştırsın, ne diyeyim?

“Ulan Ankara ben senin oğlun değil miyim?”

Ve “Sultaniyegah.”

“Çemşid Hun oturmuş tavşan kanı çay içiyor.”

***

Bunlar, arkasında bir takım hatıralarla geçti gözlerimin önünden.

Anlayacağınız, Attila İlhan’ın şiirini özlemişim.

Şiiri kendine mahsustur Attila İlhan’ın.

Sahipsiz kalmamıştır. Bilhassa bizim kuşağımızda, muhatabına ulaşmıştır.

Karşılık bulmasını, biraz da, eski şiirden tevarüs ettiğimiz ahengi inkar etmemesine borçludur.

Divan şiiriyle barışıktır Attila İlhan.

Kemalistliğine karışmıyorum.

Sınırlayıcı buluyorum bir entelektüel için, bir şair için.

Fakat, Attila İlhan’ın şiiri, bir ideoloji gibi sınırlara hapsolmuş sayılmaz. Evet, biraz solculuk. Ama biraz da şiir ne isterse o...

Aşksa, aşk. Şehirse şehir.

“Sisler Bulvarı” ne şiirdi be!

“sisler bulvarına akşam çökmüştü

omuzlarımıza çoktan çökmüştü

kesik birer kol gibi yalnızdık”

“sisler bulvarında öleceğim

sol kasığımdan vuracaklar

bulvar durağında düşeceğim

gözlüklerim kırılacaklar

sen rüyasını göreceksin

çığlık çığlığa uyanacaksın

sabah kapını çalacaklar

beni görünce taş kesileceksin

ağlamayacaksın! Ağlamayacaksın!”

Bizim ilkgençliğimiz 70’lere denk düşüyor.

Sisler bulvarı tam o sisli havaların şiiri.

Ben hiç çekinmeden, Attila İlhan’a ‘büyük şair’ derim.

“ben sana mecburum/adını mıh gibi
aklımda tutuyorum.”

Bu, şiirimizin içine ‘mıh gibi’ çakılı
bir güzelliktir.

“Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor

Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar elimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun”

İstanbul, şiir gibi bir şehirdir.

Başka şehirleri bilirim, dünyada güzel
şehirler var.

Fakat en güzeli İstanbul’dur.

***

Necip Fazıl, Yahya Kemal, Orhan Veli, hep İstanbul’a meftun şairler.

Attila İlhan’ın ‘İstanbul Ağrısı’nı ben İstanbul şiirleri arasında itibarlı bir yere koymak isterim.

Bir başka İstanbul şiiridir o.

Heyecanlıdır.

Okurken tüylerini diken diken
eder adamın.

“sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversiteden
Tophane İskelesinde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor
ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi”

Tabii ki şiir bir bütündür. Benim burada aktardıklarım tadımlık.

Hatırlansın diye art arda sıralıyorum:

“Böyle bir sevmek görülmemiştir.”

“Aysel git başımdan ben sana
göre değilim.”

“Ne kadınlar sevdim zaten yoktular.”

“O mahur beste çalar Müjganla
ben ağlaşırız.”

“Garson masa iyi manzarayı değiştir

Sırası mı mehtabın yıldızın yağmurun

Bu gece yalnızım onlar gelmeyecek.”

Attila İlhan şiiriyle bugün
bu kadar meşk yeter.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar
KARAR OKURU 27 Ağustos 2017 18:20
Gozleri gozlerime degdiginde Felaketim olurdun aglardïm. Acaba diyorum siyasiler,kose yazarlari bir haftaligina hadi bir gunlugune olsun siir okusalar,ulkeme siirle baksalar nasil olur?imkansizi istedigimi biliyorum lakin siirin insani incelten naif bi tarafi vardir.ismet ozele gore siir"seviye "tesbitiymis.evet attilla ilhan solcu beyaz turk ama yerli bir beyaz.bizden olmamakla beraber bizim gercegimizle barisik bir aydin tipi, topragi bol olsun
Niçe 27 Ağustos 2017 11:58
“Ne kadınlar sevdim zaten yoktular.” Allah'ım bu nasıl bir dize!..
Akif 27 Ağustos 2017 11:45
Erdoğan, Atilla İlhan öldüğünde, Meclis'teki konuşmasına onun bir şiirini okuyarak başlamıştı. Ben de, o Erdoğan'ı, özledim.
Akif 27 Ağustos 2017 13:42
0
Yaptığım fahiş bir hata. ÖZÜR DİLERİM. Nasıl da, Atilla diye, yanlış yazmışım, şiiri gibi, adı da özel olan büyük şairin ATTİLA olan ismini. Bu hata sevgili Gökhan Özcan'ın şu satırlarını hatırlattı bana ya da sevgili Gökhan Özcan'ın unutamadığım şu satırları yaptığım hatayı kendimin görmesine vesile oldu : "Nerede buruşturulup atılmış bir 'y' harfi görsem Cemal Süreya geliyor aklıma. Ve nerede eksik bir 't' harfi görsem Attila İlhan'dan şüpheleniyorum.” Belki bu vesile, Yusuf Ziya'nın aklına Cemal Süreya'yı getirir de, haftaya da onu okuruz.
KARAR OKURU 27 Ağustos 2017 05:04
Hayata turkcenin sinirlariyla bakmak zorunda olmayan biri olarak kendimi turkcede en tatmin olmus hissettigim alan turk siiridir. Bir tek bu konuda bildigim diger diller turkceyi gereksizlestiremiyor. Komedi eglence siyaset felsefe roman her ne olursa olsun her alanda hic bir turkce eser bana ingilizce ispanyolca ve arapcada bulabilecegim seylerden daha cazip gelmiyor ama siir oyle degil. Ozluyorum turkce siirleri. Diger dillerdeki guzel siirler turkcenin siirlerini golgede birakmiyor. Attila ilhan da bu sairlerden biri. Turkceyi guzellestiren adamlardan biri.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN